Haber: Gökhun Göçmen

On yedi ABD’li istihbarat kurumu yayınladıkları yıllık rapor ve Senato’daki ifadeleri ile Çin’i öncelik sıralamasının başına yazdı. ABD’nin hedefindeki Çin’de ise kurumlar yerel aktörlere odaklanan “renkli kalkışma” tehdidine dikkat çekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisi (ODNI) yıllık istihbarat raporunu salı günü kamuoyuna duyurdu. Beyaz Saray’ın yeni sahibi Joe Biden yönetimi için ilk kez hazırlanan raporda ABD’nin önündeki meydan okumalara odaklandı.

Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, İran ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) sırasıyla tehdit olarak sıralandığı raporda “Beijing, Moskova, Tahran ve Pyongyang yönetimleri pandemiye karşın kapasitelerini ve ABD ile müttefikleri pahasına çıkarlarını derinleştirme arzularını kanıtladılar.” denildi.

On yedi istihbarat kurumunun katkılarını içeren raporda, terörizm ve uyuşturucu kaçakçılığı türünden geleneksel tehditlerin yanı sıra iklim değişikliği, ekolojik kriz ve göç dalgası gibi yeni başlıklar da yer alıyor.

“ÇİN YENİ BİR DÜZEN PEŞİNDE”

İlk kez eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde gizliliği kaldırılarak servis edilen raporun bu yılki versiyonunda Çin yönetimi, küresel ve bölgesel faaliyetleri, askeri ve nükleer kapasitesi, uzay çalışmaları, siber saldırı yetenekleri ve istihbarat etki alanı açısından masaya yatırıldı.

“Çin, özellikle ekonomik, askeri ve teknolojik olarak ABD’ye çeşitli alanlarda meydan okuyor ve küresel normları değiştirmeye zorluyor.” ifadelerinin kullanıldığı raporda, Çin’in Covid-19’a karşı verdiği etkili yanıtları kendi sisteminin “üstünlüğü” olarak tanıttığı ileri sürüldü.

ABD’li istihbarat kurumlarının raporunda Çin’e dair kapsamlı bir değerlendirme bulunuyor.

Rapora göre, Washington yönetimi ile olan rekabeti “jeopolitik yer değiştirme” ve kendisine dönük hamleleri “Çin’in yükselişini kuşatma çabası” olarak okuyan Beijing yönetimi bu nedenle Batı’ya daha az bel bağlayan siyasete yöneldi.

“ABD ÜSLERİ RİSK ALTINDA”

Çin’in askeri kapasitesini artırdığını ve nükleer cephaneliğini “iki katına” çıkarabileceği tahmininde bulunan raporda, askeri gerilim alanları olaraksa Güney Çin Denizi ve Taiwan belirlendi. Beijing’in Taiwan adası ile bütünleşme çabalarından vazgeçmeyeceği itirafında bulunulan raporda “Çin Halk Kurtuluş Ordusu (ÇHKO) Roket Gücü’nün kısa, orta ve uzun konvensiyonel sistemleri ABD ve müttefiklerinin üslerini tehlikeye atacak kapasiteye sahip.” değerlendirmesi yer aldı.

Çin’in Doğu Asya ve Pasifik bölgesini doğal etki alanı olarak gördüğünü iddia eden raporda ayrıca Beijing yönetiminin küresel bağlamda Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nde ısrar edeceği kaydedildi.

ÇİN KARŞITI 2 BİN SORUŞTURMA

Amerikan istihbarat kurumları kamuoyuna servis ettikleri raporun ardından mesailerine Senato’da verdikleri ifadeler ile devam etti. ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, çarşamba günü Senato’nun İstihbarat Komitesi’nde Covid-19’un kaynağı konusunda Çin’i suçlamaya devam edeceklerinin sinyalini verirken, Federal İstihbarat Direktörü (FBI) Christopher Wray Çin karşıtı 2 bin civarında soruşturma açtıklarını belirtti. Wray, an itibarıyla her 10 saatte bir yeni soruşturma dosyasının açıldığını sözlerine ekledi.

