Global Times / Cong Ge

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden selefi Donald Trump’ın tehlikeli, yanlış politikalarını değiştireceği vaadi ile seçimlere girdi. Ama çarşamba günü Biden yönetimi doğrudan Trump’ın oyun kitabından alınmış gibi görünen bir adım attı.

Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’ndeki iç politikalarına yönelik benzer eleştirileri tekrarlayan Biden yönetimi, ABD kanıt olmaksızın, faaliyetlerinin “Hong Kong’un özerklik derecesini düşürdüğünü” iddia ettiği 24 kıta Çin’i ve Hong Kong Özel İdari Bölgesi’ndeki yetkilisine yaptırım getirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, çarşamba günü yaptığı bir açıklamada yaptırımları savunurken, yaptırımların ABD’nin Hong Kong Özel İdari Bölgesi’ndeki seçim reformundan duyduğu “derin endişeyi” vurguladığını ve ABD’nin “Hong Kong halkının hakları ve özgürlüklerini dile getirdiğini” söyledi. Bu söylem, Trump yönetimini ve bu yönetimin Hong Kong’un kıta Çin’inden ayrı bir gümrük bölgesi olarak tercihli muamele görmesini iptal etmek dâhil, Hong Kong’a uyguladığı yaptırımları takip ediyor.

ABD gerçekten Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde yaşayanların mücadelesini umursuyor mu? ABD yetkilileri bunu söylüyor, fakat eylemleri bunu göstermiyor. Tersine, yaptırımlar, özellikle çarşamba günü ilan edilenler, ABD’nin kentteki insanların yaşadığı zorluklara karşı ne kadar sağır olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak yaptırımlar aynı zamanda birçok Hong Kong sakininin, 2019 toplumsal ayaklanmalarında başlayan ve Covid-19 salgını nedeniyle ağırlaşan ekonomik gerileme nedeniyle içine girdiği yeni mücadele işaretleri ile de aynı ana denk geldi.

BIDEN SELEFİ TRUMP’IN TEHLİKELİ POLİTİKALARINI SÜRDÜRÜYOR

ABD yaptırımlarından bir gün önce Hong Kong Özel İdari Bölgesi resmi verileri, kentteki işsizlik oranının şubatta yüzde 7,2’ye çıktığını gösteriyordu. Bu son 17 yıldaki neredeyse en yüksek oran.

Bu arada, Hong Kong iki yıl önceki toplumsal isyan sırasında gündeme getirilen ve radikal ayrılıkçıların kullandığı iş ve konut gibi derin kökleri olan sorunların yanı sıra, kendisini Covid-19 salgını ve bununla ilgili ekonomik zararlardan kurtarma gibi zor bir görevle karşı karşıya. Hong Kong’da yaşayanları gerçekten düşünen biri, bu yöndeki herhangi bir çabayı zayıflatmak için sürekli çaba göstermek yerine, bu sorunların ele alınmasının aciliyetini görebilir.

Ulusal Halk Kongresi’nin bu ay başında Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nin seçim sistemini iyileştirme ile yasadaki boşlukları kapatma kararının yanı sıra geçen yıl kabul edilen ve uygulanan Ulusal Güvenlik Yasası’nın hepsi, Çin’in siyasi ve toplumsal sorunları ele alma ile kentteki istikrar ve refahı sağlama çabalarının bir parçasıdır.

ABD’ye baktığımızda, kesinlikle Hong Kong halkı ile ilgili duyulan “endişelerden” bahsediliyor ama Washington hem Biden hem de Trump zamanında kentin istikrar ve refahına katkıda bulunacak herhangi bir anlamlı adım atmadı. Washington bazı Hong Kong sakinleri arasında, doğal olarak yasal sorunlara yol açacak büyük bir şiddeti kışkırtma eğilimi gösterdi. Fakat kentte gerçekten istikrar ve refahı yeniden tesis etmeye gelince, buna hiç ilgi göstermedi.  Aksine ABD aktif olarak bunu zayıflatmaya çalışıyor. Yaptırımlar, özellikle Hong Kong’un özel gümrük statüsünü kaldırmayı amaçlayan yaptırımlar sadece 7,5 milyon kişinin yaşadığı kentin ekonomisine zarar verecektir.

Muhtemelen bunların başarısız olacağı ortaya çıkarken, yaptırımlar ABD’nin kentte gerçek bir barış ve refaha ilgi göstermediğini gösteriyor, çünkü onlar Çin’in kenti siyasi, ekonomik ve toplumsal dertlerden kurtarma çabalarını durdurmayı amaçlıyorlar.

Çin yetkililerinin sık sık söylediği gibi, hiç kimse Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nin istikrar ve refahını Çin’den daha fazla düşünmüyor. ABD gerçek niyetlerin ortaya koyan daha fazla şeyler yaparken, sadece kent ve kıta Çin’indeki, bütün dünyadaki birçok insan için bu çok daha açık hale gelecek.