CGTN / Freddie Reidy

Başkan Joe Biden’ın yeni yönetimi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İran ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcını büyük ölçüde tetikledi. Buna rağmen resmen Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen İran nükleer anlaşmasında, Paris Anlaşması ile Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) yeniden katılmaya benzer bir politika yönünde ani ve köklü bir değişime tanık olunmadı. Gerginlikler yine artıyor gibi görünüyor. Bu artan gerilimin arkasında ne var ve bir anlaşmayı zorlayabilir mi?

Mevcut çıkmazın çoğu, usullerle ilgili meselelerden oluştu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatipzade’nin “Unutmayın Trump odadan ayrıldı” vurgusunun gösterdiği gibi İran, Başkan Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesinden bir yıl sonra, 2019’dan beri JCPOA ile olan uyumunu azalttı. Bu kapsamda Tahran, anlaşmadaki taahhütlerini ilk önce bozanın ABD olduğunu ve bu nedenle ABD’nin İran’ın JCPOA’ya uymasından önce yaptırımları kaldırması gerektiğini savundu.

Anlaşmanın ek protokollerinin sona ereceği 23 Şubat tarihi yaklaşırken, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’tan oluşan anlaşmanın Avrupalı imzacıları, İran’ın taahhütlerine uyması çağrısında bulunan bir bildiri yayımladılar. Bunu üst düzey AB diplomatı Enrique Mora’dan, Birliğin tüm tarafları müzakerelere davet etmeye hazır olduğunu ve eğer anlaşma kurtarılacaksa bunun “kritik bir an” olduğunu ima eden bir tweet paylaşımı izledi.

Beyaz Saray, Obama döneminden bu yana görülenden daha büyük, ancak mütevazı bir jestle, aynı anda İranlı BM diplomatlarına yönelik sert seyahat önlemlerini kaldırırken, AB aracılı müzakerelere girme isteğinin sinyalini verdi. Biden ayrıca, Trump’ın İran’a yönelik Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının tamamının uygulanması taahhüdünü de sona erdirdi; bu, JCPOA’nın başarısız olması durumunda büyük olasılıkla geri çekilmesi olacak bir sistemdi. 

Anlaşmazlığın çözümlenmesindeki siyasi zorluğun bir işareti, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in  “Sözler ve vaatler işe yaramaz. Bu sefer diğer taraftan sadece eylem bekliyoruz.” diyerek kararlılığını göstermesi oldu. Hamaney, ABD yaptırımları kaldırırsa İran’ın “derhal” taahhütlerine geri döneceğini söyledi. Trump, balistik füze geliştirme veya diğer bölgesel konulardaki Amerikan endişelerini ele almadığı için JCPOA’yı oldukça eleştirmişti. Halefi seçim kampanyasını sürdürdüğü sırada anlaşmaya verdiği desteği dile getirdi, ancak şimdi Trump’ın geniş çaplı endişelerine sempati duyduğu görülüyor.

AVRUPA BİRLİĞİ MÜZAKERE OLASILIĞI KONUSUNDA İYİMSER OLMAYA DEVAM EDİYOR

Bununla birlikte, JCPOA, Rusya ile Çin’i de ortak imzacılar olarak kabul eden uluslararası bir anlaşmadır ve grup içinde, ortak hedefler üzerinde anlaşmaya varma veya istenmeyen sonuçlarla karşılaşma yönünde baskı olacaktır. Bu arada, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Müdürü Rafael Grossi, ajansının erişimi için bağımsız garantiler almak üzere 20 Şubat’ta Tahran’a geldi. Uçurumun sınırı olan 23 Şubat tarihi, anlaşmanın bütünlüğü içinde çökmesine yol açabilecekken, bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisinin “Bu adımı atmazsanız, durum sadece kötüden daha kötüye gidecek” öngörüsü de zihinlerde yoğunlaşıyor.

Potansiyel olarak bir seçim sistemindeki iç siyasi kaygılar nedeniyle kaynaklanan İran’ın sert duruşuna rağmen, AB müzakere olasılığı konusunda iyimser olmaya devam ediyor. The Guardian gazetesi, bir AB yetkilisinin “İran’ın, tüm ülkelerin masanın etrafında olduğu, JCPOA’yı tekrar rayına oturtmanın temeli olacak gayriresmi bir toplantı için herhangi bir pratik girişime hayır diyeceğini sanmıyorum.” açıklamasına yer verdi.

Bu arada, bir İran Hükümet Sözcüsü Reuters’e yaptığı açıklamada, İran’ın “hiçbir zaman nükleer silah peşinde koşmadığını” ve bunun ülkenin savunma doktrininin bir parçasını oluşturmadığını söyledi. Yükselen siyasi baskı atmosferine rağmen, bir kararda iyimser olmak için gerekçeler vardır. AB yapılanmasında istekli bir aracımız var, ABD görüşmeleri kabul etti ve İran yaptırımların kaldırılması halinde uymayı kabul etti.

Tarafsız bir duruş sergileyen Rusya’nın BM Büyükelçisi Mikhail Ulyanov, “Siz (ABD) ve İranlı meslektaşlarınız ve diğer JCPOA katılımcıları mevcut talihsiz durumdan çıkış yolunda pragmatik tartışmalara ne kadar erken başlarsanız o kadar iyidir” diyerek faydacı bir yol bulunmasını istedi. Ulyanov, ABD dışındaki veya İranlı imzacılar adına konuşarak şöyle devam etti: “Kimin ilk adımı atması gerektiği konusundaki çocukça tartışmalar kesinlikle ters etki yaratıyor. Sürecin dikkatlice senkronize edilmesi gerekiyor”.

Bu nedenle JCPOA’nın aşamalı olarak yeniden benimsenmesinin, güven ve iş birliği ölçülü bir hızda yeniden sağlanırken 23 Şubat uçurumundan kaçınarak, uygulanması gerekebilir. Retoriğin ötesinde, daha fazla bölgesel istikrara ve nükleer güvenliğe yol açacak uzlaşma bileşenlerinin varlığından umarız cesaret alabiliriz.