Global Times 

Editorün Notu: İtalya Ulusal Araştırma Konseyi Uluslararası Hukuk Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Fabio Marcelli (Marcelli), 9-10 Aralık’ta toplanacak Demokrasi Zirvesi ile ilgili görüşlerini Global Times (GT) muhabiri Yan Yuzhu ile paylaştı.

GT: Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) demokrasi / demokrasi olmayan tanımı ve ayrımında temel mesele nedir? Eğer ABD bu bölünmede ısrar eder ve sadece “demokratik ülkeleri” meşru olarak görürse bu küresel güvenliğin yanı sıra ABD ile Çin ve Rusya gibi ülkeler arasındaki pragmatik iş birliğini nasıl etkiler?

Marcelli: Asıl sorun ABD’nin kendi demokrasi kavramına sahip olması ve bunu uluslararası toplumun geri kalanına empoze etmek istiyor gibi davranması gerçeğidir. Aksine, deneyim bize gösteriyor ki, farklı demokrasi kavramları vardır ve bunların bir bağlam içine yerleştirilmesi ve kendi aralarında bütünleştirilmeleri gerekir ve belirli bir özel demokrasi kavramını ihraç etmeye ya da empoze etmeye çalışmak emperyalist anlayışın açık bir belirtisini temsil eder ve her durumda, İran, Afganistan ve diğerleri gibi yakın dünya tarihindeki örneklerin gösterdiği gibi, başarısız olmaya mahkumdur.

GT: Yasa dışı göç ABD’nin kurulduğundan bu yana büyük ve çözmesi zor bir sorun. ABD “demokrasinin ve özgürlüğün ışığı” olmakla övünse de, ABD güvenlik kuvvetleri yasa dışı göçmenleri ABD-Meksika sınırından kovmak için açıkça kamçı sallayacak kadar ileri gittiler. Demokrasinin amacı eşitliği desteklemektir ama bu davranış Amerikan yönetişiminin geri gittiği anlamına mı geliyor?

Marcelli: Yasa dışı göç denen sorun son zamanlarda aralarında ABD olmak üzere birçok ülkeyi etkiliyor ama Avrupa Birliği (AB) üyesi devletleri de etkiliyor. Böyle bir olgunun kökenindeki nedenler gezegenimizin eşitsiz gelişmesinde ve egemen model, kaygı verici çevre, iç ve dış çatışmalar, suç ve diğer şeyler tarafından ağırlaştırılan birçok sorunda yattığının farkında olmalıyız. Hiç şüphesiz, ABD’nin göçü engellemek için şiddetli metotlar uygulayarak ortaya koyduğu tutum çok endişe verici bir geriye gidişi temsil ediyor, ama ne yazık ki bu metotların bazıları hala ABD Başkanı Joe biden tarafından uygulanıyor.

GT: New York Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, ABD ve müttefiklerinin, büyük ölçüde azalan yargı bağımsızlığı ve seçimlerin adilliği ile birlikte, geçen on yılda dünyadaki demokratik gerilemenin büyük kısmını gerçekleştirdikleri ileri sürülüyor. Bunun temel nedeninin ne olduğunu düşünüyorsunuz? Bu bakış açısından, ABD’nin zirveyi toplamasının amacı nedir?

Marcelli: ABD’nin zirve toplamaktaki amacının zamanımızda New York Times’ın hatırlattığı nedenlerle, ama ayrıca özel girişimlerin ve finansın gücünü herhangi bir demokratik kontrol ve denetime tabi olmayacak şekilde artıran neoliberal küreselleşme dinamikleri nedeniyle büyük bir kriz içinde olan kendi demokrasi modelini yeniden canlandırmak olduğunu düşünüyorum. Ancak bu zirvenin sadece bir propaganda girişimi olmaktan başka bir şey başarabileceğini düşünmüyorum. Uluslararası toplumun tüm unsurlarını içeren ve ABD demokrasi modeline göre seçim yapmadan uluslararası toplumun tüm bileşenlerini içeren bu önemli konularda çok taraflı bir diyalog kurmaya çalışmak için başka adımlar atılmalı.

GT: Biden’ın görev gelmesinden sonra ABD’nin ülke içi ve dışındaki anlatılarında demokrasi yeniden ana konu haline gelirken, ABD’deki aydınlar artan oranda kendi demokrasi pratikleri üzerinde düşünüyorlar. Yakın zamandaki bir Harvard Gençlik Kamuoyu Yoklaması Amerikan gençlerinin yarıdan fazlasının ABD demokrasisine inanmadığını ortaya koydu. Bu bağlamda, bu zirve amacına hizmet edecek mi?

Marcelli: Harvard Gençlik Kamuoyu Yoklaması çok ilginç ve ABD hükümetini öz eleştiriye ve modellerinin sınırlarının samimi biçimde soruşturulmasına teşvik etmesi gerekir. Ancak böyle bir öz eleştirinin yapılıp yapılmayacağını gerçekten bilmiyorum. Öyle olacağını ummak zorundayız.

GT: Size göre demokrasinin özü nedir? Demokratik çeşitlilik değişik gerçeklikleri ve farklı demokratik pratikleri olan ülkelerde nasıl algılanmalıdır?

Marcelli: Demokrasinin özü halkın kamunun tercihlerine katılmasıdır. Bu amaca ulaşmanın, farklı tarihsel deneyimleri takip eden farklı yolları var. Bütün tarafların daha fazla alçak gönüllü olmaya, diyaloğa girmeye ve takip edilen farklı yaklaşımların sınırlarını kabul etmeye ama aynı zamanda diğer ülkelerin yaptığı tercihlere sayı göstermeye hazır olması gerekir.

GT: Birçok ABD ve Avrupalı akademisyen Demokrasi Zirvesi’nin pratik olmaktan uzak olduğunu ileri sürüyor. Bu zirve, sorunları çözemez ve gerçekten eşitlik ve insan haklarını destekleyemez, hatta demokratik çeşitlilik pratiğine zarar verebilir, deniliyor. Bu iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Marcelli: Korkarım bu iddialar doğru. Bu olayda benimsenen yaklaşımın büyük bir eksikliği evrenselliğin olmaması, bir bütün olarak uluslararası toplum için genel ve büyük öneme sahip olan demokrasiyi ve insan haklarını destekleme gibi hedeflerin somutlaştırılmasına büyük bir katkı yapacak birçok önemli deneyimin dışlanmasıdır.