China Daily / Peter Koenig

Çin’in başarı hikâyesi Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) evrimi ile birlikte gelişti. Parti’nin 1 Temmuz 1921’de kuruluşu 200 yıl kadar süren yabancı güçlerin, Batı istilalarının, işgallerin ve Çin’in zengin doğal kaynaklarının yağmalanmasının sonuna geldiğinin işaretini verdi.

ÇKP’nin kilit amaçlarından biri, Çin’in bir daha asla Batılı güçler tarafından sömürülmemesini ve egemenlik altına alınmamasını garanti altına almaktı. ÇKP, bütün Çin’de hepsi de sömürgecilik ile sömürüden kurtulma ve egemen bir sosyalist ekonomiye sahip egemen bir komünist Çin’in yaratılması ortak amacının peşindeki topluluklar ve bölgelerde kurulan dayanışmayı derinleştirerek büyüdükçe, güvenilecek bir güç haline geldi.

BATILILARIN ÇİN’İ İSTİKRARSIZLAŞTIRMA GİRİŞİMLERİ

Geçen birkaç on yılda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere ve başka bazı Batılı ülkeler sürekli ülkenin iç işlerine açıkça karışmak olan Taiwan’a müdahale ederek Çin’i istikrarsızlaştırmanın peşinde oldu. Bu tür adımların sonuncusu, ABD’nin Aralık 2020’de Taiwan’a 5 milyar dolarlık silah satmasıydı.

Bu yılın başlarında, ABD’nin (Taiwan ile “diplomatik” ilişkiye sahip birkaç ülkeden biri olan) Pasifik Adası Palau Büyükelçisi, Washington 1979’da ada ile resmi ilişkilerini Çin lehine kestiğinden bu yana Taiwan’a resmi sıfatla giden ilk ABD temsilcisi oldu. Buna ek olarak, ABD Nisan 2020’de imzalanan ve adayı “uluslararası alana” daha da yakınlaştırmak için (ki bu ada topraklarını siyasi olarak kıta Çin’inden uzaklaştırmak anlamına geliyor) Taiwan ile ABD arasında ticaret ve diğer ilişkilerin güçlendirilmesini isteyen sözde (Taiwan Müttefikleri Koruma ve Güçlendirme Girişimi) TAIPEI yoluyla Taiwan ile daha yakın ilişkileri destekliyor.

Çin’in iç işlerine karışmak arasında ayrıca ABD’nin tetiklediği Beijing’e karşı ticaret savaşı, ABD donanmasının yüzde 60 kadarını Güney Çin Denizi’nde konuşlandırmak, Washington’ın devlet gücünü Hong Kong Özel İdari Bölgesi’ne kadar uzatma çabaları, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde insan hakları ihlalleri ile ilgili temelsiz iddialar ve Çin kurumları üzerine yaptırımlar koymak da var. Bu tür çabalar açıkça Çin’in kalkınmasını engellemek ve böylece barışçı yükselişini kontrol altına almayı amaçlıyor.

DÜŞMAN YABANCI TASARILAR ENGELLENDİ

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, sarsılmaz liderliği sayesinde Çin bu müdahalelerle dikkatli biçimde ilgilendi, her zaman diplomatik ve savaş dışı çözümler bulmaya çalıştı. Ayrıca Çin farklı ülkelerden, bölgelerden, ırklardan, dinlerden, kültürlerden ve ideolojilerden insanların barışçı biçimde gelişebileceği çok kutuplu bir dünya kurma hedefi ile barışçı biçimde ilerlerken, her zaman saldırmazlık yolunu izledi. Parti’nin kurulmasından bu yana Çin ortak küresel gelişme için çaba gösterdi ama, Batının aksine, asla diğer ülkeleri etkilemeye ya da ideolojisini ve siyasi sisteminin reklamını yapmaya çalışmadı

ÇKP’nin 100 yıllık tarihinde başardığı şey gerçekten dikkate değer. Başarıları arasında sadece iç dayanışmayı sürdürmek değil, aynı zamanda Çin halkının güvenini kazanmak, barışçı biçimde ileri gitmek, gıda güvenliğini sağlamak ve herkese uygun eğitim ile sağlık hizmeti vermek de var. Çin’in 800 milyon kadar insanı Parti’nin liderliği sayesinde mutlak yoksulluktan kurtardığını unutmayın. Bunu başka hiçbir ülke başaramadı.

