CGTN / Keith Lamb

Teknolojinin zirvesini kontrol etmek Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) egemenliğinin “gizli sosu” olmuştur. Teknolojik gıda zincirinin tepesinde olmak ABD’yi askeri üstünlük ve ekonomik güç fikri aşılamaktadır. Fazlalık fikri mülkiyet rantlarından çıkarılabilir ve teknolojik standartların yaratılması geleceği biçimlendirir, diğerlerinin uyumlu olmada elini çabuk tutmasını gerektirir. Dahası eski teknolojiye kalan Küresel Güney, düşük katma değerli mallar üretmekle baş başa kalmıştır.

Bunun yerine eşitlikçi bir dünyada yenilik tüm gezegenden gelir. İnsanların çoğunluğunu oluşturan Küresel Güney, azınlığın buyruğu altında olmamalıdır. Ahlaki bir sav ikna edemezse, o zaman insanlığın çoğunu yenilik oyununa sokmanın pragmatik nedenleri düşünülmelidir. İlk olarak insanlığın birlikte atabileceği teknolojik adımlar inanılmaz olurdu. İkincisi, ortak çevresel açmazımızın çözümü için onlar gereklidir. Üçüncüsü bu, yaratmak için doğa fikrini aşılayan, insanlığın kendisinin değerli, ancak gözünden kaçırdığı kaynağı fark eder. Bununla birlikte bu rüyanın gerçek olması için dünyanın aradaki mesafeyi kapatmaya izin vermesi gerekiyor. Ne yazık ki, ABD’yi kontrol eden uluslararası liberal sınıf egemenliğini büyütecek teknolojik eşitsizlikteki mevcut durumu sürdürme arayışında. Sınıfın kendisi dâhil herkes için tercih edilebilir bir dünyaya yol açacak teknolojik eşitlik, sıfır toplamlı güç hesaplamalarına direnişle sonuçlanacaktır.

ABD, ÇİN’İN YÜKSELİŞİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR

Bu nedenle bütün modern teknolojinin vazgeçilmez direği olan yarı iletken çipler, ABD’nin Çin ile teknoloji savaşının merkezidir. Nesnelerin İnterneti gerçeğe dönüştükçe daha önemli hale gelecek bu teknolojiye Çin’in erişimini reddederek ABD, Çin’in yükselişini engellemeye ve teknolojik kiralama ayrıcalıklarını sürdürmeye çalışıyor.

Çin’in kalkınmasına yönelik saldırı, Huawei’in casusluk endişeleri yüzünden çiplerini reddetmesiyle başladı. Ancak pek çok Çin teknolojisi şu anda yarı iletken yaptırımlarına konu olduğundan, tarih bu bahanenin aldatmaca olduğunu kanıtladı. Aralık 2020’de Çin çip üreticisi SMIC kara listeye alındı ve Nisan 2021’de Çin’in yedi süper bilgi işlem kuruluşu, onların teknoloji satın almalarını dikkatlice incelemek için ABD’nin ticari kara listesine alındı. Bu karar, süper bilgi işlemin silah tasarımında kullanılabileceği ve böylece ABD’nin çıkarlarını tehdit edebileceği bahanesi altında alındı. Aslında bu teknolojinin askeri alanlarda kullanıldığı doğrudur. Örneğin, çip endüstrisi ABD’nin roket gelişimiyle birbirine bağlı olarak büyümüştür. Bununla birlikte, bu düşüncenin olası sonuçları, hiçbir ülkeye askeri alanda kullanılabileceği korkusuyla yerel teknoloji geliştirmesine izin verilmeyeceğidir, çünkü bunun, baskın olmak, herkese hükmetmek isteyen ABD’nin çıkarlarına meydan okuma potansiyeli vardır.

ABD’NİN GEÇİCİ KAZANÇLARI OLABİLİR

Süper bilgi işlemin silahların tasarımında kullanılabilse dahi, genom haritası ve iklim haritasının yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadeleye yardım edebilecek modeller üzerinde çalışmada kullanılabileceği bir durumu düşünün. Sonuç olarak bu teknolojiyi diğerleri için inkâr etmek ahlaka aykırıdır. Teknolojik egemenliğin, ekonomik ve askeri alanlarda ayrıcalıklı olmasını sürdürmesi için ABD’nin “liberal sermayesine” önemli bir araç sağladığı ve her yerde var olan yarı iletkenlerin, elektrikli arabalardan elbiseye kadar günümüzde her üretimde yer alacağına dair bu analizin iddiasına geri dönersek, bu kısıtlamaların onların egemenliğini sürdürme amacına uygun olduğunu varsayarak, Çinli ve yabancı herhangi bir şirketin ABD’nin kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalabileceğini bekleyebiliriz.

Örneğin, Taiwanlı çip üreticisi TSMC, ABD teknolojisi kullanılan yongaların Çin ana karasına ihracatını kısıtlayarak ABD’nin yaptırımlarına uymaya zorlandı. Çip üreten makineler yapan Hollanda firması ASML de aynı şeyi yapmaya zorlandı ve diğerlerinin yanı sıra Samsung çip tedarik verisini ABD’ye teslim etmeye mecbur kaldı. Bundan başka ABD, yarı iletken endüstrisini Asya’dan ABD’ye nakletmeye çalışıyor.

ABD’Lİ KAPİTALİSTLERİN ÇİFTE STANDARDI

Çin piyasasından mahrum kalarak bu firmalar ileri teknoloji alanında kalmaya devam etmek için ihtiyaç duydukları gerekli Ar-Ge sermayesini kaybederken, şirketlerin tedarik zinciri verisi ABD’ye kendi şirketlerini desteklemeye izin veriyor. Buna karşılık, düşen karlarından şikâyetçi olan ABD’li çip üreticilerine Huawei ve SMIC’ye teknoloji ihracatına sınırlı izin verilmesi kabul edildi. Bu, diğerlerinin pahasına teknolojik üstünlüklerini sürdürerek kârlarını dengelemeye çalışan ABD’li kapitalistlerin hizmetinde var olan pragmatik çifte standardı ortaya çıkarıyor.

Gerçekte bu çelişki, ABD ve Çin’in niçin ilk önce birlikte çalıştığını vurguluyor. Çin, ulusal modernleşmesi ve sosyalist inşası amacıyla kendi teknolojik üssünü geliştirmek isterken, ABD ise kapitalizmi desteklemek amacıyla Çin’in tüketici ve iş gücü piyasasına erişmek istiyor. Bu çelişki pekâlâ yeniden ortaya çıkabilir! ABD’nin yabancı üreticiler üzerinden geçici kazançları olabilir, ancak ekonomik ayrışma yüzünden gerileyen karlar ABD’ye aslında Çin pazarını niçin çok istediğini hatırlatabilir. Elbette daha korkunç bir olasılık, ABD’nin, yarı iletken endüstrisini kendi sınırları içine nakletmek gibi adımlar atarak, teknolojik eşitsizliği askeri araçlar yoluyla Asya’ya zorla kabul ettirebilmek için parçaları düzenlemesidir.