CGTN / Mustafa Hyder Sayed

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin ilişkilerinin geleceği üç R’ye bağlı, yeniden ayarlama (reset), gözden geçirme (review) ve reform.

İki ülkenin ulusal çıkarlarını sağlamak için durup, düşünmek ve taze bir başlangıç yapmak çok önemli.

Elbette bu benzeri görülmemiş bir iş birliğinin başlatılması anlamına gelmiyor ama iki ülke oyunun yeni kurallarını belirlemeli, birbirlerinin kırmızı çizgilerini belirleyip kabul etmeli ve bu yeni oyun kuralları içinde iş birliği yapıp rekabet etme konusunda anlaşmalıdır. Üç R ne Çin’in ne de ABD’nin “tek başına hareket edemeyeceği” ve dünyanın en büyük iki ekonomisi olarak, statükonun yerini fonksiyonel bir çalışma ilişkisinin alması gerektiği varsayımına dayanıyor.

İlişkilerin yeniden ayarlanması şart, çünkü Trump yönetiminin Çin’e karşı dizginsiz retoriği ve genel pervasızlığı Biden yönetimi tarafından sürdürülmemelidir. Yeni ABD yönetimi ve Çin taze bir başlangıç yapmalı ve geleceği bakmalıdır.

Bununla aynı zamanda, iki taraf ikili ilişkileri kapsamlı bir şekilde gözden geçirmeli ve iklim değişikliği, gelecek salgınları önceden önleyecek araştırma ile yenilikler, ikili ve çok taraflı ticaretin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi çok taraflı kuruluşları güçlendirmeyi içerebilecek ikili iş birliği alanları üzerine özellikle odaklanarak, neyin işe yarayıp neyin yaramadığını değerlendirmeli. Böylece çok taraflı iş birliği zayıflatılmak yerine yeniden güçlendirilir ve meşruiyet kazanır.

ÜÇ AŞAMALI DİYALOG MÜMKÜN MÜ?

“Üç R” için en temel olan şey reformdur. Başlangıç olarak, “Soğuk Savaş” engelleme ve kontrol altına alma zihniyeti düzeltilmeli ve bunun yerini, hem iş birliği hem de rekabeti içeren bir ileri bakan yaklaşım almalıdır. Ayrıca, mevcut tepkisel ve sürekli çatışma politikasının yerini stratejik farklılıkların olduğu konularda kapsamlı bir araya gelme ve müzakere politikası almalıdır.

Yakın zamanlarda, ABD sürekli olarak Çin’in iç işlerine müdahale ediyordu, örneğin Hong Kong konusunda açıklamalar yaparak ve taraf tutarak, Çin’in egemenliği pahasına Taiwan’ın bağımsız bir ülke olarak güçlendirmeye çalışmak ve benzeri. Aynı şekilde, Çin’i sürekli Covid-19 salgınının kaynağı olarak suçlamak ya da Covid-19 ile ilgili bilgileri paylaşan Çin vatandaşlarını susturduğunu ya da hapse attığını iddia etmek, şimdiye kadar ABD’nin hiçbir ulusal çıkarını desteklemedi.

Bu enformasyon savaşı, siyasi ateşi yükseltmenin dışında, küçük ülkeleri taraf tutmaya zorlayarak ve Covid-19’la mücadelede iş birliği yapmak, küresel sağlık yönetimini iyileştirmek ve salgın sorası küresel ekonomik toparlanma gibi konulardan dikkate başka yöne çekerek, sadece ikili güven eksikliğini artırmaya yol açtı.

Çin ile ABD’nin birbirleri karşısında çıkarlarını korumak ve daha da ilerletmesi için, “Üç R”, iki ülkenin medya düşünce kuruluşları, iş dünyası liderleri ve hükümetlerinin dâhil olacağı üç aşamalı bir diyalogla uygulamaya konulabilecek bir sağaltıcı dokunuş sağlayabilir. Üç aşamalı diyalog ortak olarak örgütlenmeli, sürekli olmalı ve her iki tarafın daha önce anılan üç paydaşının temsilcilerini temsil edecek özel bir ortak çalışma grubu tarafından denetlenmelidir. İlk ikisi mitleri yıkmak ve onların yerine özellikle Çin’in yönetişim modelinin, en temel insan hakkı olan daha iyi bir yaşam hakkını sağlamasının ve nasıl benzeri görülmemiş bir ekonomik kalkınmayı başlattığının anlaşılması dâhil, iki tarafın kanıta dayalı olarak birbirini anlamasını geçirilmesi için hayati öneme sahiptir. Ve Çin’in bir süper güç olarak ABD’nin yerine geçme niyeti olmadığına inananlar için Çin tarihine bir göz atmak buna tanıklık edecektir.