Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Birliğin çevre hedefleri ile uyumsuz olmasına rağmen bazı doğal gaz boru hattı projelerine destek vermeyi planlıyor.

AB, 2050 yılına kadar iklime zarar vermeyen bir kıta haline gelmeyi amaçlarken, Avrupa Komisyonu, bu konuda atılacak adımları ve düzenlemelerde yapılacak değişiklikleri belirlemeye çalışıyor.

Komisyon, en son aralık ayında Avrupa’nın iklim dostu bir hale dönüşmesi hedefine katkı sağlamak üzere üye ülkelerdeki enerji altyapılarını birbirine bağlamayı amaçlayan Trans-Avrupa Enerji Ağı (TEN-E) düzenlemesinde yapılacak değişiklikleri içeren teklifini açıklamıştı.

TEN-E çerçevesinde 2013 yılından beri pek çok ülkeyi kapsayan doğal gaz boru hattı gibi projeler “ortak fayda” sağladığı gerekçesiyle AB mali desteği gibi imkanlardan faydalanıyor.

Çevre hedeflerini yakalamak için AB’nin yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanması gerektiğine işaret edilen AB’nin yeni düzenlemesinde, Avrupa’da güvenli ve birbirine iyi derecede bağlı bir doğal gaz boru hattı sistemi kurulu olduğuna dikkat çekilmişti. Ancak teklifte, doğal gaz ve petrol altyapı yatırımlarına ilişkin somut bir değişiklik önerilmemişti.

Söz konusu TEN-E düzenlemesinde değişiklik yapılması için AB üyesi 27 üye ülkenin uzlaşması ve buna Avrupa Parlamentosu’nun (AP) onay vermesi gerekiyor.

TEN-E düzenlemesi konusunda AB üyesi ülkeler arasında müzakereler ise yoğun biçimde devam ediyor.

AB Dönem Başkanı Portekiz’in, enerji alanında gelecekte hangi alanlara destekler sağlanacağına ilişkin müzakerelerde ortak zemin bulmak üzere hazırlanan taslak belgede de bu alanda AB’nin “çevre hedefleriyle uyumsuz” biçimde belirli “istisnalara” yer verilmesi dikkati çekti.

Belgede, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Malta’nın hali hazırda Avrupa doğal gaz şebekesine bağlı olmadığı, bu ülkelerde Avrupa şebekesine bağlanmaya yönelik planlama ve geliştirme aşamasında projeler yer aldığı belirtildi.

Söz konusu projeler arasında GKRY ve Yunanistan arasında Ocak 2020’de imzalanan ve bölge ülkelerinin deniz sınırlarını dikkate almadan Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya taşınmasını öngören EastMed boru hattı da yer alıyor.

EastMed projesiyle Doğu Akdeniz’deki gazın GKRY ve Girit Adası üzerinden Yunanistan’a, oradan da İtalya üzerinden Avrupa’nın iç kısımlarına ulaştırılması planlanıyor.

Portekiz’in teklifi, AB üyesi bütün ülkeler Avrupa gaz şebekesine bağlanana kadar söz konusu doğal gaz projelerinin desteklenmesini içeriyor.

Bu kapsama GKRY’yi Avrupa doğal gaz sistemine bağını sağlayacak EastMed’de “istisna” ilan edilmiş ve AB çevre hedeflerinden “muaf” tutulmuş oluyor.

Toplam 1900 kilometre uzunluğundaki EastMed boru hattı projesinin, 3 bin metre derinlikte ilerlemesi ve 7 yılda tamamlanması bekleniyor.

Yılda 10 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesine sahip olacak proje maliyetinin 7 milyar doları aşacağı öngörülüyor.

Hattın, hali hazırda sadece İsrail’de keşfi yapılmış gaz rezervlerinden elde edilecek doğal gaz ile doldurulmasının mümkün olmayacağı görüşleri bulunuyor.

Boru hattına bölgedeki diğer kaynakların eklenmesi durumunda bile, projenin sürdürülebilir olmadığı, bunun için bölgede yeni keşiflerin yapılması gerektiği belirtiliyor.

AB’nin bir yandan iklim dostu olma yönünde yeni hedefler belirlerken bir yandan da kendi hedefleri ile çelişen ve uygulanması sıkıntılı olan bir doğal gaz projesini desteklemesi ise pek çok üye ülke ile çevreciler tarafından eleştiriliyor.

AB’nin mevcut ortak fayda sağlayan proje listesinde aralarında EastMed’in de olduğu toplam 70’in üzerinde farklı enerji yatırımı yer alıyor. Söz konusu listenin bu yıl sonuna kadar güncellenmesi bekleniyor.

Öte yandan geçen ay aralarında Almanya, Hollanda, Belçika, İspanya, Avusturya ve Danimarka’nın da yer aldığı 11 üye ülke sınır ötesi doğal gaz gibi fosil enerji yatırımlarına AB tarafından mali kaynak aktarılmasına karşı olduklarını bildiriyor.