Guy Burton

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 25 Aralık’ta Afganistan Devlet Başkanı Eşref Gani ile Beyaz Sarayda görüştü. Biden ABD’nin Afganistan’dan askeri birliklerini çekmeyi eylül ayında tamamlasa ve Amerika’nın -“sürekli savaş” diye bilinir hale gelen- yurt dışındaki en uzun askeri müdahalesini sona erdirse de ABD’nin Afganistan ve hükümetini o tarihten sonra da desteklemeye devam edeceğini söyledi.

Bunlar memnunluk verici olsa da Biden’ın açıklaması hem Gani hem de Afganistan hakkında bir dizi soru ve belirsizliği gündeme getirdi. Belki de bunların en önemlisi Taliban ve ilerde ne yapacağıdır.

El Kaide’nin 2001’deki 11 Eylül saldırılarından sonra ABD ve diğer güçler terörist grubu dağıtmak için Afganistan’ı işgal etti. O zaman Afganistan’ı yöneten İslamcı grup Taliban El Kaide’yi teslim etmeyi reddedip, onlara sığınma sağlayınca da El Kaide’yi dağıttılar. 1996’da Afganistan’da iktidarı ele geçiren ve cinsiyet ayrımı ile kızların okula gönderilmesinin yasaklanması da dâhil İslami yönetimin katı bir biçimini uygulamaya başlayan Taliban iktidardan atıldı.

Afganistan’dan atılan Taliban yeniden örgütlendi, bir dizi dış destekçiden fonlar aldı ve militan topladı. Ardından, 2014’te cihatçı İŞİD dâhil diğer kesimlerin de saldırıları altındaki Batılıların desteklediği siyasi iktidara karşı ayaklanma başlattı. Ama 2001 sonrası Afgan devletinin bütün rakipleri arasında Taliban en güçlüsü haline geldi. 2013’ten itibaren Taliban kırsal kesimin ve eyalet başkentlerinin etrafındaki geniş bölgelerin kontrolünü ele geçirmeye başladı. Buralarda bir gölge hükümet kurdu. Geçen on yılın sonunda, ülkenin yaklaşık yarısını kontrol altına aldı.

ABD, 2018’den itibaren Taliban’la görüşmeye başladı ve bu görüşmeler Şubat 2020’de ABD ile diğer güçlerin Afganistan’dan çekilmesi için imzalanan bir anlaşmayla sonuçlandı. Aynı zamanda Taliban’ın ABD’nin, El Kaide gibi örgütlerin yeniden Afganistan’a yerleşmesini önlemek için sürdüreceği terörizmle mücadele çabalarını desteklemek için anlaştı. Anlaşmaya rağmen, bazı Amerikalı yetkililer kısa sürede Taliban’ı hem El Kaide hem de Afgan hükümeti ile çatışmaları sona erdirme konusunda anlaşmaya uymamakla suçladı. Aslında Gani şu anda Amerikalıların son bir saldırı başlatmasını bekliyor.

Bu saldırı olursa, bundan sonra ne olacağı belli değil. Biden’ın Afganistan’a sözü Gani ve mevcut siyasi sistemin yerinde kalmasına dayanıyor. Bu Afganistan’ın, terörizmle mücadele güçlerinin eğitiminin yanı sıra, ulusal savunma ve güvenlik hizmetlerinin mali olarak desteklenmesinin devam etmesini içeriyor.

AFGANİSTAN’DA NÜFUSUN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA YAŞIYOR

Taliban’ın zaferi bu askeri yardımlara veya yardıma son verecektir. Bu zafer ayrıca Amerika’nın kalkınma yardımlarının da devam etmesini çok zorlaştıracak. Bazı Amerikalı yetkililer Taliban’ın 2001’den bu yana ideolojik olarak çok fazla değiştiğine inanmıyorlar. Taliban’ın iktidara dönmesi durumunda, katı yönetim biçimini de geri getireceğinden korkuyorlar. Ayrıca, ABD artık Afganistan’da olmayacağı için, paranın nasıl kullanıldığını izlenme ve denetlemesi çok zor olacak.

Alternatif olarak, Taliban’ın iktidara gelmesi ile ilgili daha iyimser görüşler de var. Bu senaryo kısmen Afganistan’ın ekonomi ve kamu hizmetlerinin zayıflığına dayanıyor. Ülkenin ekonomik büyümesi 2003’ten sonra artsa da on yıl sonra şiddetin daha da artmasıyla birlikte yavaşlamaya başladı. Şu anda, nüfusun büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşıyor, nüfusun yaklaşık yarısı gıda güvenliği bakımından krizde ya da acil düzeylerde. Sağlık açısından ülke zorluklarla mücadele ediyor, bu Covid-19’un etkisi ile daha da ağırlaşan bir durum. O zaman bu kötü şartları da dikkate alarak, Taliban yabancı fonlar almaya açık olabilir ve sonuç olarak Amerika’nın koşulları ile taleplerini izlemeye hazır olabilir.

Bu ümitli görüşe karşı kötü bir görüş de var. Bu görüşte, Taliban’ın yardım etmek yerine Afganistan’ı daha da şiddete sürüklemesi ile birlikte, Gani’nin yerine başkasının gelmesi ihtimali var. Taliban 1996’da iktidarı aldığında uzun süren vahşi ve çok yönlü bir iç savaşın sonunda bunu yaptı. Bu iç savaşın birincil aktörlerinin çoğu, yerel ve güçlü savaş ağaları ile onların militanlarıydı.

Taliban’ın iktidardan atılmasından sonra, bu savaş ağalarının birçoğu yeni siyasi sisteme dâhil oldu. Bu süreç hem Gani hem de 2014’e kadarki selefi Hamid Karzai yönetiminde yaşandı. Ancak, bu savaş ağalarının sürece dâhil olması koşulluydu. Afgan devletinin onları korumaya gücünün yetmediğini hissetmeleri durumunda ya da çıkarlarının Taliban tarafından tehdit edileceğine inanmaları durumunda bağımsız olarak hareket etmeye başlayabilirler.

Kaygı verici bir şekilde, bunun zaten başladığına yönelik işaretler var. Örneğin, Abdulgani Alipur, hükümetin onu korumak için çok az şey yaptığını iddia ettikten sonra ülkenin merkez bölgesinde kendi topluluğunu örgütlemeye ve silahlandırmaya başladı. Başka yerlerde İsmail Han ve Gülbeddin Hikmetyar gibi eski savaşçılar son aylarda silahlı insanların katıldığı gösteriler düzenlediler.

Bu kişilerin korkuları artmaya başlarsa, Afganistan eski kargaşasına dönebilir. Eğer böyle olursa, ABD’nin çok büyük çabayla kurduğu ve desteklediği kurumların yanı sıra ülkede harcanan 2 trilyon dolar karşısında, ABD ve uluslararası toplum için bu bir felaket olur.