Ulusal İstihbarat Ajansı (NSA) Direktörü General Paul Nakasone ise Çin’in “şifre tahminleri” gibi geleneksel siber saldırıların ötesinde sofistike hamlelerle ABD’yi hedef aldığı suçlamasında bulundu. Aynı zamanda ABD Siber Komutanlığı’na da başkanlık yapan General Nakasone, daha güçlü yetkiler talep etmediğini ancak yasal mevzuatta karanlıkta kalan yerlerin ele alınması gerektiğini söyledi.

ÇİN’DE GÜNDEM: RENKLİ KALKIŞMALAR

ABD siyasi çevrelerinde Beijing karşıtı istihbarat faaliyetleri devam ederken, Çin kamuoyu ise Altıncı Ulusal Güvenlik Eğitimi Günü vesilesiyle ülkeye dönük tehditlerin geçirdiği dönüşümü tartışıyor. Kısa süre önce Çinli makamların kamuoyuna duyurduğu kimi ulusal güvenlik davalarını inceleyen uzmanlar yeni dönemde istihbarat faaliyetlerinin doğrudan siyasi istikrara sabotaj hedefi taşıdığını düşünüyor.

Çin kamuoyu, Batı destekli “renkli devrimleri” Ulusal Güvenlik Eğitim Günü vesilesiyle gündemine aldı.

Çin’in Global Times gazetesine isminin gizli kalması şartıyla konuşan bir uzman değişen istihbarat paradigması ile ilgili olarak şu bilgileri verdi:

“Ekonomik ve askeri istihbaratı hedef alan düzenli espiyonaj faaliyetleri normalde ilgili ülkelere Çin ile müzakere ya da rekabette yardımcı olması için icra edilir. Buna karşın “renkli devrimler” bizim istikrarımızı ve kamu huzurunu bozmayı amaçlayarak siyasi güvenliğimizi hedef alıyor. Dolayısıyla bu, daha ciddi ve yıkıcıdır. Irak savaşından sonra ABD ve müttefikleri sahaya doğrudan asker indirmekte isteksiz hale geldi. Zira doğrudan operasyonlar asker kayıpları ve tahmin edilemeyen maliyetlere neden olur. Buna karşın sosyal medyayı kullanarak, sivil toplum ve diplomatları organize ederek, yerel halkı eğiterek, fonlayarak ve örgütleyerek hükümete karşı ayaklandırmak daha az maliyetlidir ve daha kolay kaos yaratır. Benzer hadiseleri Suriye, Libya, Venezuela, Ukrayna ve Belarus’ta gördük. Buradaki ana aktörler Batılı vekilleri tarafından yönlendiren yerel halktı.”

ÇİN TARTIŞIYOR: KİM BU YEREL UNSURLAR?

Çin’de kurumlar ve uzmanlar yeni dönemde yerel aktörlere öncelik veren istihbarat faaliyetlerinin Hong Kong ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi özelinde yoğunlaştığının altını çiziyor. Çin Dışişleri Bakanlığı geçen hafta ABD’li elçinin Uygur ayrılıkçıları ile buluştuğunu anımsatmış ve eski FBI çevirmeni Sibel Edmons’un “Xinjiang Çin’in enerjisinin ana damarıdır. Çin’de kademeli olarak cinsiyet ve ırk kartları oynamak istiyoruz.” itiraflarının yer aldığı videoyu servis etmişti.

ABD’li yetkili videoda, “İnsanları asla önemsemiyoruz. Özür dilerim, İnsanlar hedeflerimize ulaşmak için kullanılmadıkça çıkarlarımıza ait değiller.” dedikten sonra “Çin, oyunun asılını iyi biliyor ve tuzağa düşmüyor.” diye eklemişti.

Öte yandan Beijing yönetimi “renkli devrim” provası olarak gördüğü şiddet içeren Hong Kong eylemlerine karşı ise ulusal güvenlik yasasını devreye sokmuştu. Çin’de sona eren İki Toplantı’da alınan karar uyarınca milli güvenliğe tahdit içeren aktörlerin siyasi hayata katılması imkânsız hale getiriliyor.