China Daily / Guo Chushan

Joe Biden yönetimi göreve geldiğinden bu yana, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) küresel liderliğini yeniden üstlenmeye hazır olduğunu göstermek için, hep “Amerika Geri Döndüğünü” tekrarlıyor. Böylece, önceki ABD başkanı Donald Trump’ın şiddetle karşı çıktığı çok taraflılık ABD diplomasisinin temel taşı haline geldi.

Dünyaya çok taraflılığa bağlı olduğunu göstermek için ABD yönetimi, Paris Anlaşması ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) yeniden katılmak, BM İnsan Hakları Konseyi’ne yeniden dönmeye çalışmak ve Covid-19 Küresel Aşı Erişimi’ne (COVAX) katılmaya çalışmak gibi bazı hızlı adımlar attı. Biden hatta, ABD’nin küresel sorumlulukları konusunda ciddi olduğunu göstermek için nisan ayında Liderler İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı.

ABD çok taraflı iş birliği olmadan -Biden yönetiminin ilk dört önceliğinin üçü olan- yeni koronavirüs salgınını kontrol altına alamayacağını, ekonomik toparlanmayı güçlendiremeyeceğini ve iklim değişikliği ile mücadele edemeyeceğini biliyor.

Öyleyse, gerçekten ABD geri mi döndü?

Sadece çok taraflılığı ABD diplomasinin ön cephesine taşıdığını iddia ederek, Biden yönetimi ABD müttefiklerini heyecanlandırdı. Diğerlerinin yanı sıra İngiltere, Kanada, Avustralya ve Japonya, “kural temelli bir uluslararası düzeni” destekleyeceği ümidi ile, ABD’nin “dönüşünü” memnunlukla karşıladı. Ve ancak NATO- G7, Beş Göz, QUAD ve diğer örgütleri ve platformları virüsün kökeni, Xinjiang ve Hong Kong gibi konularda Çin’e çamur atmak, çok taraflılığı ve küresel iş birliğini destekleme adına ideolojik (asıl olarak Çin karşıtı) gruplar kurmak için kullanıyorlar.

SAHTE ÇOK TARAFLILIĞIN ALICISI YOK

ABD’nin gündemi ister tek taraflılık ister çok taraflılık olsun, her aman kendi çıkarları tarafından yönlendirilmiştir ve diğer ülkelerin yükselişini kontrol altına almaya ve küresel hegemonyasını devam ettirmeye yöneliktir. ABD tarzı çok taraflılığın ikiyüzlülüğünü görmek zor değil. ABD, DSÖ’ye dönmüş, COVAX’a katılmış ve büyük ilaç şirketlerinden Covid-19 patent haklarından vazgeçmelerini istemiş olabilir, ama aynı zamanda, nüfusu dünyanın toplam nüfusunun sadece yüzde 4’ünü oluştursa da küresel üretimin yüzde 25’inden fazla, 2 milyar doz aşı da ısmarladı.

Bunlar, Biden tarzı çok taraflılık ve küresel iş birliği mi?

İklim değişikliğine karşı küresel mücadelede, ABD kendi kendini lider ilan etmiş bir ülke. Ama diğer ülkeleri daha fazla sorumluluk almaya zorlarken, asla birikimsel olarak en büyük karbon salıcısı olduğunu asla kabul etmedi ve iklim değişikliğine karşı küresel mücadelede bu rolüne uygun sorumluluklar üstlenmeyi reddetti.

ABD tarzı çok taraflılığın başka bir itici gücü ideoloji.

NATO, Beş Göz, G7 ve D10’un (dünyanın en büyük 10 “demokrasisi”) tamamı ABD’nin merkezde olduğu dışlayıcı ve tarihlerin, kültürler ile toplumsal sistemlerin kırılma hatları boyunca oluşturulmuş gruplar. Bunlar “demokrasi, özgürlük ve insan haklarını” diğer ülkelere zorbalık yapmak için araç olarak kullanıyor ve diğer ülkeleri yıkmak, kontrol altına almak ve bastırmak için mümkün her aracı kullanıyor.

ABD, Orta Doğu’daki “Arap Baharı”nı destekledi ve bölgeyi “Amerikan demokrasisi” için bir deneme alanı olarak kullandı. Ama 10 yıldan sonra, gösterdiği tek “başarı” toplumsal kargaşa, siyasi kaos, ekonomik sıkıntılar ve insani trajedi oldu. Suriye iç savaşının insani trajedisi yürekleri dağlıyor. Afganistan barışı ve uzlaşma sürecine gelince, önünde engebeli bir yol var. Birçok bakımdan “Amerikan çok taraflılığı” bütün bunların suçlusu. Yine de ABD kendisi gibi düşünen ülkeleri insan hakları bahanesi ile Çin’e çamur atmak için harekete geçirmeye çalışıyor.

ULUSLARARASI TOPLUM ABD’NİN OYUNLARINI GÖRDÜ

Bunların yanı sıra, ABD tarzı çok taraflılık jeopolitik üzerine kuruludur. ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi ve NATO’nun doğuya doğru genişlemesi, ABD’nin jeopolitik hedeflerine nasıl ulaşmaya niyet ettiğinin sadece iki örneğidir. Kötüleşen küresel güvenlik ortamıyla az ilgilenen ABD halen Soğuk Savaş anlayışına sadık ve asla sıcak sorunları kendi yararı için manipüle etmekten çekinmiyor. Sonuç olarak, bölgesel anlaşmazlıklar artmaya devam ediyor ve dini aşırıcılık ile terörizm kontrol altına alınamıyor ya da siyasi, güvenlik ve askeri riskler azaltılamıyor.

Daha önemlisi, ABD tarzı çok taraflılıkta bencil çıkar merkezidir. ABD’nin gelişmekte olan ülkelerin uluslararası kurumlarda daha fazla rol belirleme gücüne sahip olmasını istememesine şaşmamalı. Küresel kural belirme üzerindeki hakimiyetini sürdürme ve böylece kendi çıkarlarına hizmet etmek için ABD çok taraflı ve küresel örgütleri zenginlik ile güç toplamak için kullanıyor ve bu çok taraflılık ilkesi ile ruhuna aykırıdır.

Gerçek çok taraflılık açıklık, kapsayıcılık, hukukun üstünlüğü, diyalog ile iş birliği ile tanımlanır ve zamanla gelişir. Birleşmiş Milletler’in (BM) merkezinde olduğu uluslararası sisteme saygı duyar, uluslararası hukuka dayanan dünya düzeninin devamına yardım eder, BM Sözleşmesi’ne uyar ve korur. Bunların hiçbiri ABD tarzı çok taraflılığa uymuyor.

Dolayısıyla, “Amerika geri döndü” sadece bir slogan. Demokrasi, özgürlük ve insan haklarını kullanarak çok taraflılık adına ağızdan ağıza dolaşıyor. ABD bunları siyasi fayda sağlamak ve küresel hegemonyasını sürdürmek için kullanıyor. Ve daha çok ülkenin demokrasi-özgürlük-insan hakları tuzağına düşmeyi reddetmesi ile ABD şimdi hegemonyasını sürdürmek için ümitsiz bir çabayla, çok taraflılığı destekleme numarası yapıyor.

“Amerika geri döndü”, ama sadece kendi küresel hegemonyasını devam ettirmek için. Sahte çok taraflılığın hiç alıcısı yok dolayısıyla ABD’nin hegemonyasını devam ettirmesine yardım edemez. Uluslararası toplum ABD’nin oyunlarını gördü.