CGTN / William Jones

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping arasında 10 Eylül’de yapılan görüşme, kötüleşen ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir yön belirleme potansiyeline sahip önemli bir görüşmeydi. Görüşme, genellikle ilişkileri ilerletmede çok az ivme yaratan iki taraf arasındaki düşük seviyedeki birkaç görüşmenin ardından ABD tarafından başlatıldı.

Biden yönetimi, Çin’i insan haklarından, teknoloji hırsızlığına ve Covid-19’un kaynağını gizleme iddialarına kadar şiddetli biçimde eleştirirken aynı zamanda iklim değişikliği ve Covid-19 ile mücadele konusunda anlaşmaya varmayı umarak, ABD-Çin ilişkisini oluşturan farklı alanları etkili biçimde “bölümlere ayırabileceğine” inanıyor gibi görünüyordu. 

Diplomaside olağan koşullar altında, ülkeler arasındaki ilişkinin farklı bölümlerini ayırt etmek yararlı ve genellikle gereklidir. Ancak diğer konularda kesinlikle içgüdüsel ve hatta apaçık uydurma propaganda yapmayı sürdürürken, belirli bir konuda karşıtınızdan dostane bir karşılık bulacağınızı düşünmek bir şekilde hayalidir. 

“10 EYLÜL” BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR

ABD’nin siyasal yapısındaki Çin karşıtı ruh halinin yoğunluğu, Biden yönetiminin, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Çin karşıtı önlemleri büyük ölçüde dokunmadan körüklediği ve bazı durumlarda şiddetlendirdiği göz önüne alındığında, ilişkiyi tekrar yoluna koymak kolay olamayacak. Ancak 10 Eylül’deki telefon görüşmesi bir başlangıç olabilir.  

Bu, ABD Başkanı Biden’ın göreve gelmesinden bu yana Çin Cumhurbaşkanı Xi ile yaptığı ikinci önemli telefon görüşmesi. Bu iki telefon görüşmesinde de hiçbir şekilde çekişmeli konularda bir yan adım atılmasa bile, genel olarak iki tarafın ilişkinin öneminin altını çizmesiyle her iki tarafın istikrarlı bir ABD-Çin ilişkisini sürdürme niyetini yineledi. İki lider arasındaki telefon görüşmesi, Biden yönetiminin iş başına gelmesinden bu yana ABD’nin Çin ile sahip olduğu en verimli görüşme oldu. Ve şimdi bu önemli iki ülke ilişkisinde diğer bütün alanlarda olumlu bir çalışma ortamına olanak sağlayacak gerekli değişikliklerin yapılabilmesinin sadece bu üst seviyede olacağı açık olmalıdır. 

Her iki lider de ilişkiyi düzeltmek için birlikte çalışmayı kabul etti. Cumhurbaşkanı Xi, ilişkiye daha olumlu dinamikler katmak için iki tarafın daha fazla potansiyel iş birliğini kullanabileceğini belirtirken, bu Biden’ın hemfikir olduğunun göründüğü bir ifadeydi. Ve gerçekten iki tarafın ilerlemede iş birliğine ihtiyaç duyacağı birçok alan var. Bu alanlardan en acil durumda olanlardan biri açıkçası Afganistan gibi görünüyor. ABD, Afganistan’dan askerlerini çekerken ve bu ülkede diplomatik temsilciliği bulunmazken, Çin, terörizmi reddeden ve ABD’nin de desteleyeceği kapsayıcı bir hükümeti savunan bir Taliban yönetimiyle çalışma niyetini açıkça ifade etti. Taliban da Çin ile iş birliği yapmak istediğini bildirdi.

DİPLOMASİDE ÜLKELER ARASINDAKİ İLİŞKİNİN FARKLI BÖLÜMLERİNİ AYIRT ETMEK GEREK

Çin’in Taliban ile ilişkisi bu yüzden, bu ülkeyi canlandırmak, terörizmi yok etmek, uyuşturucu ticaretiyle mücadele etmek ve kapsayıcı bir hükümet yaratmada Taliban’ın izleyeceği yolu belirlemeye yardımcı olmada hayati bir öneme sahip olabilir ve bu yol ABD’nin çıkarlarıyla uyumlu olacaktır. Çin de terörizmin kurbanı oldu ve eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Uygur aşırılık yanlısı Doğu Türkistan İslami Hareketi’ni (ETIM) terörist örgütler listesinden çıkarması yönündeki kararı önemli bir hataydı. Biden yönetiminin, 9/11 Eylül’den sonra yaptığı gibi terörizmle mücadelede ABD ve Çin’i bir adım yakınlaştırmaya yardımcı olması için bu kararı geri alması gerekiyor.

ABD’nin ayrıca bu yeni Taliban hükümetini belirli koşullar altında çalışan bir seçenek haline getirmeyi ve şu anda el koyduğu Afgan hükümet fonlarının bir kısmını serbest bırakmayı desteklemesi gerekmektedir. Başkan Biden aynı zamanda birçoğu ulusal güvenlikle ilgisi olmayan ve Trump döneminde Çin’e konulan ticaret yaptırımlarının bazılarını kaldırmak için önlem almalıdır. 

ABD ayrıca halen ABD’de okumak isteyen Çinli öğrencileri tekrar samimi bir şekilde karşılayabilir ve orduda hizmet etmek için bulunmuş, partiyle bağlantılı kurumlarla ilişkisi olan ya da sadece Çin Komünist Partisi (ÇKP) üyesi genç Çinli öğrencilere yönelik tacizleri azaltabilir. İki lider gerçekten bir araya gelme ve yüz yüze konuşma şansına sahip olursa çok daha fazlası yapılabilir. Yakında yapılacak G20 toplantısı buna bir fırsat sağlayabilir. Bunun, bu çok önemli ilişki için ileriye yönelik bir yolu daha da netleştirmek için bir fırsat sağlayabileceğini umalım.