Gazeteci Mehmet Ali Güller, dış politika başlıklarını Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında değerlendirdi. Haziran ayında Batı ülkeleri arasında gerçekleşen zirvelerden Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) istediği sonuçları alamadığını düşünen Güller, son Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi’nde Türkiye bakımından olumsuz sonuçlar olduğunu kaydetti.

AB’NİN KIBRIS TAVRI EN OLUMSUZ SONUÇ

AB Liderler Zirvesi’nin Türkiye açısından sonuçlarını değerlendiren Güller, en önemli konunun Kıbrıs olduğunu şu şekilde ifade etti:

“Kıbrıs’ta federasyon konusu kapanmış durumda. Bunu yeniden başa döndürüp yeniden federasyon modeline taşımak artık mümkün değil. İki ayrı devlet ortada. AB’nin bunu görmek yerine Yunanistan ve Rum yönetiminin AB üyesi olmasının etkisiyle hâlâ federasyonu savunuyor olması liderler zirvesi bildirisinin Türkiye aleyhindeki en önemli maddesiydi.”

“Adaylık statüsüne atıf olup olmamasının çok da bir önemi yok” düşüncesini paylaşan Güller, “Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin olmayacağı gerçeği ortada.” diye konuştu. Sözlerinin devamında Gümrük Birliği’ne değinen Güller, bu anlaşmanın Türkiye’ye “olağanüstü maliyetleri” olduğunu kaydetti.

“AVRUPA BİRLİĞİ BÖLÜNDÜ”

Küresel politikalar açısından AB-Rusya ilişkilerinin kritik olduğuna dikkat çeken Güller, “AB üyesi ülkelerin bu konuda bölünmüş olduklarını” belirtti ve şunları aktardı:

“AB’nin, Almanya ve Fransa bir tarafta olmak ikiye bölündüğünü gördük. Hem Merkel hem Macron Putin’le zirve toplantılarına yeniden başlanmasının istendiğini açıkladılar. Polonya, İsviçre, Hollanda’nın başını çektiği ülkeler buna itiraz ettiler. Moskova’ya karşı daha sert politikalar üretilmesini savundular. AB açısından bu önümüzdeki dönemin temel meselesi olmaya devam edecek.”

AVRUPA’NIN “MY WAY” TERCİHİ

AB’nin uzun süredir Frank Sinatra’nın “My Way” şarkısındaki gibi kendi yolunu çizmeye çalıştığını söyleyen Güller’e göre, bu durum Atlantik içinde ABD-Avrupa makasının açılmasına neden olacak.

“Amerika’nın yolundan değil onunla ilişkilerimizi sürdürerek kendi yolumuzu çizeceğiz.” cümlesiyle bu politikanın özetlenebileceğini bildiren Güller, “Bu esas olarak Rusya ve Çin’le ilişkilere dair bir bakış açısı.” dedi ve AB’nin küresel siyasette; “ABD’nin bu iki ülkeye (Rusya ve Çin) hasmane tutumlarının ortağı olmayacağız. Bu ülkelerle ticaret savaşı yapmak, bu ülkelerle düşmanlık yürütmek gibi bir politikamız olmayacak” çizgisiyle hareket edeceğini dile getirdi.

YENİ DÖNEMDE ABD’NİN “KANAT” YAKLAŞIMI

ABD içindeki düşünce çevrelerinde Türkiye ve İngiltere’yi yeni dönemin “kanat ülkeleri” olarak görme eğiliminin olduğunu vugulayan Güller, bu yaklaşımın Rusya’yı çevreleme siyasetinin bir sonucu olduğuna şu noktadan hareketle varıyor:

“Önümüzdeki ay Kiev’de Kırım’ı kurtarma platformunun ilk toplantısı yapılacak. Burada İngiltere başat bir rol oynuyor. O platformun çalışmalarına da Amerika, İngiltere ve Türkiye zaten ilk elden destek vermiş durumda.”

