China Daily / Xin Yue&Qin Chuan

Kanada, Batılı hükümetler adına, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin (UNHCR) 47. toplantısındaki bir açıklamada Xinjiang, Hong Kong ve Tibet ile ilgili konulara ilişkin Çin’e karşı sağlam bir temele dayanmayan suçlamalar yöneltti.  

Bazı ülkeler sebep oldukları insanı krizleri göz ardı ettiler ve Çin karşıtı bir blok oluşturmak için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile diğer Batılı ülkelere katıldılar. Bu tür çifte standartların arkasında kimin olduğu ve ipleri kimin tuttuğu çok açıktır. İsrail’in İngilizce yayımlanan en büyük tirajlı gazetesi Jerusalem Post’un da aralarında bulunduğu bazı medya kuruluşlarının haberlerine göre, İsrail, ABD’nin baskısı altında Çin karşıtı ortak bir açıklamayı onayladı. Göreve başladığından bu yana ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, çok taraflılık bayrağı altında hakimiyet ve güç siyaseti izliyor, Çin ile ilgili söylentileri uyduruyor ve abartıyor, insan hakları konularını siyasallaştırıyor, havuç ve sopa yaklaşımı yoluyla uluslararası toplumda Çin karşıtı bir blok oluşturma girişimi yürütüyor. ABD’nin amacı, Çin’e baskı yapmak, kontrol altına almak ve dünyadaki hakimiyetini sürdürmek.  

ABD ile diğer Batılı ülkelerin, Xinjiang, Hong Kong ve Tibet ile ilgili konular üzerinden Çin’i karalama ve insan hakları bahanesi altında Çin’in iç işlerine müdahale etme adımları, uluslararası yasalara ve uluslararası ilişkileri yöneten temel kurallara aykırıdır. Batılı bir grup siyasetçi, Çin’de insan hakları konusunda tamamen saçma söylentiler uydurdular. 

Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu’nun 24 Haziran’da, “Çin Komünist Partisi (ÇKP) ve İnsan Haklarının Korunması-100 Yıllık Arayış” başlığıyla yayımladığı beyaz kitap, ÇKP’nin insan haklarına saygı ve insan haklarının korunmasının felsefesi ile uygulamasının kapsamlı ve sistematik tanıtımını yapıyor. Çin’in insan hakları gelişimi kaynağını gerçeklerden alıyor ve halkına hizmet ediyor. Çin varlık ile gelişme haklarını birincil ve temel insan hakları olarak görüyor ve gönül rahatlığıyla bir yaşam sürmenin nihai insan hakkı olduğuna inanıyor. 

JOE BIDEN YÖNETİMİ ÇOK TARAFLILIK BAYRAĞI ALTINDA GÜÇ SİYASETİ İZLİYOR

Buna karşın, ABD ve diğer Batılı ülkeler insan hakları ihlalleri konusunda korkunç bir sicile sahipler. Kanada, UNHCR’de Çin’e yönelik eleştirilerin başını çekerken, ülkedeki yerli çocukların eğitim gördüğü yatılı okullarda 4 binden fazla yaşama mal olan istismar ile şiddete ilişkin şok edici ve korkunç haberler ortaya çıktı. 

ABD’nin yerli Amerikalıları sürdürdüğü ve öldürdüğü herkesin bildiği bir gerçektir. ABD’de zorla çalıştırma halen ciddi bir sorun ve her yıl 100 bin kadar insan zorla çalıştırma için yurt dışından ülkeye yasa dışı yollarla gelmektedir. ABD ile Batılı ülkelerin, Çin karşıtı bir blok oluşturarak Çin’e baskı yapma ve kontrol altına alma girişimleri başarısız olmaya mahkumdur. UNHRC toplantısında 90’dan fazla ülke adalet çağrısında bulundu, Çin’in görüşlerini destekledi ve yineledi. Bu ülkelerin insan hakları konusunun siyasallaştırılmasına ve bu konuda çifte standarda, yanlış bilgilendirmeye dayalı Çin’e yönelik siyasi amaçlı ve temelsiz suçlamalara ve insan hakları bahanesi altında Çin’in iç işlerine müdahale edilmesine karşı çıkması, Çin’in uluslararası toplum arasındaki desteğini yansıtıyor. 

Çin değişmez bir şekilde, kendi insan haklarını ilerletmeye ve korumaya, ulusal egemenliği, güvenliği ile kalkınma çıkarlarını korumaya kararlıdır. ABD ile diğer Batılı ülkeler gerçekleri kavramalı, barışçıl gelişme için zamanın eğilimine riayet etmeli, tüm ülkelerin insanlarının kendi ulusal koşulları ışığında insan hakları gelişimi yolunu bağımsız olarak seçmeleri hakkına saygı göstermeli ve kazan-kazan iş birliği için çaba göstermelidir. İleri gitmenin yolu budur.