Çin’in Avrupa Birliği (AB) Misyonu Başkanı Zhang Ming dün Avrupa Politika Merkezi (EPC) tarafından düzenlenen “Altmış Dakikalık Brifing”e katıldı ve Xinjiang’daki insan hakları konusunda AB’nin Çinli yetkililere yaptırım getirme planı hakkında soruları yanıtladı.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin Çin’in en büyük idari bölgesi ve etnik özerk bölgesi olduğunu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) kuruluşundan bu yana bölgesel etnik özerklik sisteminin uygulandığını hatırlatan Zhang Ming, Çin Anayasası uyarınca tüm etnik grupların eşit olduğunu ve herhangi bir ayrımclık veya baskının yasak olduğunu kaydetti.

Zhang Ming, dış radikal güçlerin sızması nedeniyle Xinjiang’da bir dönem şiddetli terör eylemleri meydana geldiğine işaret etti. Zhang Ming, Avrupa’nın da terör saldırılardan muzdarip olduğunu ve Xinjiang’daki terör olayların Avrupa’dakinden daha acımasız olduğunu ifade etti.

Zhang Ming, 1990’lı yıllardan sonra binlerce terör olayı meydana geldiğini, çok sayıda masum insanın kurban olduğunu ve yüzlerce güvenlik personelinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Zhang Ming, Xinjiang’ın karşı karşıya bulunduğu meselenin terörle mücadele, radikalleşme ve bölücülükle mücadele bağlamında olduğuna, asla insan hakları meselesi olmadığına ve sözde “soykırım”, “zorla çalıştırma” ve “dini baskı” yaşanmadığına dikkat çekti.

“XİNJİANG’DAKİ MODEL, İLGİLİ BM EYLEM PLANINA UYGUNDUR”

Zhang Ming, Xinjiang’daki mesleki eğitim çalışmalarının uluslararası toplumun terörle mücadele deneyimlerinden faydalanarak yürütüldüğünü ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birleşmiş Milletler (BM) Şiddet İçeren Aşırılığı Önleme Eylem Planı’na göre, yoksulluk, işsizlik, düşük eğitim ve şiddet yanlısı radikal grupların dini inançları, etnik farklılıkları ve siyasi fikirleri çarpıtması ve yanlış kullanması şiddetin arka planı ve nedenleridir. Etkilenen kişilere eğitim fırsatları, mesleki eğitim kaynakları ve ekonomik fırsatlar sağlanmalı. Bu amaçla dünyadaki pek çok ülke ‘radikallikten arındırma merkezleri’ gibi eğitim merkezleri kurmuştur. Çin’in aldığı tedbirlerin Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Fransa’nın radikallikten arındırma uygulamalarıyla hiçbir farkı yoktur. Bu süreçte, Çin hükümeti insan haklarının korunmasıyla ilgili anayasa ve yasaları sıkı şekilde uygulamıştır, Xinjiang’daki tüm etnik gruplara mensup vatandaşlara istihdam sağlamıştır, onların kendi elleriyle yoksulluktan kurtulması için yardım etmiştir.”

Zhang Ming, Xinjiang’da dört yıldan uzun süredir şiddetli terör olayı yaşanmadığını ve bu sayede insanların kendilerini güvende hissettiğini, restoran ve sinemaların gece yarısına kadar açık kalabildiğini ifade etti. Zhang Ming, geçen yıl salgının etkisine rağmen Xinjiang sakinlerinin kişi başına düşen gelir artış oranının yüzde 3,2’yi aştığına işaret etti.

Ancak bazı Çin karşıtı aşırı grupların Xinjiang hakkında “soykırım”, “zorla çalıştırma” ve “toplama kampları” gibi çok sayıda yalanlar uydurduğunu ve bunların hepsinin kötü niyetli siyasi aldatmacalar olduğunu kaydeden Zhang Ming, her zaman dezenformasyona karşı çıktığını dile getiren AB’nin bu utanmaz yalanları görmesi gerektiğini belirtti.

Yaptırımın bir zıtlaşma eylemi olduğunu vurgulayan Zhang Ming, yalanlara dayalı yaptırımların, Çin halkının güvenlik ve kalkınma çıkarlarına zarar verme amacı taşıdığının farkında olduklarını kaydederek, “Bu çıkarları korumak Çin hükümetinin kutsal bir görevidir.” dedi ve AB’nin yaptırım kararını iyice düşünmesi gerektiğini sözlerine ekledi.