CGTN / Bradley Blankenship

Yeni Ay Yılı’nın başında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Biden’ın göreve gelmesinden bu yana ilk telefon görüşmelerini yaptılar.

Çin’in iç işleri ile ilgili sorunların ne yazık ki, Biden için bir öncelik olduğu görülüyor, ama iklim değişikliğinin de en azından iş birliği alanlarından biri olduğuna işaret etti. Bu duruş birçok analizcinin ABD yönetiminin bu konuda ilerleme konusundaki yolunu sorgulamasına yol açtı. Her şeyden öte, Washington’da birçok kişinin sorduğu gibi,  bu çok önemli konuda iş birliği yapmanın yollarını ararken aynı zamanda Çin’le “aşırı rekabet” uygulamak nasıl mümkün olacak?

Pekâlâ, şimdiye kadar yeni yönetim iklimi siyasi olmayan bir sorun olarak tutmaya çalışır gibi görünüyor. Başkan Biden’ın özel iklim temsilcisi John Kerry, 27 Ocak’ta yaptığı basın toplantısında, Washington’ın iklim değişikliği ile mücadele adına Çin’le farklılıklarından geri durmayacağına işaret etti. Kerry, “Bu sorunlar iklim ile ilgili hiçbir konu için pazarlık konusu olmayacaktır. Bu olmayacak ama iklim. Tek başına hayati bir konu.” dedi.

Kerry, Reuters haber ajansına göre, Paris Anlaşması’nın önemli mimarlarından olan ve sonradan Çin’in iklim sorunları özel temsilcisi olan, Çinli mevkidaşı Xie Zhenhua’yı ise bir “lider” olarak ve ülkesinin “yetenekli bir savunucusu” olarak tanımladı. Kerry ile Xie’nin 20 yıldır birlikte çalıştıkları ve birbirlerine çok iyi tanıdıkları belirtiliyor.

Kendi adına Xie, 2007 ile 2018 arasında Çin’in küresel iklim görüşmelerini yönetti ve kısa süre önce Çin’in özel iklim temsilcisi seçildi. Xie, 2014’deki ABD-Çin İklim Değişikliği Ortak Açıklamasında önemli bir rol oynadı. Bu, Paris İklim Anlaşması’nın imzalanması yönündeki ilk adım olarak görülmüştü.

Hem Çin hem de ABD, -çoktandır örgütlü insan yaşamını tehdit eden küresel bir endişe kaynağı olan – önemli iklim sorununu siyasetin dışında tutmanın önemini anlıyor. İki ülke birlikte küresel sera gazı salımının yüzde 40’ını gerçekleştiriyor, bu da ikisi arasındaki iş birliğinin ciddi bir küresel iklim hareketi için asli bir gereklilik olduğu anlamına geliyor.

ÇİN’İN NÜFUSU ABD’NİN NÜFUSUNDAN DÖRT KAT FAZLA

ABD seçmeni de bu konunun ne kadar önemli olduğunu anlamış görünüyor. Asia Society Policy Institute and Data for Progress’in şubat başında yaptığı bir kamuoyu yoklamasına katılanların yüzde 56’sı Amerika’nın iklim değişikliği konusunda Çin’le iş birliğini destekliyor. Katılımcılara göre bu, nükleer silahsızlanma dışında Covid-19 da dâhil en önemli konu.

Ancak, ABD kamuoyu dikkate değer bir biçimde ABD’nin Çin’i, ülkenin 2060’da sıfır sera gazı salımı gerçekleştirme konusundaki tarihi açıklaması dâhil, iklim sözleri konusunda “sorumlu” tutması gerektiği şeklinde bir politika değişikliğini tercih etmeye başladı. Bu sık sık Biden’a da iletilen bir değişiklik. Bunun nedeni Biden’ın üst düzey yetkilileri ve hatta eski Trump yönetiminin bazı yetkililerinin, Çin’e karşı çifte standart uygulayan ve iklim değişikliğini siyaset dışında tutmayı daha da zorlaştıran konuşmalarında görülebilir.

Örneğin, bu kişiler doğru bir biçimde Çin’in dünyanın karbon salımının neredeyse yüzde 30’unu üretirken ABD’nin yüzde 15 kadarını ürettiğine işaret ediyorlar ama Çin’in nüfusunun ABD’nin nüfusundan dört kat fazla olduğunu söylemeyi unutuyorlar. Kişi başına yapılacak bir hesapta, ABD dünyada en yüksek sera gazı üreten ülkeler arasında yer alıyor ve Çin ya da hatta AB gibi karbon nötr yoluna girmiş de değil.

Bu tür şeylerin, Washington’da ne kadar önemsiz görülürlerse görülsünler, gerçek dünyada felakete yola açan etkileri var. Biden farkında olmadan, ilk olarak sürekli olarak iklim değişikliğinin varlığını küçümseyen ya da inkâr eden ve ayrıca yanlış anlatılardan tek bir adım bile geri atmadan ABD-Çin ilişkilerine daha da zarar vermek isteyen siyasi rakiplerine malzeme veriyor.

Birini suçlamaya gerek yok, Covid-19 salgını acil sorunları çözmek yerine suçlamak için birilerini arayanların sonunda en çok zarar görenler olduğunu gösterdi.

Aksine, ABD’nin ülke içindeki dört yıllık sorumsuz çevre politikasından sonra iklim değişikliği konusunda ciddi atılımlar yapması gerekiyor. Bu olmadan, herhangi birini, özellikle Çin’i, sorumlu tutmaya yönelik saldırgan yaklaşımlar, tam da “geriden liderlik etmenin” tanımı olur.