Haber: Mehmet Kıvanç

Afganistan, George W.  Bush döneminde işgal edildi. Obama döneminde terör örgütü El Kaide lideri Bin Ladin öldürüldü. Trump çekilmeyi denedi ama görev süresi içinde bu hedef gerçekleşmedi. Joe Biden, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) askerlerinin 11 Eylül saldırılarının yıl dönümüne kadar Afganistan’dan çekileceğini ilan etti. ABD’li senatörler arasında bu karara yönelik zıt fikirler mevcut. ABD’nin “çekilme” olarak duyurduğu planın ayrıntıları netleşmemekle birlikte resmi Afgan hükümetiyle Taliban arasındaki çatışmaların şiddetlenmesinden endişe ediliyor. Kırılgan sürecin başarısı İstanbul toplantısının sonuçlarına bağlı…

ABD en uzun savaşını, bu savaşa gerekçe olarak kullandığı 11 Eylül saldırılarının yıl dönümüne kadar bitirmeyi planlıyor. Ancak sahadan gelen bilgiler ABD çekilse bile Afganistan’da istikrar için daha çok yol alınması gerektiğini gösteriyor. 2021 ABD İstihbaratı tehdit Değerlendirmesi Raporu’nda “barış” beklentisi düşük görülüyor. Raporda Taliban’ın kontrol ettiği bölgeleri daha da genişletebileceği öngörüsü bulunuyor. Bu ortamda uygulanacağı ileri sürülen “çekilme” planı bir dizi belirsizliği barındırıyor.

CRI Türk’e konuşan Afganistan Dışişleri Bakanlığından bir yetkili ülkedeki endişeleri şöyle dile getirdi:

“Amerika, Afganistan’daki barış sürecini sonuçlandırıp siyasi uzlaşı sağlandıktan sonra çekileceğini açıklamalıydı. Kayıtsız şartsız olarak çekilme kararını duyurmak Taliban’ı daha da pervasız kılıyor. Barış sağlanmazsa savaş yeniden başlar ve teröristler tüm bölgenin istikrarına tehlike oluşturabilir.”

Afgan Dışişleri yetkilisi, toplumsal dokunun zayıflıkları konusunda da kaygılı:

“Ne yazık ki, Taliban henüz pek değişmedi. Hâlâ Orta Çağ zihniyetini benimsiyor. Kadın haklarına inanmıyor ve Afganistan’ın 20 yıllık gelişimine saygı duymuyor.”

“ABD TAMAMEN ÇEKİLMEYECEK”

Bölgeyi çok iyi bilen Emekli Kurmay Albay Haydar Ateş, 2006 yılında kurulan Afganistan Türk Görev Kuvveti’nin ilk komutanıydı. Ateş ayrıca, NATO ISAF (Uluslararası Güvenlik destek Gücü) Kabil Merkez Bölge Komutanlığı’nın da ilk Türk Komutanı. Ateş, bölgedeki deneyimlerine dayanarak, ABD çekilmesinin sınırlı olacağı yorumunu yapıyor:

“Bir kısım güç çekilse de ABD’nin bütünüyle çekileceğini düşünmüyorum. Afganistan, İran’ı doğudan kontrol ediyor. Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan petrol ve doğal gaz açısından zengin ülkeler. Bunları güneyden kontrol ediyor. Çin’le komşu, sınırı var. Pakistan’la sınırı var. Rusya’nın da güneye okyanusa açılma kapısını kontrol ediyor. Afganistan, Asya’nın giriş kapısının anahtarıdır.”

Afganistan’da kritik görevlerde bulunan Ateş, ABD çekilmesinin sınırlı olacağı öngörüsünü Amerikan ordusunun Afganistan’a yaptığı büyük askeri yatırımlara dayandırıyor:

“Amerika’nın Kabil’in kuzeyinde Bagram Hava Üssü var. Guam Adası’ndan sonra ikinci büyük hava üssü. Irak’tan çekiliyoruz dediğinde Bağdat’tan Barzani bölgesine çekildi. Benzer şekilde NATO kapsamında fonksiyonu kalmayan gücü çekse de Asya’nın ortasında kurduğu Bagram Hava Üssü’nü kaldırmaz. Bahanesi de terörle mücadele olacak. Ağır bombardıman uçakları iniş kalkış yapabiliyor bu üsse. Bagram’ı kapatırsa Çin’i Rusya’yı Asya’yı kontrol edemez. Bu riske ABD girmez.”

