CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bu sefer Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Güney Çin Denizi ve Çin’in ilgili ülkelerle ilişkileri üzerinde husumet yaratmayı amaçlayan kışkırtıcı ve kasten yanıltıcı açıklamasıyla Çin için sorun çıkarma ve gereksiz problem yaratma niyetini bir kez daha gösterdi. 

2016 yılında Daimi Hakim Divanı’nın tahkim kurulu Güney Çin Denizi ile ilgili bir davada Filipinler’in lehine ve Çin’in aleyhine bir karar verdi. O zamandan bu yana hem Çin hem de Filipinler kendi sorunlarını diyalog yoluyla barışçıl ve iki taraflı çözmeyi taahhüt etti. Özellikle toprak bütünlüğü söz konusu olduğunda, iki ülkenin veya komşuların her münferit konuda anlaşmaları mümkün değildir. Ancak Filipinler iş birliği ile neyin kazanılabileceğine odaklanarak ve görüşmeler yoluyla farklılıkların üstesinden gelerek, her iki tarafın da kazanabileceğini fark etti. Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte bir keresinde, “Çin ile anlaşmazlığımızın olması, kaba ve saygısız olmamız gerektiği anlamına gelmez.” demişti.

Ancak ABD bunların hiçbirine sahip olmayacak. Kendi düşüşünü durdurmaya gücü yetmeyen ve Çin’in kaçınılmaz yükselişinden korkan ABD, Çin’in gelişimini engellemek ve Çin’in enerjisini mümkün olan her şekilde zayıflatmak için ümitsiz biçimde bir koalisyon kurmaya çalışıyor.

Blinken’ın açıklaması, Çin-Filipinler gerilimini artırmak ve zorba bir komşu olarak Çin’i kontrol altına almak için belli başlı girişimlerinin beşinci yılına işaret ediyor. ABD sahte tartışmalar üretiyor. Çin ile ilgili konularda fazla deneyimi olmayan Blinken, Çin’in Güney Çin Denizi’ne ilişkin tarihi iddialarını seyrüsefer serbestisi ile karıştırdı. Blinken, “Çin Halk Cumhuriyeti, Güneydoğu Asya kıyı devletlerini baskı altında tutmaya ve korkutmaya devam ediyor, bu önemli küresel geçiş yolunda seyrüsefer serbestisini tehdit ediyor.” dedi.

ABD TARTIŞMANIN PARÇASI OLMAMALI

Çin her zaman uluslararası yasalara uygun olarak Güney Çin Denizi’nde uçuş ve seyrüsefer serbestisi haklarını destekledi. Bu tür özgürlükler asla risk altında olmadı. Öyleymiş gibi rol yapmaya devam eden ABD’dir. Gövde gösterisi yapıyormuş gibi görünmek için sürekli olarak bölgeye savaş gemileri ve bombardıman uçakları gönderdi, Çin hâkimiyet arayışı içinde ve ABD ise özgürlüğün “haklı” savunucusu gibi davranıyor görüntüsü vermek için bir tiyatro düzenledi. 12 Temmuz’da Çin Halk Kurtuluş Ordusu (ÇHKO), Xisha Adası yakınında Çin’in karasularına izinsiz girdikten sonra bir ABD güdümlü füze taşıyıcısı destroyerini uzaklaştırdı. 

İşin garip tarafı, ABD doğruluk ve adalet konusunda övünürken ve Blinken, Çin’in nasıl uluslararası yasaları ya da çok taraflılığı reddettiği konusundan bahsederken, ABD’nin kendisi BM Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin bir parçası değil ve sözleşmeyi kabul etmiyor. ABD için uluslararası yasaları ihlal etmek ve çok taraflı kuruluşların kararlarını ve hükümlerini reddetmek kendi isteklerine bağlıdır. ABD, Birleşmiş Milletler’den (BM) herhangi bir onay almamasına rağmen, ‘’savaşa girecek ve dünyayı “ya bizimle ya da bize karşı” tehdit edecekti. 

Savaştan konuşuyorken, Blinken, Çin saldırırsa ABD’nin Filipinler’e askeri yardıma geleceğini ilan etti. İkiyüzlü bir şekilde bir zamanlar Filipinler’in sömürgeci efendisi ve halen ülkeye bu şekilde davranan ABD’dir. Filipinler Devlet Başkanı Duterte Çin’i, bir “hayırsever” ve “dost” olarak değerlendiriyor. ABD söylemiyle Çin ile Filipinler arasında şüphe yaratmaya ve ilişkiyi zehirlemeye çalışıyor.

Gerçekten uygun olmayan şey, Biden yönetiminin Çin’in egemenliği konularında seleflerinin düşmanca tavrını benimsemesidir. ABD, kızgınlıkları alevlendirmeye ve ayrılık tohumları ekmeye çabalıyor. ABD bu tür bir tavır benimsediği sürece, Güney Çin Denizi sonsuza dek bir anlaşmazlık noktası olacak ve anlaşmazlıklar asla çözülmeyecek. Bölgedeki ülkeler bu sorunlar konusunda uzun vadeli çözüm bulmak istiyorsa o zaman ABD tartışmanın parçası olmamalı.