Haber: Mehmet Kıvanç

İsrail’de yeni koalisyon süreci, İran’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Viyana’da nükleer müzakere, şüpheli kazalar, ABD istihbaratının kadrajındaki Venezuela’ya doğru giden İran gemisi… 10 Haziran, nükleer müzakerede, 14 Haziran ise Tel Aviv’deki koalisyon mücadelesinde sonuçların belli olacağı tarihler. Her biri diğerini destekleme veya sabote etme ihtimalini taşıyan ABD, İran, İsrail üçgeninde şekillenen bu gelişmeler, bölgenin yakın geleceği bakımından kritik önemde.

İran, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı yeniden müzakere ettiği dönemde meydana gelen sabotaj ve kazalar serisine yenileri eklendi. İran donanmasının en büyük bileşeni olan Khark adlı gemi Umman Körfezi yakınlarında battı. Bu olayın ardından başkent Tahran yakınlarındaki Şehid Tongunyan rafinerisinde de yangın çıktı.

Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı “Dünya Postası” programına konuk olan Ulusal Kanal İran Temsilcisi Yakup Aslan, “İran içinde gerçekleşen sabotaj eylemlerinde Mossad’ın parmağı olduğunu biliniyor.” ifadesini kullandı. Aslan, “İki yangının birbiriyle ilgisi var mı?” sorusuna ise önceki olayları hatırlatarak “Sabotaj ihtimali var.” dedi.

Khark gemisinin 2011 yılında Süveyş kanalından geçmesi, Tel Aviv tarafından “provokasyon” olarak nitelendirilmişti.

Khark adlı ikmal gemisi İngiliz Swan Hunter Tersanesi’nde İran’a satılmak üzere üretildi. 1977’de denize indirildi. 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi’nin ardından İngilizler tarafından el konuldu. Gemi,1984 yılında İran’a teslim edildi.

“NÜKLEERDE KRİTİK TARİH 10 HAZİRAN”

18 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan İran’da en önemli dış siyaset başlığı ise ABD yürütülen nükleer müzakereler. Tahran’da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı ardından konuşan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “ABD ile temel meselenin çözüldüğünü” söyledi.

İran’ı yakından takip eden gazeteci Aslan, nükleer müzakere süreciyle ilgili şunları kaydetti:

“İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçı’nın İran’a yönelik yaptırımların tamamının ya da büyük bir kısmının kaldırılacağı yönünde görüşme sürecine yönelik açıklamaları oldu. 10 Haziran’a kadar kritik bir süreç var. Nükleer anlaşma sürecindeki başarı ya da başarısızlık seçim sonuçlarını etkileyecektir.”

ABD’nin İran ile nükleer müzakere masasına oturmasına en büyük itiraz İsrail’den geliyor. İran’ın bölgesel rakibi olarak tanımlanabilecek olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) de nükleer müzakere sürecinden memnun değil. İran yönetimi, hem Trump döneminde hem de Biden iş başına geldikten sonra meydana gelen yangın, patlama sabotaj ve nükleer programda yer alan isimlere yönelik saldırılardan İsrail’i sorumlu tutmuştu. İran geçen nisan ayında Kızıldeniz’de demirli bulunan bir gemisinin de mayınlarla hedef alındığını açıklamıştı.

Netanyahu’nun iktidarını kaybettiği takdirde yargılanmasının söz konusu olduğunu belirten Aslan, bu hassas süreçte İran’a yönelik kışkırtmalar olabileceğini belirterek, İran’a yönelik çeşitli planların ABD tarafından engellendiğine ilişkin yorumlar olduğunu da aktardı.

Yakup Aslan, sözlerine şöyle devam etti:

“ABD Dışişleri Bakanı Blinken’ın son ziyaretinde İsrail Savunma Bakanı ve askeri yetkililere olası saldırı hakkında ikazda bulunduğuna dair İsrail’de yazılan makaleler var.”

Blinken’ın geçen hafta İsrail’i ziyaretinin ardından İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Washington’a giderek tekrar ABD’li yetkililerle görüştü.

“SÜREÇTE EN KRİTİK ÜLKE ÇİN

Anlaşmaya ilişkin Amerika’nın düzeltme talepleri olduğunu da belirten Aslan, “İran tarafı düzeltme yapabilmek için de masada olmanız gerekir diyor” sözleriyle Tahran’ın duruşunu özetledi. Aslan ayrıca Washington’ın İran’ın diğer askeri faaliyetlerini ve balistik füze programını anlaşmaya dâhil etmeye çalıştığını vurguladı.

“Çin Halk Cumhuriyeti bu süreçte en önemli ülke.” diyen Aslan, gerekçesini ise şöyle açıkladı:

“Çin, İran’la 25 yıllık stratejik iş birliği sürecini başlattı. Hükümetler değişse bile devlet tarafından bu anlaşma uygulanacak. İran, Batı’ya ‘benimle anlaşmazsanız, Çin ve Rusya ile yolumda yürümeye devam edeceğim’ mesajını verdi.”

“SEÇİMLERDE EN ÖNEMLİ KONU KATILIM”

İran’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri 18 Haziran’da yapılacak. Anayasa Koruyucular Konseyi altı adayın seçimlere katılmasına onay verdi. Eski Meclis Başkanı Ali Laricani’nin adaylığının kabul edilmemesi ise reformcuları destekleyen kesimlerin sandığa olan ilgisini azalttı. İran Dini Lideri Ayetullah Hamaney de Twitter hesabından ayet paylaşarak İranlıları oy vermeye çağırdı. Hamaney’in, adaylığı kabul edilmeyen bazı isimlere “haksızlık” yapıldığını kaydeden açıklamalarından sonra ise Anayasa Koruyucular Konseyi Sözcüsü, “Konsey bu konudaki görüşünü kısa süre içinde açıklayacak.” dedi.

Gelişmeleri değerlendiren Aslan, reformcuların desteklediği Ali Laricani’nin, Anayasa Koruyucular Konseyi’nin alacağı yeni bir kararla seçim yarışına dâhil olabileceğini bildirdi.

Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İranlı seçmen devrime sahip çıkmak ve dünyaya mesaj vermek için sandığa gidiyor. Fars Haber Ajansı tarafından yapılan anketlere göre ise bu seçimde katılım oranı yüzde 30 ila 40 bandı arasında seyrediyor. Bu oran Avrupa ülkeleri için normal ama İran için düşük. Önceki seçimlerde katılım yüzde 78’di. Güçlü reformcu adayların seçim yarışında olmaması da bu oranların düşük olmasının bir nedeni.”

İRAN’DAN VENEZUELA’YA GİDEN GEMİ

Yakup Aslan, ABD ile İran arasında yeni kriz dinamikleri olduğunu da dile getirerek sözlerini şöyle noktaladı:

“İran’dan Venezuela’ya büyük bir gemi gidiyor. ABD istihbaratının geminin silah ve füze yüklü olabileceğine ilişkin öngörüsü var. Bu gemide 7 adet yüksek hızlı hücum botu da var. Önümüzdeki günlerde bu gemi meselesi İran ile ABD arasında başka bir diplomatik krize neden olabilir.”