Kuşak ve Yol İnisiyatifi, özetle Asya’nın doğusundan Avrupa’nın batısına uzanan kara ve deniz ticaret yolları inşası projesidir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bu projenin gerçekleşmesi halinde Avrupa Birliği (AB) üzerindeki denetimini yitireceğinden endişe ediyor. Bu nedenle bir yandan AB ülkelerini bu inisiyatife katılmamaları için zorluyor, bir yandan Çin’in bu projeye dâhil olan ülkeleri borçlandırarak kontrolü altına alacağı propagandası yürütüyor, bir yandan da Kuşak ve Yol’u düğüm noktası olarak gördüğü yerlerden kesmeye çalışıyor.

ORTA ASYA’NIN KUŞAK VE YOL’DAKİ ÖNEMİ

Kuşak ve Yol İnisiyatifi açısından kritik öneme sahip bölge Orta Asya’dır. Batısında Afganistan’ın ve doğusunda Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin bulunduğu bu alan, ABD’nin Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı yığınak yapmak istediği bölge olarak görülüyor.

ABD bu bölge üzerinden öncelikle Çin’i ama ek olarak da Rusya’yı rahatsız etmeyi hesaplıyor. ABD, buradaki varlığını, aynı zamanda Hindistan ile Çin arasında sık sık sorun çıkartabilmenin aracı olarak görüyor.

Son üç haftada yaşananlara dikkatinizi çekmek istiyorum:

ABD’NİN ASKERİ TESİS İNŞA PLANI

1)  Amerikan Newsweek dergisi, iki yıl süren araştırma sonucunu yayımladı: Rapora göre ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, son 10 yılda yaklaşık 60 bin kişilik büyük bir gizli ordu kurdu. Bu ordunun yarısı özel harekât kuvvetlerinden oluşuyor. Bu ordu, dünyanın belirli noktalarında askeri üniforması ya da sivil kılıkla, 130 şirkete bağlı olarak operasyonlar yapıyor (Sputnik, 17.5.2021).

2) Pentagon Mühendisler Birliği’nin Amerikan medyasına yansıyan bir talep metni belgesi, ABD’nin yaklaşık 20 ülkede yeni tesis yapımı için bazı şirketlerle beş yıllık anlaşma yaptığını ortaya koydu. 240 milyon dolarlık harcama planı görülen belgede ABD’nin askeri tesis yapmayı planladığı ülkeler arasında Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın yer alıyor olması dikkat çekiyor (Sputnik, 20.5.2021).

TÜRKİYE’YE AFGANİSTAN ROLÜ

3) Amerika’nın Sesi Radyosu’na Türkiye değerlendirmesi yapan CIA uzman analisti Paul Goble, ABD yönetimiyle görüşecek AKP hükümetine şu tavsiyede bulundu: “Türkiye, Orta Asya’daki nüfuzunu ABD ile görüşmelerinde masaya getirmeli.” (Amerika’nın Sesi, 12.5.2021).

4) Obama döneminde başlayan, Trump döneminde ilerletilen “Afganistan’dan çekilme” planı, Biden döneminde de sonuçlandırılmak üzere yürürlükte. Washington bunun hazırlığı olarak Afgan yönetimiyle Taliban arasında barış görüşmeleri başlatacak ve Türkiye’den bu barış görüşmelerinin ev sahibi olmasını istedi. Ankara da kabul etti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Beyaz Saray’daki basın toplantısında, Biden ile Erdoğan arasında yapılacak 14 Haziran görüşmesinde “Türkiye’nin, Afganistan’daki müzakereler ve diplomasi konusunda oynayacağı rolün de ele alınacağını” açıkladı (Sputnik, 7.6.2021).

XINJIANG UYGUR BÖLGESİNİN ÖNEMİ

İşte ABD’nin ve Batı’nın sık sık işlediği Uygur meselesi de Tibet meselesi de bu düzlemde önem kazanıyor. Yoksa ABD emperyalizmi açısından Uygur’un da Tibetlinin de bir değeri yok! Uygur ya da Tibet konusu, ABD’nin Çin’i sıkıntıya düşürebilme potansiyeli olarak değerli sadece…

Xinjiang Uygur ile Tibet bölgeleri, Çin’in batı kapıları…

Dahası bu bölge, Çin’in Pakistan’da işletmeye başladığı Gwadar Limanı nedeniyle daha da önem kazanıyor. İran’dan petrol yükleyen bir tanker, ABD’nin savaş gemisi bulundurduğu Malaka Boğazı’na girmeye gerek kalmadan hemen Körfez’in yakınındaki Gwadar Limanı’na yük boşaltıyor, petrol Pakistan’ın güney-kuzey yönünde boru hattı ile Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin batısında bulunan Kaşgar’a ulaşıyor.

Böylece Çin hem yolu kısaltıyor, hem de ABD’nin denetlediği boğazı baypas ediyor.

ABD’NİN SAHTE UYGURCULUĞU

İşte Orta Asya’da askeri tesis planlaması yapan ABD, 130 şirkete bağlı “gizli ordu” birlikleriyle bu bölgede önümüzdeki dönemde sabotaj faaliyetlerinden kışkırtıcı eylemlere kadar bir dizi “özel savaş” operasyonu yapmak istiyor. Pentagon’un basına yansıyan planlamaları açık bir şekilde bu türden faaliyetlere işaret ediyor.

O nedenle başta Uygur meselesi olmak üzere demokrasi ve insan hakları eksenli konular Batı’da artan oranda kullanılmaya çalışılacak.

Uygur meselesi aynı zamanda ABD ve iş birlikçileri tarafından Türkiye ile Çin’in arasını açma hedefli olarak sık sık kaşınacak.

NATO 2030 KONSEPTİ

ABD, Çin’i ve Rusya’yı 21. yüzyılın ikinci çeyreğinde birkaç cephede birden baskı altında tutmak istiyor.

Peki, bunu kimlerle yapacak? AB ile, İngiltere ve Türkiye gibi NATO’nun güçlü ülkeleriyle ve Doğudaki Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi NATO ortaklarıyla…

ABD, Baltık bölgesinden başlayarak Ukrayna cephesi, Karadeniz ve Kafkaslar üzerinden Orta Asya’ya uzanan hattı hem Çin’e hem de Rusya’ya karşı kullanmanın ve bu hattın doğusunda Çin ile Rusya arasına girmenin planlamasını yapıyor.

İşte NATO 2030 konsepti özetle bu hedefin konseptidir.

14 Haziran’da başlayacak NATO Zirvesi’nin esas hedefi bu konsepte hazırlanmaktır.

Ancak tüm bunlar, 21. yüzyılın Asya Yüzyılı olmasını durduramayacak…

Mehmet Ali Güller