China Daily / John Gong

Washington Post’a göre, yaklaşık iki hafta önce Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) tedarik zinciri krizinin zirvesinde, Los Angeles ve Long Beach açıklarında 79 konteyner gemisi, iki limanın zaten kalabalık olan rıhtımlarına yanaşmayı bekleyip tahmini 8 milyar dolar değerinde kargoyu boşaltmak için denize demir attı. Bu arada, ülkenin dört bir yanındaki büyük kutu perakendecileri raflarının ve depolarının hızla boşaldığını gördü. Noel sezonu yaklaşırken durum özellikle vahim bir hal alıyor. ABD daha önce bu tür bir arz kıtlığı hiç yaşamamıştı.

Washington’daki bazı politikacılar, sanki Amerikan şirketleri ayakkabı ve oyuncaklardan Noel ağacı süslerine kadar her şeyi evde üretseydi herhangi bir kriz olmayacakmış gibi, kriz için dış ticareti suçlamakta gecikmediler. Bu politikacılar; tüm bu ucuz veya pahalı ürünler Mississippi’de veya Amerika’nın güneyindeki  başka bir eyalette yapılmış olsaydı Amerikalılar Walmart, Dollar Tree veya amazon.com’a giderken şarkılar söylemekten mutluluk duyacakmış gibi davranıyorlar. Bu 79 konteyner gemisi, malları yüklemek için Shanghai veya Tianjin Limanları’nın açıklarında demirlenmemişti. Yükleri boşaltmak için Los Angeles ve Long Beach limanlarında yaklaşık iki haftaya kadar bekliyorlardı. Tedarik zinciri krizi; ABD’nin lojistik ağının çökmesinden, yaklaşık 80 bin kamyon şoförünün eksikliğinden ve ABD limanlarındaki tıkanmış konteynırların yeniden yükleme için Asya ülkelerine geri dönememesinin neden olduğu tamamen bir ABD yerel krizidir.

ABD’NİN TEDARİK ZİNCİRİ SORUNLARI

Politikacıların ticaret karşıtı eleştirileri ABD’nin tedarik zinciri krizini çözmeyecek. Aksine, sadece şiddetlendirecektir. İş piyasasında 10 milyondan fazla boş pozisyonun olması, bu noktada yeterli ticaretin bile olmadığını gösteriyor. ABD ekonomisi, bir zamanlar “kurumsal Amerika”nın off-shore yaptığı ya da dışarıdan temin ettiği emek-yoğun imalat türü için ayarlı değil.

Covid-19 salgını kesinlikle küresel tedarik zincirlerine zarar veriyor. Ancak diğer birçok ülke halen kaotik üretim kesintileri ve iş gücü kıtlığı içindeyken küresel üretimin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturan “dünyanın fabrikası” Çin, hızlı bir şekilde mal üretiyor ve tedarik ediyor. Şubat-Mart 2020’de yaşanan pandeminin zirvesinde bile, Çin’in tedarik zincirleri dayanıklılıkları sayesinde testi geçti.

Tedarik zincirlerini bozmanın yanı sıra salgın, ABD ekonomisinin yüksek teknoloji endüstrilerinde hizmet odaklı işler yaratmaya yönelik yapısal değişimini de hızlandırdı. Bu ticaret karşıtı politikacılardan oluşan bir ABD’de, daha büyük bir kamyon şoförü sıkıntısı ve iş piyasasında daha fazla boş pozisyon olurdu ve fiyatlar inanılmaz yükselirdi. Bu ekonomik yavaşlama zamanlarında, küresel kaynakları üretim için optimize ederek verimlilik kazanımlarını sıkıştırmak adına serbest ticaret ve sınır ötesi sermaye yatırımını vurgulamak daha da önemlidir. Küresel değer zinciri üretim modelinin arkasındaki temel ekonomik mantık, doğası gereği halen geçerlidir. Sadece planlamanın göz ardı edilen emniyet, güvenlik, güvenilirlik ve dayanıklılık yönlerini dikkate almamız gerekiyor. Başka bir deyişle, küresel değer zincirlerinin değiştirilmesi değil iyileştirilmesi gerekiyor.

ÇİN DÜNYANIN EN BÜYÜK TİCARET ÜLKESİ

Serbest ticaret, daha düşük tarifeler ve tarife dışı ticaret engellerinin kaldırılmasını gerektirir. ABD Ticaret Temsilcisi Katherine Tai’nin tarife muafiyeti süreci, Donald Trump yönetiminin Çin mallarına uyguladığı cezai tarifeleri ortadan kaldırmak veya en azından hafifletmek için doğru yönde atılmış iyi bir adımdır. Çin, enerji sektöründeki ABD şirketleriyle son zamanlarda yapılan bir dizi mega anlaşmanın da gösterdiği gibi, Trump’ın başkanlığı sırasında ABD ile imzalanan “birinci aşama” ticaret anlaşmasına hala bağlı kalıyor.

Çin’in bakış açısına göre, “yoğun” ama “sorumlu” rekabet karşısında bile ABD ile sağlıklı bir ticaret ilişkisini sürdürmek; ülkeyi ithalata ve doğrudan yabancı yatırımlara daha da açmakla birlikte ülkenin çıkarınadır. İhracatının küresel toplamın yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan Çin, yaklaşık 500 milyar dolarlık ticaret fazlası ile dünyanın en büyük ticaret ülkesidir. Ancak Çin pazarını daha fazla açmaya devam etmezse ekonomik olarak sürdürülebilir olmayacaktır.