Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borell, AB Liderler Zirvesi’nde Türkiye raporu sundu. Zirvede ekonomi, göç, toplumlar arası temas ve seyahat gibi konularda Türkiye ile iş birliğinin kararlaştırıldığı ifade edildi. Bir diğer dikkat çeken konu ise AB’nin Türkiye ile Gümrük Birliği Anlaşması’nı güncelleme talebi oldu.

AB Uzmanı Prof. Dr. Emre Gönen, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Gönen, Türkiye’nin AB politikası ve AB’den Türkiye’ye yapılacak kritik ziyareti değerlendirdi.

AB, TÜRKİYE’YE DOĞRU CİDDİ BİR AÇILIM BAŞLATTI

AB’nin Türkiye’ye doğru ciddi bir açılım başlattığını belirten Prof. Dr. Emre Gönen, bu sürecin kurallara ve koşullara bağlandığını kaydetti.

2014 yılından bugüne Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin giderek gerilediğini vurgulayan Gönen’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son zirvede yaptırımlardan korkuluyordu fakat bunlar olmadı. Fakat açılan pencere çok koşullu bir pencere. Türkiye’nin Akdeniz’de tek taraflı provokasyonlar gerçekleştirilmemesi şart olarak koşulmuş. Bunu bu şekilde tarif ettiğiniz zaman zaten olan istikrarsızlığı tamamen Türkiye’nin politikalarına yıkmış bulunuyorsunuz.

Gümrük Birliği’nin tekrar ele alınması konusunda da ufak bir pencere var. Gümrük Birliği’nin uygulamasının tüm üyelere teşmil edilmesinden bahsedilerek ortaya konmuş. O da demek ki, Güney Kıbrıs uçak ve gemilerine Türk limanları ile havaalanlarının açılması… Bunu Annan Planı döneminde yapacaktık, yapamadık. ‘Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri çerçevesinde bir çözüm aransın.’ diyor, AB. Bu çözüm Annan Planı’ydı, Rum tarafı reddetti, üye yapıldı. Şimdi üye yapılmış bir Güney Kıbrıs’ın oturup Kuzey Kıbrıs ve Türkiye ile anlaşma yapıp yapmayacağı bir muamma. Bunun suçunu Türkiye’ye koşul olarak dayatmak ayrı bir muamma. En son yapılan Kıbrıs zirvesinde bütün AB ülkeleri söylediler, Güney Kıbrıs istemediği için bu zirvede bir noktaya gelinemediğini. AB de Güney Kıbrıs’a dönüp ‘İstemeyen sensin.’ demedi.

Ciddi yaptırımlardan bahsediliyor, birtakım malların ticaretinin kısıtlanması, turistlerin Türkiye’ye gitmemesi için tavsiye verilmesi… Bu bir ateşkes, daha önce bunu söyledim. Ancak karşı tarafın dayattığı çok ciddi koşullar var. Dolayısıyla AB ile ilişkiler düzeliyor şeklinde bir analiz yapamıyorum.

“SINIRLI SERBEST DOLAŞIM” HAKKI

‘Sınırlı serbest dolaşım’ dediğimiz vizesiz seyahat hakkı. AB’deki serbest dolaşım dediğimiz herhangi bir AB ülkesinde istihdam alanlarına aday olma ya da iş kurma serbestisidir. Bizim bahsettiğimiz 1979 yılına kadar Türkiye’ye uygulanan bir husustu. Birlik müzakere masasına oturan her ülkeye ‘hoş geldin hediyesi’ olarak sunulan bir şey bu. Ancak Türkiye’ye geldiğinde bu son derece önemli bir husus haline geldi. Orada birtakım kriter var. Onların 5-6 tanesi Türkiye tarafından yerine getirilmemiş görünüyor. Bir tanesi de terör örgütü anlayışı. AB’nin bu konuda da iyi niyet sahibi olduğunu zannetmiyorum.

SIĞINMACILARA YARDIM KONUSU

Sığınmacılar için bir anlaşma yapılacaktır. 6 milyar Euro’luk bir projelendirme süreci yaşandı, Türkiye’deki Suriye kökenli sığınmacılar için. 3 milyar Euro’nun daha altı düzeyinde uyum, temel eğitim gibi alanlarda bir yardım girişimi muhakkak olacaktır. En olası ihtimal o. Eğer Türkiye daha temkinli bir tavır sergilerse AB’den de fazla bir baskı gelmeyecektir. Tarihte ilk kez Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve AB, Türkiye konusunda birlikte hareket etme kararı aldı. Daha önce ABD Dışişleri, AB üzerinde Türkiye’yi birliğe alın, diye ciddi baskıda bulunurdu. Şimdi işler tersine döndü.

AB YÖNETİMİNİN 6 NİSAN’DAKİ TÜRKİYE ZİYARETİ

Bizim dışişlerimiz kendi hassasiyetlerimizi paylaştık diyecek. Onlar da bu son alınan kararlar çerçevesinde bir açıklama yapacaklar. Gümrük Birliği’ni ele almanın görüşmelerinin olarak ön görüşmeleri gibi devam edecek. Olabilecek en alt düzey. Alternatif senaryo ise yaptırımlardı, o felaket de yaşanmadı o da iyi bir şey. Bundan sonra ne olur? Türkiye’nin dış politikasını kestirmek kolay değil, bilemiyorum.”