CGTN / Dennis Etler

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Çin’i  “en uç rakip” ilan etti. ABD’nin kapitalist özgür pazar yönetiminin ve temsili demokratik idare yönteminin dünya için birer model olduğunu söylemesinden bu yana Biden’ın bu açıklaması daha ziyade ironik olmuştur. ABD’nin kendi kurumlarına olan inancı, emellerini başkaları üzerinde gerçekleştirmek için rejim değişiklikleri ve doğrudan askeri müdahalede bulunma girişimleriyle bu modellerini tüm dünyada uygulamaya çalışmaya itmiştir. Şimdi Çin’i bir varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.

Bu durumda Çin nasıl böyle bir tehdit haine gelebildi? 

Amerikalı uzmanlar on yıllardır, Çin’in ABD’yi taklit etmesi gerektiğini yoksa başarısız olacağını söylediler. Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın dediği gibi, “Çin sistemi mahkumdur”. Kendisinin ve ABD siyasi sınıfının geri kalanının bunu tamamen yanlış anladıkları apaçık ortada. 

ABD, tepeden bakan bir tavır takınmak yerine, biraz tevazu göstermeli ve Çin’in tüm beklentilerin ötesinde başarılı olduğunu kabul etmelidir. Çin modern bir sanayi üssünü ve dünyanın en büyük ticaret ülkesini inşa etti. “Çin yenilik yapamaz” diyenlere rağmen, 5G, kuantum hesaplama ve yapay zekâ dâhil olmak üzere yüksek teknolojide lider bir yenilikçi haline geldi. Dünyanın en büyük yüksek hızlı demir yolu ağı, süper otoyolları ve tüm ülkeyi kateden köprüler dâhil olmak üzere 21. yüzyıl altyapısını inşa etti. Ultra yüksek voltajlı bir ulusal elektrik şebekesi inşa etti, alternatif enerji kaynakları geliştirdi ve ülke genelinde internet bağlantısı kurdu. 

ÇİN MODERN BİR SANAYİ ÜSSÜ İNŞA ETTİ

Çin, yüz milyonları yoksulluktan çıkardı ve mutlak yoksulluğu tamamen ortadan kaldırdı. Şu anda 1,4 milyar nüfusu için yeterli barınma, eğitim, sağlık hizmetleri ve sosyal güvenlik sağlıyor. Aslında, vatandaşlarının büyük çoğunluğu için orta derecede müreffeh bir topluma ulaşmıştır, bu hiçbir Batı ulusunun övünemeyeceği bir şeydir.

Ayrıca, hem uzak hem de yakın yabancı güçler tarafından tarihsel olarak işgal ve talan edilen bir ulus olan Çin, şu anda eşi benzeri olmayan bir ulusal savunma gücüyle ayakta duruyor. Çin’in yönetişim sistemi, hem Covid-19 gibi acil durumlara kısa vadeli müdahalelerin hem de sel ve deprem gibi doğal afetlerin yanı sıra yoksulluğun azaltılması ile endüstriyel planlama gibi uzun vadeli sosyal ve ekonomik politikaların çerçevelenmesi ve uygulanması için etkili bir yol gösterdi. ABD son zamanlarda tüm bu çabalarda başarısız oldu. 

Çin son kırk yılda, kendi çabalarıyla ayağa kalkarken, ABD, çok uluslu şirketleri üretimi dış kaynak kullanarak kârlarını en üst düzeye çıkarmaya çalışırken endüstriyel tabanını dağıtmaya başladı. Bu, emek hareketinin yıkılması ve finansal piyasaların kuralsızlaşması ile bağlantılı olarak, patlayıcı ekonomik eşitsizliklerin büyümesine ve sosyal ile ırksal gerilimlerin yükselmesine yol açtı.

Pek çok zorlukla karşı karşıya kalan ABD, Çin’inki ile aynı düzeyde başarıya ulaşabilir mi? Biden yönetimi, Çin’in yerel tedarik zincirlerini güvence altına alma ve yeni ortaya çıkan yüksek teknolojili ekonomik sektörleri kamu ve özel yatırımlarla sübvanse etme planına benzer bir Amerikan sanayi politikası anlamına gelen şeyi zaten önerdi. Kabul etseler de etmeseler de bu, Çin’in ekonomik oyun kitabından çıkmış bir sayfa.

ÇİN’İN HEDEFE YÖNELİK YOKSULLUĞU AZALTMA POLİTİKASI

Washington, ulusun altyapısını canlandırmak için trilyonlarca dolar yatırım yapması gerektiğini uzun zamandır söylüyor. ABD tarihsel olarak kamu kaynaklarını, önceki ekonomik büyümesinin ve kalkınmasının temel bileşenleri olan demir yolu ve kara yolu sistemlerinin geliştirilmesine yatırdı. Bu başarıyı tekrarlamak için gerekli kaynakları var mı? Kongre’deki işlevsiz siyasi ortam bunu azaltıyor. 

Özellikle STEM disiplinlerinde mesleki, kolej ile üniversite dâhil olmak üzere ücretsiz veya düşük maliyetli evrensel eğitim ve hatta düşük maliyetli evrensel sağlık hizmeti, Çin’in insan sermayesini geliştirdiği ve daha rekabetçi hale getirdiği için başarısının bir başka önemli bileşenidir. ABD aynı şeyi yapmak için kaynak ayıracak mı? Henüz bunu yapma yeteneğini göstermedi. 

Çin’in hedefe yönelik yoksulluğu azaltma politikası, ABD için öğrenmeye değer bir şey olabilir. Yoksullara yeni modern konut, mahalle sağlık hizmetleri, sosyal hizmetler, yüksek dereceli eğitim ve daha fazla iş sağlayan şehir köyleri oluşturarak Amerika’nın şehirlerini yeniden inşa etmeye ne dersiniz?

Son olarak, ABD, başarısız olan sistemini yaymaya ve iradesini diğer insanlar ile uluslara dayatmaya başlamadan önce kendi halkına bakması gerektiğini anlamalı. Şişirilmiş askeri bütçesi ve küresel asker konuşlandırmaları için harcadığı para, kendi halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yönlendirilmelidir.

ABD, yukarıdakilerin hepsini ve daha fazlasını, Çin’e karşı değil, ortaklıkla yapabilir. Yeni bir Soğuk Savaş başlatmayı seçerse, başarısız olmaya mahkumdur.