CGTN / Shang-Jin Wei

Mayıs ayında yıllık bazda tüketici fiyatlarının yüzde 5 artmasıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) enflasyon yükselmeye devam ederken, uyanık olması gereken sadece Merkez Bankası değil. Bütün dünyadaki politika belirleyiciler ABD faiz oranlarının şu anda birçok tahminde beklenenden daha hızlı artacağı ihtimaline karşı hazırlıklı olmalı.

Her şeyden öte, Merkez Bankası geçen 12 ayda enflasyon tahminlerini büyük ölçüde artırdı. Haziran ortası toplantısında, politika belirleyici Federal Açık Piyasa Komitesi 2021’de kişisel tüketim harcamaları için bütün yıl enflasyonunun yüzde 3,4 olacağını tahmin etti. Bu marttaki ortalama tahminlerinden tam bir puan yüksek ve Haziran 2020’de yapılan tahmin düzeyinin iki katından daha fazla.

ABD enflasyonundaki artış geçici ve yapısal faktörlerin bir bireşimini yansıtıyor. Örneğin, kısmi salgınla ilgili karantinalar üretimin düşmesine neden olurken, büyük hükümet teşvik programlar, birçok sektörde arzı aşan hane halkı talebini sürdürdü. Bugünkü fiyat artışlarının bu unsurunun üretim çıktılarının tam potansiyeline ulaşınca kaybolacağı varsayılıyor.

Ama Merkez Bankası yetkililerinin enflasyondaki mevcut artışı büyük ölçüde geçici olarak görseler de tümüyle salgınla ilgili olmayan yapısal nedenleri de var. Öncelikle, ABD para politikası 2008’den bu yana aşırı genişlemeciydi. Merkez Bankası’nın salgının başlattığı durgunluğa tepkisi para arzını daha da artırırken, politika Covid-19 krizinden önce de çok gevşekti, hatta ABD işsizliği birçok on yılın en düşük seviyesindeyken bile. Buna ek olarak, eski Başkan Donald Trump’ın Çin’den yapılan ithalat üzerine koyduğu aşırı gümrük artışları -2018’de yüzde 3 iken üç yıl içinde yüzde 20’nin üstüne çıkardı- Vietnam ve Meksika gibi ülkelerden ithal edilen malların yanı sıra ithal Çin mallarının yerine üretilen ABD yapımı malların fiyatlarını artırdı. Çin’den ithal edilen parçalar ve aksamları etkileyen gümrük artışları alt ürünlerin fiyatlarını daha da artırdı.

Son olarak, Trump’ın 2017 vergi kesintisi ve Trump ile Başkan Joe Biden döneminde sonradan çıkarılan mali teşvik programları toplam talebi artırdı ve fiyatlar üzerindeki yukarı doğru baskıyı artırdı. Önce gelen Demokrat yanlıları da dahil birçok ekonomist Biden’ın 1,9 trilyon dolarlık Covid-19 rahatlama paketinin, ABD’nin üretim açığının tahmin edilen büyüklüğü dikkate alınırsa çok büyük olduğunu düşünüyor.

ABD’NİN ENFLASYON VE FAİZ ORANI POLİTİKASI BİRÇOK KİŞİ İÇİN ÖNEMLİ

Yüksek ABD enflasyonunun uluslararası sonuçlarını tahmin etmek için, Merkez Bankası’nın para politikasını, mevcut 3,4’lük enflasyon tahmininin gerektirebileceğinden daha ani ve daha büyük ölçüde sıkılaştırabileceği riskini dikkate almamız gerekir. Şimdilik, ABD hanelerinin, firmalarının ve yatırımcılarının çoğunluğu halen Merkez Bankası’nın enflasyonun kontrolden çıkmasını önlemek için ölçülü bir yol olarak, para arzı musluğunu zamanında ayarlayacağına inanıyor. Ama bu tür “enflasyon çapalaması” eğer Amerikalılar Merkez Bankası’nın enflasyonu arzu ettiği yüzde 2’lik hedefe yakın tutmakta başarısız olduğuna dair daha fazla kanıt görürse, zayıf olabilir. Bu olursa, hem çalışanların ücret talepleri hem de firmaların fiyat belirlemesi, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını hızlı biçimde artırarak frene basmaması durumunda enflasyonun yüzde 5’e sıçrama olasılığını yansıtmaya başlayacak.

Eğer ABD faiz oranları hızla artarsa, tarih bize iki tip ülkenin ciddi finansal ve ekonomik zorluklar yaşayabileceğini söylüyor. İlk grup, finansın yatırımları veya tüketimleri için önemli bir parçasını oluşturduğu ya yabancı bankalardan ya da uluslararası tahvil piyasalarından borçlanarak, döviz borcu olan ülkelerden oluşuyor. Kısa dönem büyük döviz borcu olan (vadesi 1 yıldan az olan) ve görece az döviz rezervi olan ülkeler özellikle ağır borç ya da bankacılık krizine açıklar.

İkinci grup, onları kendi para birimlerini satmaya ve döviz kuru krizine açık hale getiren aşırı değerli sabit döviz kuruna sahip olan ülkelerden oluşur. Dolayısıyla, eğer Merkez Bankası politikasını önemli ölçüde sıkılaştırırsa, Orta ve Güney Amerika, Afrika ve Asya’da gelecek 2,5 yıl içinde bir dizi borç ile para krizi görmeyi bekleyebiliriz. Çünkü önemli döviz borcu ve aşırı değerli sabit döviz kuru birbirini dışlayıcı olmadığı için, bazı ülkeler değişik krizler yaşayabilir.

Bu nedenle ABD’nin enflasyon ve faiz oranı politikası birçok kişi için çok önemli. ABD hapşırdığında, dünyanın geri kalanı soğuk alabilir. Ama diğer ülkeler Amerika’nın sonuç olarak para politikasını değişik biçimde uygulamasını ne de Uluslararası Para Fonu ya da G7’nin ABD’yi faiz oranı hareketlerini daha küreselliği düşünerek idare etmeye yönlendirebilmesini beklememelidir.

Bu risk gruplarında olmayan ülkeler bile ithal edilen enflasyon tehdidi ile uğraşmak zorunda kalacaklar. Örneğin Çin, şu anda göre hafif döviz borcu olması ve yüksek düzeyde döviz rezervine sahip olmasına rağmen, bu konuda çok endişe duyuyor. İthal edilen enflasyonun iç enflasyonu beslemesini engellemek için Çin Merkez Bankası’nın kendi ekonomisine likidite arzını sıkılaştırması gerekecek. Böyle bir politikanın ektili olması için Çin’in ya fazla döviz kuru esnekliğini seçmesi ya da sermaye kontrolünü sıkılaştırması gerekecek, ilk yaklaşımın uzun dönemde ekonomi için daha iyi olma ihtimali var.

Riskteki ekonomilerin ABD’nin herhangi bir şekilde ani para politikasını sıkılaştırmasından önce kendilerine yardımcı politikaları uygulamak için 6 ayı olabilir. Bu ülkelerin döviz kurlarını daha esnekleştirmeleri, döviz borçlarına bağımlılıklarını azaltmaları ve döviz rezervlerini artırmaları tavsiye edilir.enflas