ÇKP’nin bugün 95 milyon kadar üyesi var, bu onu dünyadaki en büyük iktidar partisi yapıyor. Ve ÇKP liderliği sayesinde Çin nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) bakımından dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve satın alma gücü paritesi bakımından ise en büyük ekonomisi haline geldi. Fakat bu başarılar, ABD dolarının egemenliği yüzünden, küresel ekonomik ve finansal örgütler dâhil uluslararası örgütler üzerinde hâlâ egemenliğini sürdüren ABD tarafından batı dünyasına bir tehdit olarak görülüyor. Yine de imparatorluk çatırdıyor.

ABD DOLARI YAVAŞ YAVAŞ PARILTISINI KAYBEDİYOR

ABD bunu biliyor. En güçlü varlığı olan dolar giderek parıltısını kaybediyor. ABD doları bütün dünyada yaygın olarak enerji, gıda ve iletişim hizmetleri gibi hayati mal ile hizmetleri almak için kullanılmanın yanı sıra küresel ticaretin diğer alanlarında da kullanılıyor, ama uluslararası finans piyasasında gücünü kaybediyor.

Bunun nedenleri hem ekonomik hem de siyasi. Ekonomik cephede ABD, 1913 tarihli Merkez Bankası Yasası ile bir yasal para birimi yarattı, bu dolaşımı ve miktarının istenildiği kadar artırılabileceği bir para birimidir. Bu ABD’nin, bütün yeryüzünde uzun savaşları ve çatışmaları finansa etmek dâhil gerektikçe para “basmasına” ve ABD Hazinesinin ve Merkez Bankası’nın asla geri ödeyemeyeceği borçlar biriktirmesine izin veriyor.

Washington (1944’teki Bretton Woods Konferansı ile) belirlediği 1971’de kendi altın standardını terk ettiğinde ABD doları fiilen “yeni altın standardı” haline geldi, çünkü altın standardı, çeşitli para birimleri sepeti yerine ABD dolarının değerine dayanıyordu (onsu -yaklaşık 31 gram- 35 dolar). Herkesin döviz rezervi için ABD dolarına ihtiyacı olduğu için, bu ABD Hazine Bakanlığına para arzını neredeyse sınırsız biçimde artırma özgürlüğü verdi.

ABD, 1970’lerin başında o zaman Petrol İhraz Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) Suudi Arabistan’la petrol, gaz ve kömür dâhil bütün hidrokarbonların ticaretinin ABD doları ile yapılması gerektiği konusunda anlaştığında, bu ABD’ye yeni bir dolar desteği verdi, bütün dünya hidrokarbonları almak için dolara ihtiyacı olduğu için serbestçe dolar basma gücü. Bugün bile dünya çapında tüketilen bütün enerjinin yaklaşık yüzde 84’ü hidrokarbonlardan oluşuyor (2019 Forbes). Bunun karşılığında ABD, Suudi Arabistan’a onu her zaman ekonomik, stratejik ve askeri olarak koruma sözü verdi ve neredeyse hemen, şimdi oralardan Orta Doğu’da farklı savaşlar sürdürdüğü, Suudi Arabistan’da birçok askeri üs kurmaya başladı.

ABD DÜNYADAKİ EN BORÇLU EKONOMİ

Rastgele dolar basmak ve böylece yeni borçların sürekli birikmesi ABD’yi açık ara dünyadaki en borçlu ülke haline getirdi, şu andaki borçları toplam49,8 trilyon dolar. GSYİH’nin 21 trilyon dolar olduğu düşünülürse, GSYİH’nin yüzde 237’si kadar borcu var.

