CGTN / Wang Jin

İran Nükleer Anlaşması’nın yeni bir önemli fırsatı bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD’nin İran ve 2015 İran Nükleer Anlaşması’nın diğer imzacıları ile bir toplantıya katılacağını söyledi. Bu açıklama, ABD’nin, İran’ın Nükleer Anlaşmaya geri dönüşünün Washington ile Tahran arasındaki herhangi bir görüşmenin ön koşulu olması gerektiği şeklindeki tutumunu değiştirdiğini ve Trump yönetiminin iki yıl önce çekilmesinin ardından anlaşmanın yeniden tesis edilmesi için yeni fırsatların önünü açtığını gösteriyor. 

Price’ın açıklamasından önce Washington ile Tahran bir açmaz ve tıkanıklık yaşıyordu. Trump yönetiminin 2018’de Nükleer Anlaşma’dan çekilmesinden ve özellikle 2020’nin başlarında İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu Generali Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Washington ile Tahran’ın pozisyonları büyük bir muhalefet içindeydi.

İran, ABD’nin Nükleer Anlaşma’dan çekilmesinin ülkede ekonomik zorluklar ile krize yol açtığını ve ABD’nin görüşmelere devam etmeden önce zararlarını telafi etmesi gerektiğini savunuyor. Bu arada Washington, Tahran’ın 2019’dan sonra Nükleer Anlaşma’dan aşamalı olarak çekilmesinin nihayetinde anlaşmanın etkisini kaybetmesine neden olduğunu ve Tahran’ın Washington ile görüşmeden önce geri dönmesi gerektiğini öne sürüyor. Bu nedenle, Price’ın Washington ile Tahran arasında görüşmeler yapılabileceğine dair açıklaması, iki ülke arasındaki teması kolaylaştırmak umuduyla Biden yönetiminin verdiği önemli bir taviz olduğunu gösteriyor. Buna rağmen engeller devam ediyor.

Birincisi, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler ve doğrudan temaslar kolay olmayabilir. Washington’ın, Tahran’la temasa geçmeye istekli olduğunu ifade etmesine rağmen, İran’da buna muhalefet ediliyor. Trump yönetiminin yıllarca uyguladığı yaptırımlardan ve “azami baskıdan” sonra, Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Cevad Zarif liderliğindeki ılımlı hükümet, sert ve muhafazakâr grupların hakim olduğu parlamentodan gelen zorluklar ve muhalefetlerle karşı karşıya bulunuyor.

WASHINGTON İLE TAHRAN ARASINDAKİ GÖRÜŞMELER ESKİ SORUNLARLA KARŞILAŞACAK

Pek çok İranlı sertlik yanlısı ve muhafazakâr politikacı için, Trump yönetiminin uyguladığı yaptırımlar, ABD’nin hâlâ İran rejimini devirme niyetinin barındığını ve birçoğunun ABD’ye güvenmediğini gösteriyor. Bazıları, İran’ın ABD tehditlerine karşı  caydırıcı olmak için nükleer bomba üretmesi gerektiğine inanıyor. Ruhani’nin başkanlık döneminin bu yıl sona ereceği göz önüne alındığında, hem tutucular hem de muhafazakârlar kendi cumhurbaşkanlarına sahip olmayı umuyorlar. Ruhani ve ekibi için, İranlıları ABD ile müzakerelere başlama ihtiyaçları konusunda ikna etmek için daha fazla sabra ve zamana ihtiyaçları var fakat Ruhani’nin az zamanı kaldı.

İkincisi, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler eski sorunlarla karşılaşacak. ABD, Tahran’ın Nükleer Anlaşma’ya geri dönmesinin ve bu anlaşmaya uymasının, ikisi arasındaki görüşmelerin ön koşulu olmayacağını öne sürse de, kapatılması zor olan boşluklar var. Washington, İran’ın zararlarını telafi etmeyecek çünkü 2018’de İran’a yaptırım uygulayan Biden değil, Trump yönetimiydi; Tahran ise ABD telafi edene kadar Nükleer Anlaşma’ya tam olarak uymayacak.

Görüşmelere ilk kimin başlayacağı artık bir ön koşul değil ama atılım için bir engel olacak.

Son olarak, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler, Washington’ın Orta Doğu müttefiklerinin güçlü muhalefetiyle karşılaşacak. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail için İran tehdidi baskı yapıyor. ABD, Orta Doğu müttefiklerinin onayı olmadan İran’la anlaşma yapamaz. Suudi Arabistan, İsrail ve BAE için İran tehdidi yalnızca Tahran’ın nükleer yeteneklerinden değil, aynı zamanda füze programlarından ve bölgesel etkisinden de kaynaklanıyor. ABD’nin İran ile görüşmelerde ve temaslarda müttefiklerine danışması gerekiyor.

ABD ile İran arasındaki görüşmeler önemli bir fırsat, çünkü görüşmeler yapılmadan hiçbir şey olmayacak. Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler çeşitli muhalefetlerle karşı karşıya kalırken, herhangi bir atılım için sadece İran ve ABD’nin değil, tüm tarafların çabaları gerekiyor.