China Daily / Marek Hrubec

Gelecek yıllarda Çin’in 14. Beş Yıllık kalkınma Planı (2021-25) dönemi Joe Biden yönetimi ve Avrupa Komisyonu’nun (2019-24) görev süresi ile denk gelmesi nedeniyle Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) yeni enternasyonal ve kalkınma politikaları önemli ölçüde örtüşecektir.

2021 yılı Çin için Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 100. kuruluş yıl dönümü olduğu için özel ve geçen yılın sonunda mutlak yoksulluğun ortadan kaldırılması ve bütün yönlerden orta düzey refaha sahip bir toplumun kurulması için yeni bir dönemi başlatıyor. Bu yıl, Çin için, yeni dönemde Çin karakterli sosyalizmin daha da gelişmesini istediği için ayrıca önemli. Covid-19 salgını bir dönemden diğerine geçişi belirlediğinden, Çin’in küresel iş birliği, Çin ekonomisinin güçlü geri dönüşü nedeniyle asıl olarak ekonomik canlanma beklentilerine dayanacak.

Çin geçen yıl katı önleme ve kontrol önlemleri sayesinde salgını görece kısa sürede büyük oranda kontrol altına almayı başardı. Ayrıca, aşılar dâhil tıbbi malzeme desteği vererek diğer ülkelerin de salgını kontrol altına almasına yardım etti. Böyle bir yaklaşımın temelleri hem ikili ilişkilerine hem de Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne dayanıyor.

10 ASEAN üyesinin yanı sıra Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda, ABD’nin baskılarına rağmen geçen yıl Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasını imzaladı. Bu Çin’in geçen yılki iki büyük başarısından birisi idi. RCEP, dünya Gayri Safi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık üçte ikisini ve dünya nüfusunun üçte birini kapsayarak, dünyanın en büyük serbest ticaret bölgesini yarattı. RCEP’ye imza atan ülkeler gümrükleri indirme ve ticaret, e-ticaret ve diğer iş birliği alanlarında bölge ekonomisine iyi gelecek yeni kurallar koyma konusunda anlaştı.

SALGIN EKONOMİDE ÖNCELİKLERİ DEĞİŞTİRDİ

Kapsamlı Yatırım Anlaşması (CAI) müzakerelerinin sonuçlanması ise Çin-AB ilişkilerinde bir dönüm noktası olmalıdır. Anlaşma AB ile Çin’in ilişkilerini geliştirme konusunda özerk yaklaşımlarını ve karşılıklı çıkarlarla ilgili konulardan ABD’yi uzak tutmalarını yansıtıyor. Bu nedenle, AB, yatırım anlaşması her iki taraf için de iyi olacağı için CAI’yı onaylama sürecini askıya alma kararını yeniden düşünmelidir.

Yeni ABD yönetimi göreve geldikten sonra AB çok taraflılığı geliştirmeye hazır olduğunu belirtti ve şubat ayında “Küresel Toparlanma İçin Çok taraflı İş Birliği” planını açıkladı. AB liderleri ABD yönetimindeki değişiklikten faydalanarak, böyle bir iş birliğini destekleyen ve temel olarak Çin’in geçen yıl istediği dünya düzenini destekledikleri için çok taraflı iş birliğini canlandırmak adına küresel bir girişim başlattı.

Salgın sayesinde, bütün ekonomilerin şimdi yeni öncelikleri var ve sağlık ile toplumsal ihtiyaçlar AB gündeminin ilk sırasında yer alıyor. Birlemiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da aralarında bulunduğu dünya liderleri ortak olarak yazdıkları bir makalede, şunları ifade ettiler: “Sağlık ilk öncelikli aciliyettir. Covid-19 krizi nesiller boyunca küresel dayanışmanın karşılaştığı en büyük testtir. Salgın bize açık bir gerçeği hatırlattı; salgın karşısında, sağlık güvenliği zincirimiz ancak en zayıf sağlık sistemi kadar güçlü olabilir. Covid-19 her yerde insanlara ve ekonomilere karşı bir tehdittir.”

Eğer insan sağlığı ve hayatı ilk sırada olursa, AB ve diğer ülkeler için sağlık konularında uzlaşmaya varma kolay olur. Aslında ortak makalede ayrıca, “uygarlıklar ve değerleri birbirine karşı çıkarmak yerine, daha kapsayıcı birçok taraflılık inşa etmeliyiz” denildi. Bu kesinlikle Çin’in yıllardır savunduğu şeydir.

ÇİN VE AVRUPA DEVLETLERİNİN İŞ BİRLİĞİNİ GELİŞTİRME ŞANSLARI YÜKSEK

Stratejik egemenlik Çin ile AB gibi büyük ekonomik güçlerin önerdiği çok taraflılıkta önemli bir rol oynuyor ve dezavantajları avantajlara çevirmelerine ve stratejik egemenliklerini olumlu bakımdan yeniden formüle etmelerine yardım ediyor. Bu gelişmelerin ışığında, küresel etkileşimler gelecek yıllarda daha karmaşık hale gelecek. Büyük güçler ile diğer ülkeler arasındaki ilişkiler özellikle karmaşık olacak; bu bir Avrupa terimini kullanmak gerekirse “stratejik özerklik” kavramı ile açıklanabilir. Asıl olarak siber güvenlik ve diğer güvenlik alanlarında egemenlik fikrinden kaynaklanan stratejik özerklik, Çin’in teknoloji bağımsızlıkta egemenlik kavramı ve daha genel biçimde Çin’in ekonominin iç ve dış dolaşımına dayanan “çifte dolaşım” kalkınma paradigmasına yakındır.

Çin ile AB ülkelerinin yanı sıra diğer ülkeler de stratejik egemenliklerini siyasi ve güvenlik alanlarında avantajlarına kullanmayı ve sayısal çağda diğer alanlarda iş birliğini nasıl genişleteceklerini giderek öğrendiler. Örneğin, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri (CEEC) ile Çin arasındaki iş birliği mekanizması çok taraflı iş birliğini geliştirmekte önemli bir rol oynuyor.

Küresel aktörler salgın sonrası dönemde yeni zorlukları yenmek zorunda olsalar da, Çin ve Avrupa devletlerinin iş birliğini geliştirme şansları yüksek. Avrupa ülkeleri hem ikili hem de çok taraflı düzeylerde, Kuşak Yol İnisiyatifi ve Çin-CEEC iş birliği mekanizmaları içinde bir kazan-kazan ekonomik, siyasi, teknolojik ve çevre iş birliğini yürütebilir. Bu haliyle, Çin çok taraflı iş birliğini farklı düzeylerde artıracak gibi görünüyor.