ABD borçlarının Genel Muhasebe Bürosu’nun “Finanse Edilmemiş Borçlar” dediği başka bir bölümü ise 213 trilyon dolar (bütün rakamlar 16 Nisan 2021 tarihli: US Debt Clock -ABD Borç Saati). Bu olağanüstü yüksek oranların Covid-19’un neden olduğu borçlarla da ilgisi var.

Finanse edilmemiş borçlar ülkelerin onları geri ödemek için bir yana ayıracakları yeterli fonları ya da varlıklarının olmadığı borç yükümlülükleridir. Bu borçlar genellikle ABD hükümetinin borç hizmetine (borçların ödenmemiş faizleri) ya da emeklilik planları ve bunların tasarruflar ile yatırım tahvilleri üzerindeki etkilerinin yanı sıra sağlık sigortaları ve savaştan dönen askerlerin sosyal destek teminatlarına işaret eder.

Bu astronomik borç rakamları ve doların “desteksiz” yasal para karakteri dünyanın ABD dolarına güvenini daha da azaltıyor. ABD’nin borçlarını ödemeye niyeti olmadığı çok iyi biliniyor. Ama 1987’den 2016’ya kadar ABD Merkez Bankası Başkanı olan Allan Greenspan, bir gazetecinin ABD borçlarını geri ödeyecek mi sorusuna yanıt olarak, “Asla. Biz sadece yeni para basarız.” dediğinde bunu teyit etmiş oldu. Geçen on yılda ABD doları hidrokarbon ticaret tekelini kaybediyor. Ayrıca, diğer uluslararası anlaşmalar bugün artık ABD doları ile yapılmıyor. Çin, Rusya, İran, Venezuela ile diğer bazı ülkeler dış ticaretlerinde doları kullanmayı durdurdu ve onun yerine kendi para birimlerini ve artan biçimde Çin yuan’ını kullanarak ticaret yapıyorlar.

Neden? Bütün dünyada ülkeler doların oldukça istikrarsız bir resmi para olduğunu anlamaya başladı. ABD para birimine güvenin kaybolmasının bir diğer önemli nedeni, Washington’ın dolar cinsinden ifade edilen uluslararası varlıkları ve ABD bankacılık sistemini isteklerine uymayan ülkelere, ülkelerin yurt dışındaki rezerv varlıklarını bloke etmek de dâhil çok ağır ve yasa dışı yaptırımlar koymak için sık sık kullanması. ABD’nin bu tür kötü ekonomik ve siyasi hareketleri doların egemenliğinin sonunu başlattı.

Dolara azalan güven Çin, ABD’nin egemen olduğu SWIFT transfer ve ABD bankacılık sistemine dokunmadan uluslararası ticaret için kullanılabilecek kendi sayısal para birimini kullanıma soktuğunda daha da yoğunlaşabilir. Sağlam ve güçlü Çin ekonomisinin desteklediği yuan hızla dünyanın her yanından ülkelerin güvenini kazanıyor ve yuan’ın uluslararası rezerv varlık olarak kullanılması hızla yaygınlaşıyor. Sayısal yuan da uluslararası rezerv para birimi haline gelebilir ve böylece ABD dolarına olan talebi daha da düşürebilir.

ABD Merkez Bankası da dijital para arzını düşünürken, bunun dolardan ve borç yükünden hangi düzeyde bağımsız olabileceği belirsiz. Ama ABD’nin uluslararası ticareti azalır ve Çin’in dış ticareti artarken, gerileyen bir ABD ekonomi için yükselen Çin ekonomisini yakalamak zor olacak. Örneğin, Çin Genel Gümrük İdaresi’ne göre, bu yılın ilk yarısında, ihracat yuan olarak yüzde 28,1 ve ithalat yüzde 25,9 artarken Çin’in dış ticareti (ihracat ve ithalat) yıllık bazda yüzde 27,1 artarak 18,07 trilyon yuan’a (2,79 trilyon dolar) çıktı.

Aksine bu gelişmeler -Çin’in kendi sınırları içinde Covid-19 salgınını büyük ölçüde kontrol altına aldığı ve normale yakın ekonomik faaliyetlere döndüğü gerçeği ile birlikte- Parti’nin yetenekli liderliğine ve sağlam bir Çin ekonomik ve finans politikasına tanıklık ediyor. Bu Çin’in Çin karakterli sosyalizm dediği şeyin sonucudur, bu ÇKP’nin sürekli geliştiğini gösteren bir özelliktir.

