CGTN / Danny Haiphong

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) geçen yılı Covid-19 salgınını kontrol altına almak için mücadele ederek geçirdi. Salgında yüzbinlerce kişi hayatını kaybetti ve milyonlarcası da ekonomik marjın altına düştü. 2020 yılı, Çin’e karşı giderek daha düşmanca bir duruş sergileyen ABD tarafından karakterize edildi.

ABD’de yaşayan insanların, Çin’in Covid-19’u başarılı bir şekilde kontrol altına almasını öğrenme fırsatı bu yüzden reddedildi. Çin’in geçen şubat ayında mutlak yoksulluğa karşı mutlak zaferini kutlamasıyla, bu deneyim ABD için başka bir öğrenme fırsatı olarak görülmelidir.

Yoksulluk, Çin’in altı katı kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) sahip ABD’de önemli bir sosyal sorun olmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler (BM) Özel Raportörü Philip Alston, 2017’de, ABD’deki yoksulluğun kapsamlı bir değerlendirmesini yaptı ve 40 milyon insanın ülkenin yoksulluk sınırının altında yaşadığını tespit etti. Bu sayının 18,5 milyonu, yoksulluk eşiğinin yarısından daha az gelire sahip aileler olarak tanımlanan “derin yoksulluk” içinde yaşıyordu. Yoksulluğun kapsamı, 331 milyonluk ABD nüfusunun neredeyse yarısının 400 dolarlık bir acil durumu karşılayamayacağı düşünüldüğünde daha da genişliyor.

ABD’de yoksulluk, uzun süreli bir ekonomik krizin ortasında daha da kötüleşti. ABD Nüfus Sayım Bürosu, ocak ayında ABD’deki yoksulluk oranının 2020’nin son altı ayında 2,4 puan arttığını bildirdi. Bu, artık 8,8 milyon insanın barınma, giyim, yiyecek, sağlık bakımı ve günlük benzeri temel ihtiyaçlarını karşılamak için gerekenin yarısının altında gelire sahip olduğu anlamına geliyor. Aynı dönem boyunca yaşam beklentisi de tam bir yıl azaltıldı.

Çin’in mutlak yoksulluğu başarılı bir şekilde ortadan kaldırması, uygulamaya konulursa, ABD de dâhil olmak üzere başka yerlerde yoksulluğu azaltma çabalarına yardımcı olabilecek önemli dersleri paylaşıyor.

Çin’in yoksulluğu azaltma kampanyasının önemli bir dersi, merkezi hükümetin toplumdaki sadece küçük bir grubun değil, herkesin refahına olan derin bağlılığıdır. 2012’den bu yana Çin, 1,6 trilyon yuan’ı yoksulluğun azaltılması için harcadı ve milyonlarca parti kadrosunu yoksul köylere, ilçelere ve vilayetlere yoksullara hizmet etmek için gönderdi. Bu kadrolardan binden fazlası, ücra ve genellikle tehlikeli ortamlarda yaşayan en savunmasız insanların refahını iyileştirmek için taptıkları çalışmalar sırasında öldü.

YOKSULLUK ABD’DE ÖNEMLİ BİR SOSYAL SORUN OLMAYA DEVAM EDİYOR

Çin’in mutlak yoksulluğa karşı kazandığı zaferden bir başka ders de, tek başına kaynak bolluğunun, koordineli bir plan olmadan insanların yaşamlarını iyileştiremeyeceğidir. Çin’in yoksulluğun azaltılmasına yönelik etkileyici yatırımları hedeflendi ve kesinlik kazandı. ABD ile Batı medyası Çin’i yoksulluk sınırını Dünya Bankası’nın günlük 1,90 ABD doları olan standartlarının altına düşürmekle suçladı.

Gerçekler farklı bir hikâye anlatıyor. Çin’in yoksulluk ölçümü düzenli olarak enflasyona göre ayarlanıyor ve Satın Alma Gücü Paritesi (PPP) açısından Dünya Bankası standardından daha yüksek. Dahası Çin, yoksulluk ölçütlerinde gelirin ötesinde ek faktörleri göz önünde bulunduruyor. Çin, “iki teminat ve üç garanti” ilkesine dayalı olarak yoksulluğun azaltılmasına yatırım yapmayı hedefledi. Her birey, aile ve köy, yiyecek ve giyecek (iki teminat) ile güvenli barınma, zorunlu eğitim ve temel sağlık hizmetleri (üç garanti) açısından değerlendirildi.

Her ikisi de çok sayıda etnik azınlık grubuna sahip olan Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ile Yunnan gibi illerin kültürel ve ekonomik yapısına özel ilgi gösterildi. Çin’de mutlak yoksulluktan kurtulan 99 milyon insanın önemli bir kısmı, etnik azınlık nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde yaşıyordu. Yoksullukla mücadele, hem insanlığın genel ihtiyaçlarını hem de belirli sosyal grupların özel çıkarlarını karşılamak için hazırlanmış bir yönetişim sistemi gerektiren büyük bir çabadır. Bu şekilde ABD’nin öğreneceği çok şey var. ABD toplumu, ırkçılığın sürdürülmesi nedeniyle damgalanmaya devam ediyor. Örneğin, Afrikalı Amerikalılar, beyaz Amerikalılara göre yoksulluktan daha fazla muzdariptir. Dahası, Birleşik Devletler’deki her iki büyük siyasi parti de güçlerini genel nüfusun refahına çok ihtiyaç duyulan kaynağa yatırmak yerine zenginler için askeri harcamaları ve vergi indirimlerini artırmak için kullandı.

ABD uzun zamandır kendisini, insanların orta sınıf statüsü olan “Amerikan Rüyası” hedefine ulaşabilecekleri “özgürlerin ülkesi” olarak savunmuştur. Çoğu zaman, ABD refahı, içsel üstünlüğün kanıtı olarak kullanılmıştır. Covid-19 salgını dünya için mütevazı bir deneyim oldu. ABD’de yoksulluk arttı ve bu nedenle soruna olası çözümler konusunda merak uyandırdı. Çin’in mutlak yoksulluk karşısındaki zaferi ABD’de tekrarlanamaz, ancak bu büyük başarının dersleri göz ardı edilirse, burada ve her yerde yoksullar kesinlikle dezavantajlı olacaktır.