Global Times / Shen Yi

Batı demokrasisi bir zamanlar tarihin doğru tarafında durduğunu ve tarihi “sona erdirecek” kadar geliştiği ile övünürdü. Ancak Covid-19 salgınıyla mücadelenin başlamasından bu yana, insanlar Batılı demokratik yönetişimin etkinliği konusunda artan biçimde köklü bir şekilde düşünüyorlar.

Bu arada, Donald Trump’ın taraftarları 6 Ocak’ta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Kongresi’ni bastı ve birçok sosyal medya platformu Trump’ın yanışına taraftarlarının hesaplarını da yasakladı. ABD’de iç politik durumdaki dramatik gelişmeler -Soğuk Savaş’tan sonraki tek süper güç- insanların teoride olgun, istikrarlı ve rasyonel olma eğilimi gösteren Batılı ülkelerin siyasi sistemleri üzerinde yeniden düşünmelerine neden oldu. Kendi kişisel siyasi inançlarını desteklemek için Batı demokrasisinin kusurlarını gizlemek isteyenler dışında. Nesnel ve rasyonel bakış açısına sahip birçok gözlemci ABD’li siyaset bilimci Francis Fukuyama’nın 2014’de yayınlanan, “Siyasi Düzen ve Siyasi Çürüme: Sanayi Devrimi’nden Demokrasinin Küreselleşmesine” adlı kitabını hatırlayabilir. Fukuyama “tarihin sonu” teorisi ile tanınır. Yeni liberalizmin ana taraftarlarından biri olarak Fransız dergisi Le Point’le 2020’de yaptığı bir görüşmede, yeni liberalizm kuyruklu yıldızının kuyruğunu gördüğümüzü söylemişti.

“SİYASİ ÇÜRÜME” AYNI ZAMANDA “UYGARLIKLAR ÇATIŞMASI”

Siyasi çürüme, aslında, aynı zamanda “uygarlıklar çatışması” tezini ileri süren Samuel P. Huntington ilk olarak ileri sürülen bir siyasi teoridir. Siyasi çürüme bir ülkenin siyasi modernleşmesi sırasında ortaya çıkan bir siyasi kargaşa demektir. Bu kargaşanın nedeni halkın siyasi kurumsallaşmanın boyutlarını aşan ölçüde siyasete katılma arzusundan kaynaklanır.

Bu analitik çerçeveye uyarak, Profesör Fukuyama’nın bakış açıları ve ABD’nin pratikleri ile birleştirerek,  ABD’nin mevcut performansı derinleşen siyasi çürümesinin bir sonucu olarak görülebilir.

Gelişmiş ülkelerdeki böyle bir siyasi çürüme, ABD’de mikro düzeyde belirli kurumların işleyişiyle ve siyasi mekanizmalarla ilgili değildir. Daha derin kökleri vardır; seçkin demokrasisinin radikalleşmesi ve kendine özgü uyum sağlama yeteneğinin gerilemesi.

ABD’li Profesör Fukuyama’nın Haziran 2016’da yazdığı ve “toplumsal sınıfların yeniden Amerikan siyasetinin kalbinde olduğunu” savunduğu “Amerikan Siyasi Çürümesi ya da Yenilenme mi?” başlıklı makaleyi ele alalım. Fukuyama, Trump’ın kampanya sloganlarının neden işçi sınıfını, özellikle lise veya daha az eğitime sahip olan beyaz erkekleri çektiğini inceliyor ve “Amerikan demokrasisinin nihayet nüfusun çoğunluğunun ekonomik durgunluğuna yanıt verdiğine” inanıyor.

Ama Trump 2016’da seçimi kazandıktan sonra, bu açıklayıcı çerçeve, seçkin nizam fraksiyonunun taraftarları tarafından tümüyle terkedildi. Bunlar Amerikan halkının seçiminden çok Rusya’nın müdahalesinin Trump’ın seçimine katkıda bulunduğuna kesin biçimde inanıyorlar.

SALGIN KONUSUNDA ETKİN YÖNETİŞİM ABD’DE YOK

Kongre’de 2021’deki kargaşa ortaya çıkınca, müesses nizam fraksiyonu eşit şekilde bunun Trump’ın kişisel olarak kışkırtmasının sonucu olduğu konusunda son derece katıydı. Aynı şekilde Biden yönetimi bunun nedenlerinin, ABD’nin siyasi ve ekonomik sisteminde köklü yapısal reformlar yapma gereğinden daha çok, beyazların üstünlüğü teorisi ve Trump’ın kışkırtması olduğunda ısrar etti.

ABD’nin pratiğinde Batılı demokratik mekanizmaların gerilemesi ve çürümesi bütün ülkeyi kasıp kavuran Covid-19 salgınında daha fazla ortaya çıkıyor. Salgın konusunda etkin yönetişim ABD’de yok.

Bu makalenin basımı tarihinde 463 binden fazla Amerikalı virüstün öldü, bu ABD’nin 2. Dünya Savaşı’nda verdiği kayıptan (407 bin 316) daha fazla. Ama ABD yönetiminin çözümü “ulusun finansal olarak ayakta kalmasına yardım etmek” için ekonomiye para pompalamak. Sonuç olarak, Vergi Adaleti İçin Amerikalılar ve Siyasi Araştırmalar Enstitüsü’nün 8 Aralık 2020’de açıkladıklarına görü, ABD’deki toplam 651 milyarderin toplam net serveti 18 Mart 2020’de 2,95 trilyon dolardan, -bu aşağı yukarı salgın karantinalarının başladığı tarihtir- Aralık 2020’de yüzde 36’ık bir sıçrayışla 4,01 trilyon dolara çıktı.

ABD demokratik pratiği Batı siyasetinin gelişmesini izlese de, uzun zamandır filozof Aristo’nun Batı siyasetinin kaynağı olarak siyaset tanımından, yani insanların iyi bir hayat yaşamasını sağlamak, uzun zamandır sapmış durumda.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin 30. yılı olan 2021’de dramatik biçimde ortaya çıkan ABD demokratik sisteminin çürümesi hiçbir şeyin sonsuza kadar süremeyeceğinin kanıtıdır.