CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan Eylül 2021’de çekilmesinden sonra ABD ile Taliban arasında heyetler düzeyinde Katar’da yapılan ilk görüşmede, Kabil hükümeti ikili ilişkilerin normalleştirilmesi için ön koşullarını bildirdi ve bu dış politika hatalarının yükünü taşıyan Amerikan politika belirleyicilerinin hemen dikkatini çekti.

Görüşmelerin yapıldığı yerin sembolik önemi bu görüşmelerin hem çetin hem de açık politik çizgilere dayandığının reddedilemez gerçeği önüne geçemez. Biden yönetiminin görüşmelerin sonuçlarını destekleyen ayrıntıları dikkate alıp almayacağı, dünya istikrarlı bir Afganistan isterken, bir kez daha dış politika testi olacak.

Bu kez ABD heyetine CIA Başkan Yardımcısı David Cohen başkanlık etti. ABD yetkilileri için görüşme heyetinin başına CIA’yı yerleştirmenin amacı, Taliban ile terörizme karşı sıfır toleransla ilişkiye girmektir. Görüşmeler Kunduz’da IŞİD-H’nin üstlendiği ürkütücü bir terörist saldırının gölgesinde yapıldı. Yetkililer, egemen devletler ve uluslararası toplum kurumları, bölgesel ve küresel barış için Afganistan’dan temizlenmesi gereken IŞİD-H’yi hep birlikte kınadılar. Ancak sorun, Amerikan çıkarlarının Doha’da masaya konma tarzıydı. Bu tarz, Kabil hükümetinin Afgan ekonomisinin yeniden canlandırılması da dâhil meşru endişelerini tanımazken ulusal çıkarların peşinde koşulduğunu gösteriyor.

ABD HEYETİ İLE TALİBAN İLK KEZ YÜZ YÜZE GÖRÜŞTÜ

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri bakımından, Taliban’a tanınma ya da meşruiyet sağlamak değil, sadece El Kaide’nin potansiyel hareketleri ile Amerikalı ve yabancıların Afganistan’dan çıkarılması üzerinde konuşmaktı. Taliban Amerika’nın çıkarlarının Afgan halkının acılarına üstün olması gerektiğine ikna edilebilecek mi? Yanıt tam bir karmaşa durumunda.

İlk olarak, Taliban bu acil sorunların çabucak çözülmesi gerektiğini kabul ediyor. Ama grup Afganistan Merkez Bankası’nın 9,5 milyar dolarının serbest bırakılmasının ilişkilerin ilerlemesinin ön koşulu olduğunu açıkça belirtti, fakat bu şimdiye kadar CIA heyetinin çok az dikkatini çekti. Taliban’ın bu koşulsuz şartı nakit para sıkıntısı içinde, büyük ölçüde işsiz ve Birleşmiş Milletler’in (BM) kabul ettiği üzere insani bir kriz boyutlarındaki kronik bir yoksullukla karşı karşıya olan Afgan halkının acılarını ve ekonomik sıkıntılarının azaltılmasına bağladığına dikkat edin.

TALİBAN AFGANİSTAN’IN İÇ İŞLERİNE KARIŞILMASINI İSTEMİYOR

ABD hükümeti 64 milyon dolar ek yardımla birlikte insani yardım sağlarken, uygulanmaya devam eden yaptırımlar ve varlıkların dondurulması Taliban’ın görüşmelerin ikili ilişkileri yeniden kurmayı amaçlayan koordineli çabalardan çok bir CIA yapmacık tavrı olduğu görüşünü güçlendirdi. Taliban 2020 Doha Barış Anlaşması’nın şartlarının yeniden değerlendirilmesini ilişkilerin yeniden tanımlanmasının ayrılmaz bir parçası olarak görürken, ABD yaptırımların kaldırılmasını koşula bağlayarak Amerikan çıkarlarını garanti altına almaya çalışıyor.

Taliban’ın 1990’larda Afganistan’ı yönetmesindeki aşırılıklarla ilgili en ufak bir fikri olana herhangi bir tarihçi bu stratejinin uygulanmasının hiçe sayılma, iş birliğinin olmaması, ayak diremek ve her şeyden öte, küresel etkileri olacak şekilde ABD dış politika önceliklerinin açıkça reddedilmesiyle sonuçlanacağını kabul edecektir. Uluslararası toplum ABD ile Afganistan arasında daha uygulanabilir bir ilişki arzularken, toplantıdan sonra ortak bir çıkarlar açıklaması da yapılmadı. Müzakerelerin kapsamını Amerikan çıkarlarının sağlanmasına indirgemek sadece Taliban’ı yabancılaştırma riskini getirir. Ayrıca, Afgan ekonomisini canlandırma ya da koşulsuz yardım yoluyla onlarca yıllık müdahaleden kaynaklanan karmaşıklıkları ele alma konusu üzerinde az durmak, stratejik erdem eksikliğidir.

ABD’DEN İNSANİ YARDIM SÖZÜ

CIA heyeti Taliban’ın meşruiyeti ya da eylemlerinin, özellikle Kabil hükümetinin üst düzey kadroları hükümet yetkililerinin maaşları ve kamu hizmetlerinin masraflarının karşılanmasının nasıl tehlikeye girdiğini belirtmişken, Afgan halkının acıları pahasına gelmeyeceğini anlamak zorundadır. Dışişleri Bakan Vekili Emir Han Muttaki, hiç kimse istikrarsız bir ülkeden fayda görmeyeceği için Amerikan hükümetinden finansal zorluklara ilgi göstermesini rica ederken, bir yandan da hiçbir tarafın Afgan hükümetini zayıflatmak için çalışmaması gerektiği konusunda uyardı.

Buna ilaveten grubun, Amerikan vatandaşlarının tahliyesi gibi konularda ABD ile iş birliğine istekli olduğu, yapıcı angajmanı engelleyerek silahlı grupların etkisine kapılmadığı ortadadır. Dolayısıyla, ABD kendisini yine Doha’da sorunlu sularda seyrederken buldu, ki birçok uzman buna kendisinin neden olduğunu söyleyecektir. Eğer stratejik bir erdem gösterilmezse, Afgan halkının durumunun iyileştirilmesi için idare edilebilir bir ilişki tehlikeye girecektir ve biden yönetimi bunu ne kadar erken kavrarsa, o kadar iyi.