Global Times

Editorün notu: Financial Times’ın yardımcı editörü Philip Stephens “Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) özel ilişkisinin hem ortağı hem de mahpusu” başlıklı yazısında, Brexit sonrası dönemde Britanya’nın ABD ile ilişkilerinin “daha az ortaklık ve daha fazla hapis” haline geldiğini yazdı. ABD müttefikleri bu eşitsiz ilişkilere devam edecek mi? ABD Başkanı Joe Biden aslında ABD’nin müttefikleri ile ilişkilerini ne kadar onarabilir? İki Çinli uzman bu konularda Global Times ile görüşlerini paylaştı.

“İTTİFAK ÇIKAR HESAPLARI ÜZERİNE KURULUR”

Prof. Shen Yi, Fudan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Kamusal İşler Fakültesi’nde öğretim üyesi

Birleşik Krallık’ın ABD ile ilişkilerinden “hapis” diye bahsetmek bir dereceye kadar anlamlıdır. Britanya geriliyor. Kullanılabilir kaynakları ve bağımsız bir politika sürdürme alanı azalıyor. Brexit’ten önce Britanya hem ABD hem de AB’ye  birçok küresel konuda etkisini ve varlığını kanıtlamak ve iki tarafla ilişkilerinde daha fazla pazarlık kozu elde etmek için güvenebilirdi. AB’den ayrıldığı için, Britanya uluslararası sahnede oynayacağı rol için ABD’ye daha fazla dayanmak zorunda. “Hapis” deyimi Londra’nın Washington’la özel ilişkisi ile sakinleştirildiği anlamına geliyor.

Neredeyse bütün müttefikleri, ABD ile ilişkilerinde böyle bir eşitsizlik yaşıyorlar. Aslında bir ittifak asıl olarak çıkar hesapları üzerine kurulur. Bu ülkeler ABD ile ittifaklarından yarar sağlayabildikleri sürece, ittifaktaki konumları ile çok fazla ilgilenmezler. Ama yakın bağları, “Önce Amerika” politikasını başlatan Trump yönetimi döneminde zayıfladı. Biden ittifakları tamir etme sözü verse de, şimdiye kadar yaptığı gibi yapmaktan başka bir şey değil. Yıpranmış ilişkileri düzeltmek için herhangi bir önemli çaba göstermedi.

Soğuk Savaş’tan bu yana önemli değişiklikler oldu. ABD’nin ittifakları ABD’nin liderliğini her ne pahasına olursa olsunlar körlemesine kabul etmeyecekledir. Şu anda, Çin’in yükselişi ve daha fazla uluslararası sorumluluk üstlenme isteği ile birlikte, bu müttefikler Çin’den birçok küresel soruna çözüm sunması ve onlara daha fazla ekonomik kazanım sunması konusunda yüksek beklenti içindeler. Bu şartlarda, bu ülkeler ABD’nin Çin’ karşı çıkmasını kör bir biçimde takip edemezler. Yine de, ABD ittifakını 60 yıl boyunca sürdürdü ve müttefikleri bu ittifaktan yarar sağlamayı umuyor. Bu nedenle, bu ülkeler ABD ile ittifaklarını sona erdirmeyecekler ama böyle bir ilişki zayıfladı.

TRUMP’IN BAŞKANLIĞI DÖNEMİNDE ABD İTTİFAK SİSTEMİNE BİR SERİ DARBE ALDI

Yuan Zheng, Çin Sosyal Bilimler Akademisi Amerikan Araştırmaları Enstitüsü direktör yardımcısı ve üst düzey araştırmacısı

Tarihsel nedenlerle ABD, Birleşik Krallık ile Avustralya ya da Kanada’dan daha özel bir ilişkiye sahip. Zaman değiştikçe, Britanya eşit konumunu kaybetti. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra, ABD’nin egemen olduğu ve Birleşik Krallık’ın takipçi olduğu dengesiz ilişki bugüne kadar değişmeden geldi. Brexit’ten sonra Londra, Washington’a daha bağımlı hale gelmiş görünüyor ve böylece ona daha da yakınlaşıyor.

Trump’ın başkanlığı döneminde ABD ittifak sistemine bir seri darbe aldı. Bunun sonucunda birçok ABD müttefiki tatminsiz hale geldi. Birleşik Krallık, Avustralya ve Kanada dışında, diğer ABD müttefikleri daha bağımlı hale geldi. Bu arada, Washington daha fazla uluslararası sorumluluk ve güvenlik sorumluluğu üstlenmeyi reddetti. ABD müttefiklerinin çoğu eğer seçenekleri olursa Çin’e karşı ön cephede yeralmazlar.

Müttefiklerinin ABD’ye bağımlılığı azalıyor ama ABD stratejik çevrelerinde ana akımı sesler ittifak sisteminin ülkenin egemenliğini sürdürmesinde ve dolayısıyla uluslararası ilişkilerde hayati bir rolün eksen noktası olduğuna inanıyor.

Biden yönetimi müttefiklerle koordinasyonu vurguladı. Birçok Avrupalı liderler bu yeni alanda ABD’den büyük beklentileri olduğunu gösteriyor. ABD’nin geçmişte olduğu kendilerini desteklemeyeceğini bilmelerine rağmen, gelişmiş trans-Atlantik ilişkilerinden yanalar. Biden yönetimi trans-Atlantik ittifakında Trump’ın bıraktığı çatlakları onarmaya çalışacak. Örneğin Biden, sadece eski Demokratik Obama yönetiminin bir mirası olduğu için değil, aynı zamanda Avrupa konuya büyük önem verdiği için iklim değişikliği ile mücadele etmek için fiilen çaba gösteriyor.

Eğer Biden daha az saldırgan bir tutumla Avrupa ülkeleri ile çok taraflı konularda konuşmaları güçlendirebilirse, Avrupalılar muhtemelen Amerikalarla ilişkilerini geliştirirler. Ancak iki taraf için eski iyi zamanlara geri dönmek zor. Her iki taraf da yeni durumun ortaya çıkardığı kendi ihtiyaçları temelinde ilişkilerini yeniden şekillendirecek.