CRI Türk’e konuşan Afgan diplomat da ABD’nin varlığını farklı yollarla devam ettireceği kanaatini paylaştı:

“ABD’nin Afganistan dosyasını kapattığını düşünmüyorum, tam tersine varlık biçimi değişmiştir. Çıkarlarını yeniden tanımlamıştır ve araçları değişiyor. ABD, dünyanın bu önemli bölgesinde çeşitli yollarla varlığını sürdürebilir”

Afgan yetkili, ABD’nin elinde; “Güvenlik firmalarının aracılığıyla varlık gösterme” ve “Bazı İslam ülkelerinin barış güçlerinin aracılığı ile varlık gösterme” seçeneklerinin de olduğunu belirtti.

KONFERANSA TALİBAN KATILACAK MI?

Önceki ABD başkanı Trump döneminde, Taliban’la Katar Doha’da yapılan görüşmelerde 1 Mayıs 2021 çekilme için son tarih olarak belirlenmişti. Biden yönetimi ise bu tarihi 11 Eylül olarak güncelledi. Bu süreçte yaşanacak olası şiddet olaylarının çekilme takvimini nasıl etkileyeceği bilinmiyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü verilerine göre, ülkedeki çatışma ortamı nedeniyle 2020 yılında 6 bine yakın sivil kayıp yaşandı. New York Times’ın haberine göre, sadece 9-15 Nisan arasında hükümet güçlerinden 75, sivillerden de 7 kişi öldü.

Afganistan’da İslami emirlik kurma hedefiyle hareket eden Taliban’ı masaya tutmak barış sürecinin anahtarı. Aksi takdirde bütün çabalar boşa gidebilir. Bölgeyi izleyen uzmanlar Pakistan’ın Taliban üzerindeki etkisin kullanmasının önemine dikkat çekiyor. Afgan hükümet yetkilileri de ABD ve Pakistan’ın Taliban üzerinde masada baskı uygulamasını istiyor. Taliban tarafıysa esas muhatap olarak Afgan hükümetini değil ABD’yi alıyor. Örgüt, ABD ve koalisyonun desteği olmadığı koşullarda Kabil’deki merkezi hükümetle başa çıkabileceğini düşünüyor. Taliban Sözcüsü Muhammed Naim, 13 Nisan günü yabancı güçler çekilene kadar hiç bir toplantıya katılmayacaklarını ilan etmişti. Biden’ın son tarih olarak 11 Eylül’ü işaret eden açıklamasıysa 14 Nisan günü geldi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de 24 Nisan-4 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek görüşmeleri memnuniyetle karşılıyoruz demişti. Ancak belirlenen bu tarihe az bir kalmasına rağmen konferansın başarısı için en kritik konu olan Taliban tarafının katılımı halen netleşmiş değil.

Hassas sürece ilişkin CRI Türk’e bilgi veren Afgan diplomata göre, İstanbul Konferansı’nın başarısı da başarısızlığı da sonuçları bakımından Türkiye için önemli:

“Türk hükümeti sembolik ve sonuçsuz bir toplantı yaparak güvenirliğine gölge düşürmemeli, bu toplantı kalıcı ateşkes ve barış yolunu açmalı. Türkiye bölgede önemli bir ülkedir. Son yüz yılda Afganistan-Türkiye ilişkileri gayet olumlu seyretmiştir. Türkiye bu konferansa ev sahipliği yaparak Afganistan’da barışı tesis etmeyi başarırsa, konumu bugün olduğundan daha da güçlenecektir. Türkiye-Pakistan-ABD-Afganistan ittifakı olasılığı da düşünülebilir.”

Afganistan konusunda Amerikan ajandasına göre, hareket etmenin risklerine dikkat çeken Emekli Kurmay Albay Ateş ise konferans sürecine ilişkin bazı uyarılarda bulundu:

“Eğer Türkiye kendi çıkarları yerine ABD çıkarlarını gerçekleştirecek şekilde faaliyetleri yönlendirirse büyük hata yapar. Türkiye’nin burada çok dikkat etmesi lazım. Türkiye masaya oturacaksa kendi politikasına göre orayı yönlendirmesi gerek.”