AMERİKA’NIN YENİ “SENTEZİ”

“Biden’ın istediği şekilde AB’yi eskisi gibi kendi siyasetlerine tamamen angaje edemeyeceğini” belirten Güller, ekonomik göstergelerin ABD’ye eski iddialarını sürdürme imkânı tanımadığını ifade etti.

ABD egemen sınıfları içinde de büyük rekabetin ve yarışın olduğunu düşünen Mehmet Ali Güller, ABD içinde çarpışan stratejilerin bir senteze ulaştığını düşünüyor. Güller, yeni Amerikan “sentezine” ilişkin şu görüşü öne sürüyor:

“Bu iki strateji uzun süre çarpıştı ve bir senteze ulaştı. Bu sentez Obama’nın ikinci döneminde uygulanmaya başlandı, Trump’la devam etti. Yöntem bakımından farklar olmakla birlikte ana strateji bakımından aslında Biden’la da devam ediyor. Ana strateji şudur; Amerika’nın ulus inşa etme süreci olarak Irak, Afganistan görevlerinin sona erdirilmesi, Amerika’nın Orta Doğu ve Orta Asya siyasetlerini müttefiklerine havale ederek Çin’i kuşatmaya ağırlık veren bir siyaset izlemek şeklinde bir senteze ulaştı.”

“KİMSE SOĞUK SAVAŞ İSTEMİYOR”

ABD’nin “Avrupa’yı kendi siyasetine tamamen eklemleyemediği” görüşünde ısrarcı olan Güller, buna ilişkin şu vurguları yapıyor:

“NATO Zirvesi bildirisinde de görüldüğü gibi ABD, Çin’i istediği gibi düşman, hasım, tehdit kategorisine sokamadı.  Zirve sonrasında NATO Genel sekreteri Stoltenberg, ‘Çin bizim düşmanımız değil.’ dedi. İngiltere Başbakanı Johnson ‘Çin’le yeni Soğuk Savaş istemiyoruz.’ demişti. NATO Zirvesi’nin 79 maddelik bildirisine Çin’i tehdit olarak koyamadılar.”

79 sayfalık NATO bildirisindeki Suriye’den Türkiye’ye füze tehdidi olduğu ileri sürülen maddenin “Türkiye’nin başını belaya sokacak” türden olduğunu aktaran Güller, bu iddiayı “provokatif” olarak tanımladı.

AFGANİSTAN TARTIŞMASI

Güller, Afganistan’la ilgili fikirlerini de paylaşarak sözlerini şöyle noktaladı:

“Türkiye’nin Taliban ile yapılmış anlaşmaya uyarak Afganistan’dan çekilmesi gerekir. NATO adına burada bir görev üstlenmesi doğru değil. Afganistan meselesi Afganistanlıların meselesidir. Oradaki meseleleri dış kuvvetlerin çözemeyeceği en azından şu 20 yıldır şu işgal ortamında görüldü. Afganistan komşularıyla kendi sorunlarını çözebilecek bir zemin oluşturmak durumunda. Afganistan’ın güçlü komşuları var. Çin, Rusya, İran, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri bunların birçoğu enerji kaynaklarına sahip. Çin büyük bir ekonomi, uzun vadeye yayılmış kredi sağlayabilir, Afganistan’a. Buralardan hareketle Afganistan’la ilişkiler geliştirmek gerekir. 20 yıllık işgal, ulus inşası projelerinin devamı olarak Afganistan’da Türk askerinin bulunması tarihimize de aykırı. Biz tam bağımsızlık hedefiyle Ulusal Kurtuluş Savaşı vermiş, bir ülkeyiz. Bizim, mazlum halklara örnek olmuş bir anlayışı, emperyalizmin dayatmasıyla, onun adına bir görev biçiminde, mazlum bir coğrafyada sürdürmemiz kendi tarihimize de aykırıdır.”