1919 yılının Mayıs ayı, Asya’nın her iki ucunda yer alan Çin ve Türkiye’nin geleceğini belirleyecek önemde olaylara sahne olmuştu.

Beijing’de 4 Mayıs 1919’da başlayan öğrenci protestoları kısa sürede ülke çapında büyük bir yurtseverlik dalgası yaratmış, Çin’in devrim ateşini harlandırmış, emperyalizme karşı mücadelenin fitilini tutuşturmuştu. Türkiye’de Mustafa Kemal silah arkadaşlarıyla birlikte 16 Mayıs’ta Bandırma Vapuru ile çıktığı yolculuğu 19 Mayıs’ta Samsun’da tamamlamış, Anadolu’da isyan ateşini yakmış, İstiklal Savaşı’nın işaretini vermişti.

15 gün arayla gerçekleşen bu iki devrimci atılım, yalnızca iki ülkenin değil, Sovyet Devrimi’nden sonra Asya kıtasının da kaderini değiştirecek bir süreci başlattı. Sonrasında, her iki ülkede de gençlikle özdeşleştirilerek bayram olarak kutlanan “4 Mayıs” ve “19 Mayıs” ruhu, canlılığını bugünlere kadar korumuş durumda.

4 Mayıs 1919’da Beijing’in ünlü Tiananmen Meydanı’nda toplanan yaklaşık üç bin öğrenci, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen Almanya’nın Çin’deki nüfuz alanlarının Japonya’ya devredilmesini öngören Versay Antlaşması’nı protesto etti ve isyan hareketi dalga dalga yayılarak büyüdükçe büyüdü. İki yıl sonrasında Çin Komünist Partisi (ÇKP) kuruldu. O günden itibaren “4 Mayıs Hareketi” olarak tanımlanan bu süreçte Çin Devrimi’nin pek çok lideri de yer almıştı.

MAO ZEDONG’UN DEĞERLENDİRMESİ

Han Suyin, iki ciltlik “Sabah Tufanı / Mao Zedong ve Çin Devrimi 1893-1954” (Hürriyet Yay., 1978, çev: Celal Üster-Cenap Nuhrat) kitabında 4 Mayıs’ın sadece emperyalizme değil, Çin halkını satan Çinli savaş ağalarına karşı da büyük bir kitlesel ittifak oluştuğunu belirtir. “Ancak 30 yıl sonra 1949’da Mao, Çin Devrimi’ni bütün Çin’de zafere ulaştırdığı zaman 4 Mayıs Hareketi’nin amaçları gerçekleşebildi” diyen Han Suyin, Mao Zedong’un 4 Mayıs’ı “Çin tarihinde bir eşi daha görülmemiş büyük ve kapsamlı bir kültürel devrim” olarak değerlendirdiğini de ekler.

Mao Zedong, 4 Mayıs Hareketi’nin 20. yılını kutlamak amacıyla yazdığı makalede (“Mao Zedong-Seçme Eserler”, cilt 2, Kaynak Yayınları) şöyle diyor: “4 Mayıs Hareketi, Çin’in emperyalizme ve feodalizme karşı burjuva demokratik devriminde yeni bir aşamayı belirler. 4 Mayıs Hareketi’nden doğan kültür reformu hareketi, bu devrimin belirtilerinden sadece bir tanesidir (…) 4 Mayıs Hareketi sıralarında yüz binlerce öğrenci yiğitçe ön saflarda yer aldı. Bu açıdan 4 Mayıs Hareketi, 1911 Devrimi’nden bir adım ileri gitti.”

Mao, gene 20. yıl dönümü dolayısıyla Yenan’da yaptığı konuşmada da “4 Mayıs haklı olarak Çin’in Gençlik Günü seçilmiş bulunuyor. 4 Mayıs Hareketi’nin üzerinden 20 yıl geçti ama bu gün ilk kez bu yıl Milli Gençlik Günü ilan edildi. Bu çok önemli bir olaydır. Çünkü Çin halkının emperyalizme ve feodalizme karşı demokratik devriminin yakında bir dönüm noktasına ulaşacağını göstermektedir.” diyordu.

DENG XIAOPING VE XI JINPING

Ezra Vogel’in “Deng Xiaoping ve Çin’in Dönüşümü” (Modus Kitap, çev: Mehveş Leliç, 2017) adlı devasa biyografik çalışmasında da 4 Mayıs Hareketi’nin Deng’in yaşamındaki önemi şu satırlarla anlatılır: “1919’da Deng daha 14 yaşındayken 4 Mayıs Hareketi protestolarına katılıyordu. Bu hareket Versay’da savaş sonrası dünyaya şekil vermek için toplanan Batılı liderlerin eskiden Alman mandası olan Shandong eyaletinin doğu kısmını Çin yerine Japonya’ya vermesiyle başlamıştı. 4 Mayıs Çin’in eğitimli gençleri arasında yeni ve popüler bir ulusçuluk hareketi başlattı (…) Erken olgunlaşmış bir genç olan Xiaoping harekete katılarak başka öğrencilerle birlikte Guang’an sokaklarındaki gösterilere katıldı (…) O andan sonra Deng’in kimlik bilinci Çin’i diğer ülkelerin elinde yaşadığı utançtan kurtararak tekrar yükseklere çıkartabilme, zengin ve güçlü yapma ulusal amacıyla ayrılamaz bir bütün oldu.”

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 4 Mayıs 2014’te Beijing Üniversitesinde yaptığı konuşmada, gençliğe 4 Mayıs Ruhu’nun çağımızda daha göz kamaştırıcı biçimde parlamasını sağlama çağrısı yapmıştı. Xi konuşmasının devamında şu vurguyu yapmıştı: “4 Mayıs Hareketi’nden bu yana, bütün kuşaklardan idealist gençlerimiz ‘Gençliğimle, gençlik ailesini, ülkesini, milletini, insanlığını, dünyasını ve evrenini yaratacağım’ ülküsüyle, ülkemizi felaketlerden kurtarma ve milletimizi yeniden kalkındırma mücadelesinde yeryüzünü sarsan ve gökyüzünü çınlatan gençlik senfonilerini yaratmıştır.” (Xi Jinping, “Çin’in Yönetimi”, Kaynak Yayınları, 2017

PRANGALARI KIRAN GENÇLİK

Dün, 4 Mayıs’ın 102. yılında CRI-Türk Haber Merkezi, Türk ve Çinli öğrencilerin değerlendirmelerini aktardı. Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkan Yardımcısı Furkan Kaplan, “Versay Barış Anlaşması’yla Çin’in, Sevr Barış Anlaşması’yla Türklerin ölüm fermanı imzalanmıştır. 1919, bu ölüm prangalarının kırıldığı yıldır” derken, Huaqiao Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Li Xiaoyi de şu anlamlı cümleyi kurmuştu: “Türk gençleri ile aynı tarihte aynı mücadeleyi vermiş olmak, kader birliğinin en açık örneğidir. Her iki gençlik de bağımsızlıkları için mücadele vererek vatan topraklarını gözlerini kırpmadan savunmuşlardır. Bu mücadele günümüzde de devam etmektedir.”

“Gençlik” kavramı, dün de “gelecek” anlamına geliyordu, bugün de aynı anlamı taşıyor.

Tunca Arslan