CGTN / Dennis Etler

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kendisini “özgürlük ve demokrasinin” küresel şampiyonu olarak göstermeye çalışıyor. Peki, bu kelimeler ABD tarafından kullanıldığında gerçekten ne anlama geliyor?

Tarih, ABD özgürlükten bahsettiğinde, kendi istediklerini yapma özgürlüğünden gerçekten bahsettiğini ve demokrasi hakkında konuştuğunda, aslında kendi taleplerini karşılayan ve emirlerini uygulayan rejimlerin kurulmasını kastettiğini gösteriyor.

Bazı örneklere bakalım. Amerika, arka bahçesinde emirlerini yerine getiren askeri cuntalar kurmak için birbiri ardına darbeleri sahneye koydu. İnsanlar gerçek özgürlük ve demokrasi talep etmek için ayağa kalktığında, ABD ayaklanmalarını bastırmak için paralı askerleri ve ölüm mangalarını destekliyor. Eğer her şey başarısız olursa, ABD yoluna çıkan herkesi istila edecek ve iktidardan uzaklaştıracaktır.

20. yüzyıl boyunca ve 21. yüzyıla doğru, bu oyunu Küba, Nikaragua, El Salvador, Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Grenada, Guatemala, Honduras, Panama, Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Bolivya, Peru, Şili, Arjantin ve Brezilya’da gördük. Yalnızca Amerikan yanlısı bir siyasi güç kurulduğunda, bir ülke özgür ve demokratik kabul edilir.

ABD KENDİSİNİ “ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİNİN” KÜRESEL ŞAMPİYONU OLARAK GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Okyanusya ne olacak? 1700’lerin sonlarında Batı temasından sonra, Hawaii hastalık yüzünden yok oldu. ABD, 1898’de Hawaii’yi ilhak ettiğinde, yüz binleri bulan yerli nüfus, yaklaşık 30 binlere düşmüştü. Hawaii’de şimdi sadece 8 bin yerlinin kaldığı tahmin ediliyor. 1960’ta devlet olunca, özgürlüğü ve demokrasiyi kim kazandı? Elbette hayatta kalan birkaç Hawaiili değil.

İspanyol-Amerikan Savaşı’ndaki zaferin ardından 1898’de Amerika’nın Filipinler’i fethi, ABD birliklerinin Filipin Bağımsızlık Savaşı’nı bastırmasına ve 1 milyon Filipinlinin soykırımına yol açtı. Filipinler, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ancak 1946’da bağımsızlığını kazandı. ABD’nin Filipinler ve Japonlardan fethettiği diğer adalardaki etkisi, Amerikan tarzı özgürlük ve demokrasinin bir başka örneği olarak bugüne kadar çok etkin kaldı.

Doğu Asya’da ABD’nin özgürlük ve demokrasisinin ihracatı Kore Savaşı’na, Güneydoğu Asya’da ise Vietnam savaşına ve Vietnam, Laos ile Kamboçya’nın yıkılmasına yol açtı. Amerikan özgürlüğü ve demokrasisi adına milyonlarca insan öldü ve sakat kaldı. Bu arada, ABD 1965’te, Endonezya’da 1 milyon kişinin katledilmesine neden olan bir darbeyi destekledi.

Daha sonra Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Asya’ya geçebiliriz. Buralarda ABD’nin özgürlük ve demokrasi ihracatının sonucunu anlatmaya ihtiyacım yok. Onları Amerikan tarzı özgürlük ve demokrasi adına kurtarmak için birbiri ardına milletler yok edildi. ABD, özgürlük ve demokrasi ihracatında savaş ve istikrarsızlık dışında ne yaptı?

ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ YURT DIŞINDAN İTHAL EDİLEMEZ

ABD’nin dünya çapında özgürlük ve demokrasi arayışının, sadece bölgesel ve küresel hegemonya arayışının bir perdesi olduğu görülebilir. Bir ülke ABD üslerine izin veriyorsa, sözde “özgür dünyanın” bir parçası olarak kabul edilir. Amerikan yanlısı bir hükümeti varsa ya demokratik kabul edilir ya da Amerikan onaylı demokrasisinin eksikliği fark edilmez. Aslında ABD, “demokrasi” olarak gördüğü şeyin en temel yönlerinden yoksun her türden hükümeti destekliyor, bu yüzden ona olan desteği inandırıcı gelmiyor.

Amerika’nın dünya çapındaki “özgürlük ve demokrasi” arayışının sonucu ne oldu? Milletler ardı ardına harabeye, vatandaşları da yoksulluğa düşürüldü. Gereksiz yere hayatını kaybeden her Amerikan askerine karşılık, 100 “düşman” askeri ve sivil hayatını kaybetti. Amerikan “özgürlük ve demokrasi” armağanını almak yerine, karşılığında ölüm ve yıkım aldılar. ABD, birkaç bin savaş ölümünün yasını ciddi törenlerle tutarken, ABD önleyici saldırı savaşlarının kurbanları on milyonları buluyor ve onları katleden Amerikalılar tarafından fark edilmiyor ve unutuluyor.

ABD emperyalizmini savunanlar dışında hiç kimse onun “özgürlük ve demokrasi” çağrısını ciddiye almamalıdır ve bunu yapanlar ya hayal dünyasında yaşıyorlar ya da tamamen yalancılardır. Gerçek özgürlük ve demokrasi ancak herhangi bir ulusun halkının kendi kaderini tayin etmesi ile kurulabilir.

Özgürlük ve demokrasi yurt dışından ithal edilemez veya empoze edilemez. Sadece kendi kaderlerini şekillendirmeye çalışan insanların kendi mücadeleleriyle gelişebilir.