Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson, ellerine ulaşan raporların Polonya Parlamentosu’nun sınır muhafızlarına, yasa dışı şekilde ülkeye giren göçmenleri sınır dışı etme yetkisi veren yeni yasa tasarısının “pratikte zaten uygulamada olduğunu” gösterdiğini belirterek, Polonya’ya AB anlaşmalarına bağlı kalma çağrısı yaptı.

Avrupa Parlamentosu’nda (AP), Johansson’un katılımıyla iki hafta önce Avrupa basınına yansıyan AB sınırlarındaki geri itmelere ilişkin son haberler üzerine oturum düzenlendi.

Johansson, oturumda yaptığı konuşmada, bu tür raporları ilk defa almadıklarını, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği dâhil olmak üzere pek çok kurumdan geri itmelere dair iddiaların AB’ye ulaştığını söyledi.

“Sınırlarımızda özellikle yapısal ve organize şiddet, asla kabul edilemez.” diyen Johansson, AB fonlarının suistimal edildiğine dair de raporlar aldıklarını belirtti.

Johansson; Hırvatistan, Yunanistan ve Romanya’dan fonların kötüye kullanıldığına dair her bilgiyi araştırmalarını istediğini vurguladı ve “Bu iddialar doğrulanırsa Komisyon harekete geçecektir.” dedi.

Hırvatistan’ın bağımsız gözlem mekanizması kurduğunu anımsatan Johansson, aynı adımı Yunanistan’dan da beklediğini yineledi.

Johansson, Polonya Parlamentosu’nun sınır muhafızlarına, yasa dışı şekilde ülkeye giren göçmenleri derhal sınır dışı etme yetkisi veren tartışmalı yasa tasarısını onaylaması konusuna da değindi.

Ellerine ulaşan raporların yasa tasarısının “pratikte zaten uygulamada olduğunu gösterdiğini” belirten Johansson, Polonyalı yetkililerle AB mevzuatına bağlı kalmaları hususunda görüşmeler içinde olduklarını bildirdi.

Varşova ile Brüksel arasında bir süredir devam eden hukukun üstünlüğü tartışmalarının ardından Polonya Anayasa Mahkemesinin 7 Ekim’deki kararıyla yeni bir gerginlik ortaya çıkmıştı. Mahkeme, ülkenin ulusal yasalarının bazı AB yasalarından önce geldiğine yönelik karar açıklamıştı.

Polonya’nın hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konulardaki uygulamaları son yıllarda AB içinde eleştiriliyor.