Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, Türkiye’nin ABD ile “diyalog dâhi kurumadığını” söyledi. Özülker’e göre, G 20 zirvesinden de bu anlamda büyük bir beklenti içine girmek hatalı. Deneyimli diplomat, 10 ülkenin büyükelçilerinin yayımladığı Osman Kavala bildirisinin ise “sınırı aştığını” vurguladı.

“BÜYÜKELÇİLER SINIRI AŞTI”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İsveç, Kanada, Norveç ve Yeni Zelanda’nın Ankara büyükelçileri kaleme aldıkları ortak bir bildiri ile Osman Kavala’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uyarınca “derhal serbest bırakılması” çağrısında bulundu. CRI Türk’te Dünya Postası programına konuk olan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, 10 ülkenin büyükelçisinin Osman Kavala davası hakkında yayımladığı bildiriyi eleştirdi.

“Siz bir ülkeye gittiğiniz zaman o ülkenin patronu değilsiniz.” sözleriyle açıklamaya tepki gösteren Özülker, diplomatların bulundukları ülkedeki görev tanımlarına ilişkin şu çerçeveyi çizdi:

“Diplomasiye uygun değildir, buna hakları da yoktur. Orada egemen bir ülke var. Sizin göreviniz bu ülke ile iyi ilişki içinde karşılıklı çıkar sağlayabilecek adımların atılmasını sağlamaya yöneliktir. İyi ilişki geliştirmek için bir büyükelçi vardır.”

“Büyükelçinin tenkit etme hakkı” bulunduğunu da kaydeden Özülker, buna karşın 10 ülkenin büyükelçilerinin Osman Kavala davası hakkında yaptığı açıklamanın bu hakkın sınırlarını aştığını vurguladı:

“Orada bir müessese var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bağlı olduğu bir Avrupa Konseyi (AP) var. Orada çağırırsınız Türk büyükelçisini girişiminizi yaparsınız. Türkiye’nin hataları yok mudur? Olabilir. Bu hataların diplomatik yoldan ortaya konabilecek çok büyük imkânlar ve hukuki zeminler var. Bunların hepsini aşıyorsunuz ve büyükelçiler olarak oturup ‘Ey Türkiye!’ diye başlıyorsunuz.”

“EGEMENLİĞE TECAVÜZDÜR”

Osman Kavala davası hakkında verilen AİHM kararı sonrasında Türkiye’de devam eden yargılama sürecinde bazı kusurların da bulunabileceğini belirten Özülker bu konuda şu görüşleri paylaştı:

“Türkiye’nin yaptığının doğru olmadığını ben de kabul ediyorum. Neden? Eğer siz Avrupa Konseyi üyesiyseniz ve AİHM’in kararlarını kabul etmiş konumdaysanız bunu yapmadığınız takdirde bir kusur olarak ortaya konulması gerekir. Bunda bir sorun yok. Ancak usül yönünden baktığınız zaman bu girişime, fevkâlade yanlıştır. Bir ülkenin egemenliğine tecavüzdür.”

“ABD DÜŞMANLIK GÖSTERİYOR”

Türkiye’de pek çok kesimin mevcut iktidar ve yönetimle ilgili eleştirileri bulunduğu ve bunun doğal olduğunu belirten Özülker, buradan hareketle Türkiye’nin hedef yapılmasına itiraz etti. Özülker, ABD Başkanı Biden’ın 2019 Aralık ayında New York Times’a verdiği mülakatta Türkiye’de hükümeti “muhalafete destek vererek değiştirme, seçimle Türkiye’de iktidarı devirme” yönünde mesajı verdiği mesajları anımsatarak şunları söyledi:

“Benim AKP’yi sevip sevmeyişim bir taraftır, diğer tarafta bir devlet başkanının oturup ‘seçimlere müdahale etmek suretiyle bunun sonucunu etkileyeceğim’ demesi kabul edilebilir değildir. ABD, gerçek anlamda düşmanlık göstermektedir, Türkiye’ye. Bugün Doğu Akdeniz’de Ege’de yaşadıklarımız da dâhil bütün bunların kabul edilebilir olması mümkün değildir.”

ABD İLE “DENGE” FORMÜLÜ BİTTİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi yoluyla ABD ile sorunları çözmeye çalıştığını söyleyen Özülker, “ABD ile ciddi bir şekilde diyaloğa girebilmek mümkün değil.” dedi.

Ekim ayı sonundaki Roma’da toplanacak G20 Zirvesi’nden çok büyük bir beklentisi olmadığını da vurgulayan Özülker, ABD ile bir başka dünya gücünü dengelemenin Türkiye açısından artık mümkün olmadığını bildirdi. Özülker, “Ben bunların artık geride kaldığını düşünenlerdenim.” ifadesiyle denge siyasetinin geçerli olmadığına işaret etti.

Suriye’de Türkiye’nin “kendi göbeğini kesmekten başka çaresi kalmadığını” düşünen Özülker, ABD’ye kıyasla Rusya ile diyalog mekanizmalarının canlı oluşuna dikkat çekti:

“(Vladimir)Putin’in çok ilginç bir sözü var; ‘Bizim ABD’ye göre çok önemli üstünlüğümüz var. Biz Türkiye ile diyalog yoluyla bu işleri çözebiliyoruz.’ dedi. Rusya ile bu diyalog bir şekilde devam ettirilebilir. ABD ile böyle değil. ABD ile diyalog yok. ABD ile konuşamıyosunuz.”