Bu gerçekler Çin ekonomisinin yanı sıra, Çin’in ülkelerin kendi egemenliklerini, kültürlerini ve doğal kaynaklarını koruyabilecekleri, kendi para politikalarını uygulayabilecekleri, dış ilişkilerini iyileştirecekleri ve barış içinde birlikte yaşayabilecekleri daha eşit, daha eşitlikçi ve daha adil birçok kutuplu bir dünya kurma çabalarına da duyulan uluslararası güveni daha da artıracak.

ÇİN VİZYONU VE ÇKP

Kuşak ve Yol İnisiyatifi Cumhurbaşkanı Xi’nin parlak buluşudur. Antik İpek Yolu’na güç veren ve onu böyle büyük bir başarıya dönüştüren aynı antik ilkelere dayanıyor ve halklar arasında köprüler kurmayı ve mal ile hizmetler, araştırma, bilgi, kültürel bilgelik alışverişini barışçı ve uyum ve 21. yüzyılda “kazan-kazan” tarzı içinde artırmayı amaçlıyor.

Xi, 7 Eylül 2013’te Kazakistan’daki Nazarbayev Üniversitesinde halktan halka dostluk ve insanlık için daha iyi bir gelecek yaratmak hakkında konuşurken Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni önerdi. Xi, antik İpek Yolu’na işaret ederek, alışverişin tarihi hakkında konuştu ve “Irk, inanç ve kültürel arka plan bakımından farklı olan ülkeler kesinlikle birlik ve karşılıklı güven, eşitlik, karşılıklı fayda, karşılıklı hoşgörü ve birbirlerinden öğrenmenin yanı sıra iş birliği ile kazan-kazan sonuçlarında ısrarlı oldukları sürece kesinlikle barış ve kalkınmayı paylaşabilirler.” dedi.

Xi’nin vizyonu, dünyayı kara ve deniz üzerinden, altyapıyı iyileştirerek ve enerji, eğitim ile araştırma enstitüleri, kültürel değişim ve daha fazlası dâhil sanayi ortaklıkları kurarak birleştirmeyi amaçladığı için, belki de 21. yüzyılın dünyasını şekillendiriyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi çoktan Çin Anayasası’na yazıldı ve 2017’den bu yana ülkenin dış politikasının sancak gemisi oldu.

İnisiyatif’in amacı aynı zamanda “birleşik bir büyük piyasa kurmak ve sermaye akışı, yetenek havuzu ve teknoloji veri tabanı ile sonuçlanacak şekilde üye ülkelerin karşılıklı birbirlerini anlamalarını ve güvenini artırmak için hem uluslararası hem de iç pazarların, kültürel değişimler ve bütünleşme yoluyla tam kullanılmasını sağlamak.”

KARŞILIKLI ANLAYIŞIN KUŞAK VE YOLU

150’den fazla ülke ve uluslararası örgütteki -Asya, Afrika, Orta Doğu ve Amerikalar boyunca- Kuşak ve Yolla ilgili yatırımlar çoktan 5 trilyon doları aştı. Girişim ayrıca ekonomilerin karşılıklı üstünlüklerinden faydalanmalarını sağlamayı ve onlar için bir kazan-kazan koşulları yaratmayı da amaçlıyor. Asıl olarak, girişimin amacı Kuşak ve Yol ülkeleri arasında, sermayenin sınırlar boyunca serbest akışına yardım ederek, karşılıklı anlayışı kurup derinleştirmek ve ortak kalkınma ve refahı paylaşmak.

Xi’nin Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni önermesinden sonra geçen ilk 6 yılda Batı, başarısız olacağına inandığı için, girişimin varlığını inkâr etti. Ama başarısız olmadı. Aksine Yunanistan, İtalya ve Portekiz dâhil birçok Avrupa Birliği (AB) üyesi bile girişime katıldı, başarılı ve faydalı girişime katılmanın cazibesi dayanılmaz olduğu için başkaları da muhtemelen bu ülkeleri takip edecek.

