Haber: Gökhun Göçmen

İnsanlık yeni tip koronavirüs (Covid-19) ve iklim değişikliği ile mücadele ederken, ekolojik sistemde yaşanan tahribat öncelik sıralamasını değiştirebilir. Zira okyanusların üçte ikisine, kara parçalarının ise dörtte üçüne zarar veren “vahşi medeniyet” birlikte yaşadığı canlıların mezar kazıcısı olmaya aday. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre; güncel eğilimin devam etmesi halinde 2050 yılına kadar 1 milyon tür yok olabilir. Uzmanlar bu denli bir yıkımın 10 milyon senedir görülmediğine dikkat çekiyor.

İnsan ve doğa arasındaki dengenin çok geç olmadan yeniden tesis edilmesi bu sene Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik 15. Dönem Taraflar Konferansı’nda (COP15) masaya yatırılacak. Çin’in Yunnan Eyaleti’nin merkezi Kunming kentinde düzenlenecek konferansın ana teması “Ekolojik Medeniyet: Yeryüzündeki Her Yaşam için Ortak Gelecek Oluşturmak” olarak belirlendi.

Gelecek yıl 16. Dönem Taraflar Konferansı’nın Türkiye’de düzenleneceği biyolojik çeşitlilik (biyoçeşitlilik) konusuna dair merak edilen 5 soru ve yanıtını okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz:

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK NEDİR?

Biyolojik çeşitlilik bireysel türler, daha sonra canlı toplulukları ve nihayet yaşamın fiziksel çevre ile etkileşime girdiği ormanlar veya mercan resifleri gibi tüm ekosistemler ile başlayan çeşitli seviyelerden oluşur. Bu sayısız etkileşim sayesinde ortaya çıkan biyolojik çeşitlilik Dünya’yı milyarlarca yıl boyunca yaşanabilir hale getirdi. The Guardian gazetesi bu durumu “Biyolojik çeşitlilik, Dünya’nın deneyimlendiği çok çeşitli durumlar karşısında milyonlarca yıl evrim geçiren türlerin değişen çevre koşulları karşısında nasıl hayatta kaldığı bilgisini temsil eder.” ifadeleri ile özetliyor.

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK İÇİN HANGİ ANLAŞMALAR İMZALANDI?

Bilim insanlarının “Yaşam kütüphanesi” olarak betimlediği biyolojik çeşitlilik konusunda ilk adım 1992 yılındaki Dünya Zirvesi’nde atıldı. Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde düzenlenen zirvede oluşturulan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 1993 yılında yürürlüğe girdi.

Biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik çeşitliliğin parçalarının sürdürülebilir biçimde kullanımı ve genetik kaynaklardan elde edilen faydaların adil ve eşit biçimde paylaştırılması hedefine sahip Sözleşme’nin takibi için toplantılar düzenlenmesi kararlaştırıldı. Bu toplantıların ilki 1994 senesinde Bahamaların başkenti Naasu’da yapıldı.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, tıpkı iklim çatısı altındaki Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması’ndaki kendi içinde iki önemli anlaşmayı barındırıyor. Bu anlaşmalardan ilki olan 1999 Kolombiya Cartagena Porotokolü Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ın (GDO) ülkenin doğal bitki türlerine zarar verilmesi halinde kullanımını yasaklarken, 2010 Nagoya Protokolü ise genetik kaynakların sürdürülebilir kullanımını amaçlar. Nagoya Porokolü’nde ayrıca genetik kaynaklarından elde edilen gelirlerin adil ve eşit biçimde dağıtımı öngörülmektedir.

DÜNYA BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN NERESİNDE?

