CGTN

Dünya, Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) güvenini kaybediyor ve nedenini anlamak zor değil. ABD’nin liderlerinin söylediği çok az şey sonunda doğru çıkıyor ve ABD başkanlarının kendilerinin şu anda gerçeği hüsnükuruntudan ayırabileceğini bilmek zor. Örneğin, ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi günü ulusa seslenişinde, ABD’nin “Afganistan’dan düzensiz çekilişi” konusunda, “Riskler konusunda zekiydik. Her türlü ihtimal için plan yaptık.” dedi.

Bu açıkçası yanlıştır. ABD ordusuna yardım eden Afganların terk edilmesinden havaalanındaki trajik izdiham sahnelerine kadar, Afganistan’dan çekilme düzensiz ve her seviyede kötü tasarlandı. Temmuz ayında Biden Amerikan kamuoyuna, “İnsanların Afganistan’dan ABD büyükelçiliğinin çatısından kaldırıldığını gördüğünüz hiçbir durum olmayacak.” açıklamasını yaptı. Yine de tam olarak bu denilen oldu.  

Biden aynı zamanda temmuz ayında Taliban’ın Afganistan’ı hızla ele geçirmek için Kuzey Vietnam ordusu gibi aynı kapasiteye sahip olmadığını ifade etti. Ancak yine bu tam olarak böyle oldu. Biden, pazartesi yaptığı konuşmada, Afganistan’daki ABD misyonunun asla ulus inşa edilmesini kapsamaması gerektiğini belirtti. Fakat tıpkı Irak ile Suriye’de olduğu gibi, ABD değerlerini paylaşacak ve ABD’nin isteklerine boyun eğecek bir hükümet kurma umuduyla çok kan ve para akıttı. Bu her zaman bir hayaldi. Yine de bir şekilde bazı açıdan ABD’li siyasetçiler, aksine tüm kanıtlara rağmen, bunun mümkün olacağına inanmaya devam ettiler. Amerikalılar, tüm diğer ülkelerin evrensel olarak ABD gibi olmak ve onun değerlerini paylaşmak istediğini bir inanç meselesi olarak kabul ediyor gibi görünüyor. Siyasetçiler daha iyisini bilmeli. Fakat Biden’ın bunun doğru olmadığını görmedeki acizliği, onun Afganistan konuşmasında çok açıktı. Biden, “Amerikan askerleri, Afgan güçlerinin kendileri için savaşmadığı bir savaşta savaşamaz, savaşmamalı ve ölmemelidir. Kendi geleceklerine karar vermek için onlara her türlü şansı verdik. Onlara sağlayamadığımız şey, o gelecek için savaşma iradesiydi.” diye konuştu. 

Biden’ın açıklamaları Afganların kendi gelecekleri için savaştıklarını görmezden geliyor. Onlar 20 yıl ABD yönetimine direndiler, ABD’nin yaptığı okulları yaktılar, ABD’nin inşa ettiği altyapıyı yok ettiler ve ABD üslerinde bile, her seviyede ABD güçleriyle savaştılar. ABD askerleri her zaman tetikte oldular, çünkü eğittikleri Afgan askerler sürekli olarak silahlarını Amerikalılara çevirdiler. Biden’ın söylediklerinin aksine, Afganlar kendi geleceklerine ağır silahlı, istenmeyen yabancı istilacılara karşı cesur bir savaşla karar verdiler. Biden, Afganistan’ın siyasi liderlerinin “vazgeçtiğini ve ülkeden kaçtığını” iddia etti. Bu doğru değil. Eski Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ve Afganistan Ulusal Uzlaşma Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah, iktidarın Taliban’a devrini görüşmek için ülkede kaldılar. 

ABD’NİN GÜVENİLİRLİKLE İLGİLİ SORUNLARI VAR

Biden’ın aslında demek istediği, bilse de bilmese de, beklenti içinde oldukları Afgan siyasi liderlerinin, ABD çizgisini takip edenlerin ülkeden kaçmasından sonra ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürüklemeye niyetli olmasıydı. Biden’ın sadece durumu yanlış yorumlaması değil, aynı zamanda tersini söyleyerek resmen kayda geçirmesi eğilimi de endişe verici bir durum. Yıllarca ABD, Çin’in birliğine zarar vermek ve yükselişini yavaşlatmak umuduyla, Hong Kong’da ayaklanmaları finanse etti ve cesaretlendirdi. Ancak ABD başarısız oldu ve Hong Kong’da tekrar istikrar ile refah var. Bununla birlikte bu ayın başında Biden, ABD’nin kandırdığı veya para verdiği ajanların birçoğu, Çin’in ulusal güvenliğine zarar vermekten yargılansa veya hapis cezasına çarptırılsa bile, “ABD, Hong Kong’daki insanlara desteğimiz konusunda tereddüt etmeyecek.” dedi. 

ABD’nin güvenilirlikle ilgili sorunları var ve dünya işleri konusunda doğru bir fotoğraf çekmedeki acizliği Biden’dan önce geliyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump herkesin çok iyi bildiği şekilde, ticaret savaşlarının kazanmanın kolay olduğunu söyledi. Trump, Çin ile ABD medyasının Washington’ın kaybettiği sonucuna vardığı bir ticaret savaşına girdi. Trump yine 22 Ocak 2020’de herkesin bildiği gibi, ABD’nin Covid-19 salgınında bir riskle karşı karşıya olmadığını söyleyerek, “Tamamen kontrolümüz altında.” dedi. Bu, ABD liderlerinin salgın hakkında yaptığı birçok kuruntulu açıklamalardan ilkiydi. 

ABD güvenilirliğini kaybetti. Onlarca yılı kapsayan bir dizi başarısızlığa rağmen, ABD, kendi değerlerini ve gelişme yolunu diğer ülkelere dayatamayacağını öğrenemedi. Bununla beraber, ABD kendi propagandasına inanıyor gibi görünüyor, bu da içeride ve dünyadaki gerçek durum karşısında ABD’nin liderlerini körleştiriyor. Biz sadece, bu garip gönüllü körlüğün, ABD’nin, Güney Çin Denizi veya Taiwan Boğazı gibi alanlarda başka bir feci hata yapmasına sebep olmayacağını umabiliriz.