Yine de Kuşak Yol İnisiyatifi, Çin’in ekonomisi ve dünya içindeki konumunu güçlendirecek tek plan değil. On yıllar boyunca Batı’nın saldırganlığı, aşağılama ve kavgacılığı ile karşı karşıya kaldıktan sonra, Çin ASEAN üyesi ortakları ile ticaret, kalkınma ve iş birliğine odaklanıyor. 8 yıllık müzakerelerden sonra, Kasım 2020’de, Çin ASEAN üyesi 10 ülke ile, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasını imzaladı. RCEP 2,2 milyar kadar insanı kapsıyor ve küresel GSYİH’nin yüzde 30 kadarına sahip, bu da onu dünyadaki en büyük serbest ticaret anlaşması yapıyor.

Bunun yanı sıra, RCEP çerçevesi içinde, ticaret anlaşmaları yerel para birimleri ve ABD doları değil yuan ile yapılacak, bu RCEP’yi ilk olarak Asya Pasifik bölgesinde ve ardından giderek bütün dünyada ticareti “dolarsızlaştırma” platformu haline getiriyor. Dolar temelli ticaretten uzaklaşmak Batı’nın “yaptırım kültürüne” karşı çıkmanın ya da Batı yaptırımlarını tamamen etkisiz hale getirmenin etkili bir yolu olacak.

Çin’in iç ekonomik kalkınmayı vurgulaması -dikey kalkınma yerine yatay denilen ekonomik kalkınma- iç piyasayı büyütmek ve zengin doğu kıyısı bölgeleri ile geniş ve görece az gelişmiş iç bölge arasında bir denge kurmak için, iç üretim kapasitesinin gelişmesine yardımcı olacak.

AYDINLIK BİR GELECEK ÇİN’İ ÇAĞIRIYOR

Yüzyıllar süren batı “üstünlüğü”, insafsız sömürü, sömürgeleştirme, ayrımcılık ve renkli insanların doğrudan köleleştirilmesinden ve bütün dünyada diğer kültürlerin yok edilmesinden sonra, insanlığın geleceğini daha barışçı, daha adil ve daha eşitlikçi bir dünyaya doğru çevirmenin zamanı geldi.

Gelecek yüz yılda ÇKP’nin önderliğinde, Çin Doğuyu ortak bir refah, iyi sağlık ve umut dönemine yönlendirmeye koyuldu. Yeni çağ kazan-kazan ticari ilişkilerinin olduğu çok kutuplu bir çağ olacak. Bu yeni çevresel, toplumsal ve teknolojik zorluklar yaratabilir ama aynı zamanda toplumsal bilinç ve dayanışma için yeni bir aydınlanmayı tetikleyecektir. Ve insanlığın iyiliğinin büyük büyük hedeflerine ulaşmanın kilit bir aracı, yeni fikir ve üretimlerin düzenli akışını sağlayacağı ve kültürel değişim ile karşılıklı öğrenmeyi teşvik edeceği için, Kuşak ve Yol İnisiyatifi olacaktır

Dolayısıyla, gelecekteki odak noktasının yenilenebilir enerji yaratmak, sonunda karbon nötrü başarmak için doğal karbondioksit emilimi ile oksijen üretimi arasında kent merkezlerinde yeşil alanları artırmak ve dünyanın yağmur ormanları ile su kaynaklarını korumak olmalıdır. Ayrıca doğal kaynakları ve kamu hizmetlerini -sağlık, eğitim, gıda arzı, su ve sıhhi hizmetler, elektrik ve toplum ulaşım- kamusal alanda tutmaya, çok tahıllı tarımı teşvik etmeye, insanlığa daha iyi hizmet için üretim ve ulaşımı daha verimli yapmak için yapay zekâyı geliştirmeye ve sosyoekonomik kalkınma finansmanı için kamusal bankacılığı benimseyeme gerek var. Bütün bunlar insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluk kuracaktır.