Nagoya Protokolü ve bağlantılı Aichi Biyolojik Çeşitlilik Amaçları 20 adet hedefi içinde barınmakta ve imzacıların attığı adımları Sözleşme Sekretaryası tarafından takip edilmektedir. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama Merkezi’nden Prof. M. Levent Kurnaz, biyolojik çeşitlilik hususunda gelinen noktayı İklim Haber sitesine yazdığı makalede şöyle aktardı:

“Sekretarya’nın hazırladığı son rapor olan Global Biodiversity Outlook 5 (5.  Küresel Biyoçeşitlilik Görünümü), Eylül 2020’de yayımlanmıştır. Bu rapordaki en önemli sonuç, Aichi Biyoçeşitlilik Amaçları konusunda ilerlemeler olmasına rağmen 2020 yılı sonuna kadar bu hedeflerin hiçbirinin yerine getirilmesinin beklenmediğidir. Bu raporun çoğunlukla ülkelerin kendi raporlarına dayanılarak oluşturulduğunu ve raporların da aslında gerçekten ziyade en iyi durumu gösterebildiğini düşünecek olursak gerçek durumun daha da kötü olduğunu düşünmemiz yanlış olmaz. Ortalama olarak, ülkeler tüm ulusal hedeflerin üçte birinden fazlasını tutturma (%34) veya aşma yolunda (%3) olduğunu bildiriyor. Ulusal hedeflerin diğer yarısında (%51) ilerleme kaydedilmekte ancak bu ilerleme hedeflere ulaşılmasına olanak sağlayacak bir hızda değil. Ulusal hedeflerin %11’inde önemli bir ilerleme gösterilmedi ve hedeflerin %1’i ise kötüye gidiyor.”

BU YILKİ ZİRVEDEN BEKLENTİLER NELER?

Çin’de düzenlenecek konferansın ana teması “Ekolojik Medeniyet: Yeryüzündeki Her Yaşam için Ortak Gelecek Oluşturmak” olarak belirlendi.

“Ekolojik medeniyet” başlığı ile 11 ve 15 Ekim tarihleri arasında video konferans ve yüz yüze görüşmeler şeklinde düzenlenecek olan zirvede gündem gelecek 10 yılın hedefleri yer alacak. Toplantıda 10 yıllık hedeflerin için “2020 Sonrası Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi” isimli bir yol haritasının da kayıt altına alınması bekleniyor. Biyolojik Çeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Konulu Hükümetler arası Bilim-Politika Platformu’nun (IPBES) İcra Sekreteri Dr. Anne Larigauderie, Xinhua haber ajansına yaptığı değerlendirmede toprağın bozulması ve restorasyonu konularının da gündeme gelmesi gerektiğinin altını çizdi.

Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik 15. Dönem Taraflar Konferansı’na (COP15) dair basın toplantılarının 13 ve 15 Ekim tarihlerinde yapılması planlanıyor. Çin basınında yer alan bilgilere göre 169 medya kuruluşundan gelen 800’den fazla muhabir Kunmig’deki zirveyi takip edecek.

ÇİN’İN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK KARNESİNDE NELER VAR?

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne 1993’te yürürlüğe girmesi ardından katılan ve bu yılki zirvenin ev sahipliğini yapan Çin Halk Cumhuriyeti, kısa süre önce yayımladığı Beyaz Kitap ile bu zamana değin atılan adımları kamuoyu ile paylaştı. Beyaz Kitap’ta yer alan bilgilere göre Çin, ülkedeki vahşi hayvan ve bitki türlerinin yüzde 71’ini, orman, otlak, çöller ve sulak alanlar dâhil olmak üzere karasal alanların ise yüzde 90’ını koruma altına aldı.

Hayvanların popülasyonlarına dönük alınan önlemler sayesinde 112 nadir ve nesli tükenmekte olan tür vahşi doğaya dönerken, ülkenin sembolü olarak bilinen panda nüfusu bin 114’ten bin 864’e kadar yükseldi. Benzer şekilde Asya bölgesine özgü İbis kuşlarının sayısı da 5 bini geçti.

Son 40 yılda, ülkenin vahşi dev panda nüfusu bin 114’ten bin 864’e yükseldi. Beyaz kitap, Çin’deki tepeli ibis sayısının, keşfinde yediden vahşi ve yapay olarak yetiştirilmiş olanlar da dâhil olmak üzere 5 binin üzerine çıktığını duyurdu.

Öte yandan yayımlanan belgede 10 bin civarında doğa koruma bölgesi yer aldığı, Tibet Platosu ve Tianshan Dağları gibi bölgelere özel önem atfedildiği aktarıldı.