China Daily / Rachel Fakhry

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, küresel iklim tehlikesi ile mücadele etmek için “2021’in batma ya da çıkma yılı” olduğunu söyledi.

Joe Biden hükümeti Paris Anlaşması’na geri döndükten sonra şimdi iklim iddiasını artırmalı ve gelecek kasımda İskoçya’nın başkenti Glasgow’da yapılacak BM İklim Değişikliği Konferansı’na zemin hazırlamak için 2030’da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sera gazı (GHG) salınımlarını 2005 düzeyinin en az yüzde 50’sinin altına indirmek için iddialı ve başarılabilir bir 2030 Ulusal Belirlenmiş Katkısı için söz vermelidir.

Merkezi ABD’de olan uluslararası kâr gözetmeyen çevre grup olan Doğal Kaynaklar Savunma Konseyi (NRDC), “Biden Yönetimi 2030’da Hızla İklim Kirletmeyi en az yüzde 50 Kesme’ye Söz Vermelidir” başlıklı bir analiz yayınladı. Analiz, ABD’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) küçük bir kısmı ile iş yaratan ve ekonomik büyümeyi artıran, kamu sağlığını iyileştiren, eşitlik önceliklerini destekleyen ve Amerikalılar ve topluluklarına güvenli bir gelecek sunan bir enerji sistemi kurarak küresel iklim krizini önleyebileceğimizi gösteriyor.

Biz (NRDC’dekiler) 2005’in altında olması teknolojik olarak mümkün olan,  2030’da GHG’nin en az net yüzde elli azaltma hedefinin, karşılanabilir ve başarılabilir olduğunu tespit ettik, böylece son zamanlarda aynı sonca varan diğer araştırmalara bir yenisini ekledik.

Analiz GHG kirlenmesini on yılın sonunda indirmek için verilen kesin bir sözün, eğer güçlü bir siyasi irade eşlik ederse, şu sonuçlara sahip olabileceğini gösteriyor. Böyle bir söz, ABD’yi 2050’de atmosfere artık hiçbir karbondioksit salmama yoluna sokabilir ki, bilim insanları küresel ısı artışını 1,5 derece ile sınırlandırmak ve iklim değişikliğinin en kötü yıkımlarından kurtulmak için gerekli olduğunu söylüyor. Bu ayrıca rüzgâr ile güneş teknolojisi ve elektrik nakil hatları gibi temiz altyapı alanındaki sürdürülebilir inşaat faaliyetleriyle milyonlarca iş yaratabilir.

Fosil yatıklarından temiz enerjiye geçişten etkilenen topluluklar için yeni iş olanakları sağlayabilir ve on yıllardır hava kirliğinden orantısız zararlar gören zayıf topluluklarda kirlenmeyi azaltmaya öncelik verebilir, bu da ülkeyi daha adil ve daha eşitlikçi yapabilir.

2030’da ekonomik ve sağlık alanında 150 milyar dolar fayda sağlayabilir, bu o yılın 100 milyarlık yatırımının çok üstündedir. İnsanlar temiz hava soluyacağı için on binlerce erken ölümü engelleyebilir. Ve yönetimin “Yeniden Daha İyi Kur” önceliklerini ve ülkeyi durgunluktan çıkarmak için salgın sonrası ekonomik hedeflerini destekleyebilir.

ENERJİ SEKTÖRÜ KARBON NÖTRÜN TEMEL TAŞI

Aslında, bizim yaptığımız modelleme 2030’da yüzde 53 GHG azaltmanın teknolojik olarak mümkün olduğunu ve bunun sadece tahmin edilen ABD GSYİH’sinin yüzde 0,4’üne mal olacağını gösterdi. Yüzde 53’lük hedef mantıklı ve gösterilen düzeyde tutkulu olunacağı varsayılarak bilindik karbon nötr sütunlarına dayanarak başarılabilir.

Aşağıdaki önlemler 2030’da aynı hedefe ulaşmak için yapılan son araştırmalarda belirlenen birçok yoldan birini oluşturuyor.

Sıfır-karbon elektrik: sıfır karbon elektriğin payı, şimdikiyle karşılaştırıldığında yaklaşık olarak ikiye katlanarak 2030’da yüzde 80’e çıkacak ve kömürlü elektrik santrallarının yaydığı salınımlar neredeyse tamamen ortadan kaldırılacak. Enerji sektörü bu on yılda karbon nötrün temel taşıdır ve araçlarımızı, binalarımızı ve sanayilerimizi elektriklendirirken diğer sektörleri temizlememizin aracıdır. Bu sektörün temiz enerjiye geçişini hızlandırmak için cesur federal politikalara hayati ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Enerji verimliliği: Enerji talebini azaltarak, verimlilik, gelecek on yıl ve sonrasında yatırımların miktarını azaltmak için oldukça uygun maliyetli karbon nötr aracıdır. 2030’da diğer önlemlerin arasında, eskiyen elektrikli aletler eldeki ticari olarak en iyi ve verimli teknoloji ile değiştirilecek ve 14 milyondan fazla Amerikan evi soğuğa karşı izole edilecek.

Elektrifikasyon: elektrikli araçlardaki ve yüksek verimli ısı pompalarındaki dikkate değer gelişmelerle birlikte ve şirket vaatleri ile eyalet politikaları iddialı federal eylemin temelidir. 2030’de satılan araçların yüzde 50’den fazlası sıfır salımlı araç olacak -değişik araç segmentlerinde- ve satılan bina ısıtma ekipmanlarının yaklaşık yüzde 100’ü elektrikli olacak.

Biz ayrıca karbondioksit dışı salımlarda ve toprak karbon yutaklarını koruma ve iyileştirme yatırımlarında, yeniden ağaçlandırma, ağaçlandırma ve geliştirilmiş tarımsal toprak yönetimi yoluyla azalma olacağını varsayıyoruz.

İddialı bir 2030 hedefine bağlanmak ABD için 2020’de net-sıfır salımlar için maliyeti uygun bir yola girmek için de hayati bir tutum. Diğer türlü, bu on yılda boru hatları ve sanayi fabrikaları gibi yeni fosile bağlı ve uzun ömürlü altyapılar büyük sayıda var olanlarına eklenecek, 2050’ye yaklaşırken bunların yerlerine yenilerini koymak ya da karbon nötr zor olacak.

İklim krizi ile mücadelede artık tereddütlere tahammül edemeyiz. İklim değişikliği, astım vakalarını artırarak ve kamu sağlığını kötüleştirmekten yıkıcı ve ne yazık ki maliyetli olağanüstü iklim olaylarına kadar, şimdiden milyonlarca Amerikalıya zarar veriyor.

Fırsat kapımızı çalıyor; çağrıya yanıt vermek zorundayız.