Haber: Samet Demir

Geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dış ticaret verileri açıklandı. Verilere göre, ABD’nin Çin ile olan ticaret açığı, martta bir önceki aya göre yüzde 22,18 artarak 36,9 milyar dolara çıktı. ABD’nin mart ayı dış ticaret açığı ise bir önceki aya göre yüzde 5,6 artışla 74,4 milyar dolara çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Şişman, Çin ile ABD arasındaki ekonomik gelişmeleri ve küresel ekonomik görünümü CRI Türk’e değerlendirdi.

ABD’nin Çin’e dış ticaret açığının geçen yılın mart ayına göre iki kat arttığını ifade eden Prof. Dr. Mehmet Şişman, bu yıl ABD’deki büyümenin Çin’deki mallara olan talebi arttırdığını belirtti.

“ABD’NİN DIŞ AÇIĞI BÜYÜK BİR SORUN”

ABD’nin bu açığa karşı önlem almak isteyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Şişman, konuyla ilgili şunları ifade etti:

“ABD emeği ile Çin emeği arasındaki farklılıklar konusunda uzlaşamıyorlar. Tarımsal mallar konusunda uzlaşamıyorlar. ABD, ‘Ben tarım malı satayım çünkü tüketim malları alıyorum.’ diyor. Bütün bu Walmartlar’daki (ABD’nin zincir mağazalarından) malların üçte biri Çin’den geliyor. ABD tüketicisi rahatladıkça Çin harcaması artmış oluyor. Öyle bir dünya ekonomisi var. ABD-Çin ilişkisiyle beraber, dünya ekonomik sistemi pandemi öncesi durumu tekrar yaşamaya başladı.

Burada Trump’ın döneminde çelikteki vergi artışları tekrardan diriltip başka sektörlere gidilebilir. Biden ve ekibi küreselleşmeye değer veriyor, bu noktada bir çelişkiye düşeceklerdir. Trump dönemine tekrar dönmek istemezler ama yine de yollar arayacaklardır. Çünkü ABD’nin açığının yarısından fazlası Çin’e. Bu da hızla artıyor. Bunu engellemeye çalışacaklardır ve görüşmeler tekrar başlayacaktır. Alaska’daki toplantılarda bir tartışma oldu. ABD biraz sert çıkmış ve Çin de sert cevap vermiş. Yani bu ticaret savaşı değil aslında sistemin kendi ürettiği bir şey. ABD, Çin’in tüketim mallarını birden kesemez, bütün büyümesi onun üzerine. Çünkü ABD’nin gelir dağılımı çok bozuk ve burada Çin’deki ucuz mallara ihtiyacı olan insanlar var. Çin’de de tam tersi sanayi malları, tüketim malları açısından en büyük ihracat yapacağı ülke, ABD. Bu konular birlikte ele alınacaktır ve tekrardan konuşmaya açılacaktır.

Pandemi sorunları hafiflerken bu sorunlar çoğalıyor. ABD’nin dış açığı sorunu büyük bir sorun aslında. ABD’nin Çin’e karşı dış açığı milli gelirinin yüzde 5’ini geçerse burada kriz çıkar. O kadar cari açığı kaldıramaz zaten iç borç tavanları çok yüksek. Oraya getirmemek için şimdiden çalışmaya başlayacaklardır, tehlike sinyalleri çalıyor çünkü. Bu sorun 15 senelik bir sorun.

ABD istihdam da yaratamıyor. Son beklenen rakam 1 milyon bekleniyordu, 250 bin geldi. Yardımların istihdamı etkilediği tartışmaları lüks bir tartışma. Yardım neden yaptınız? Demek ki, insanların durumu ağır, insanlar geçinemiyorlar. Şu anda ekonomiyi tekrar diriltmek çok zor.

Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mehmet Şişman.

ABD’DEKİ ARTAN ENFLASYON SORUNU VE FAİZ ARTIŞI TARTIŞMALARI

ABD Hazine Bakanı Janet Yellen orta vadeli bir tahmin yaptığında ‘Enflasyona dikkat etmem lazım bunun içinde elimde faizden başka araç yok.’ diyor. Kapitalizmde faiz bir araç. Faizi de arada bir söylüyor ki ‘biz buna bir önlem alabiliriz’ mesajı veriyorlar. Hakikaten ABD’de enflasyon yüzde 3’ü geçerse önümüzdeki aylarda yavaş yavaş o 0,25 artış 0,50 olur. Bu 3-5 diye gidebilir 80’li yılların başında da böyle oldu, yüzde 20’lerdeki faizleri gördük. O kadar olmaz şimdi belki ama enflasyona göre tavır almayı düşünüyorlar. Bu da gelişmekte olan ülkelerin 2008 sonrasındaki kredi büyümesini göremeyeceği anlamına gelir.

TÜRKİYE’NİN PLANI NE OLMALI?

Bu kadar dış sermayeye bağlı olarak artık ilerleyemeyiz. Turizmi anlıyorum ama sanayinin dış sermaye bağlılığını azaltmaya çalışmamız lazım. Sistem gelişmekte olan ülkeleri aslında neoliberalizm dışında bir model arayışına itiyor.

NEOLİBERALİZM ÇÖZÜLÜYOR

Neoliberalizm de yavaş yavaş çözülüyor. Devletlerle tekeller karşı karşıya geldiler. Biden ve Macron ‘Ppatenti kaldıralım.’ diyor ama şirketler istemiyor burada bir tartışma var. Bunlar hep model değişikliğini işaret ediyor.

Pandemide de sermaye kendi kârını daha da artırdı ve yine aynı şekilde devam edeyim, diyor. Dünyadaki insanlar zor duruma düşerken sermaye tarafında her şey güllük gülistanlık bir durum olamaz.

ABD de bunu bildiği için halka para saçtı. Karşılıksız yardımlar da biraz da bu anlama geliyor. Bu biraz da model değişikliğinin ayak sesleri. Bence model değişecek ama eskisi gibi bir savaşla değil. Burada iktisatçılara büyük görev düşüyor. Savaş cinayettir yani Atatürk’ün de dediği gibi. Onun için önlem almak lazım. Bu konuda da az çok bilinç var. Çünkü bakın Ukrayna ve Rusya savaşın eşiğinden döndüler. Orada savaşın olmaması için bir dünya kamuoyu vardı. Çünkü bir iki tane dünya savaşı biraz ders vermiş, öyle görüyorum.”