Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Kurnaz, küresel ısınmanın meteorolojik olaylara etkisini değerlendirdi.

Küresel ısınmanın yaşanan bu doğa olaylarının hiçbirinin doğrudan sebebi olmadığını ifade eden Prof. Dr. Levent Kurnaz, küresel ısınmanın yaşanan doğa olaylarının sıklığını, şiddetini ve görüldüğü alanları artırdığını kaydetti.

“GEREKLİ ÖNLEMLER ALINIRSA AFETLER İNSANLARA DAHA AZ ZARAR VEREBİLİR”

Bütün fırtınaların daha yoğun, daha sık ve daha başka coğrafyalarda görülmeye başlandığını belirten Kurnaz’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İklim krizi bütün devletlerin politika düzenleri içinde en üst düzeyde yer alırsa bununla başa çıkmak mümkün olabilir. Bu afetler, insanlara çok büyük zarar veriyor, gerekli önlemler alınırsa afetler, insanlara daha az zarar verebilir, yeter ki, insanlar bunları ciddiye alsınlar.

Karadeniz’in tamamında sel riski söz konusu. Kastamonu’da yaşanan olay az rastlanır bir olaydı, düşen yağış miktarı korkunç bir miktar. İnşallah yakın vadede bu miktarda bir şeyi bir daha görmeyiz o bölgede ya da Karadeniz’in herhangi bir bölgesinde.

Bugün Kahire’ye bakın, Basra’ya bakın buralarda ne tür bir iklim görüyorsak bu iklim 100 yıl sonra Antalya, Adana, Urfa hattına gelecek. Bugün Antalya, Adana, Urfa hattında nasıl bir iklim görüyorsak bu 100 yılın sonunda İstanbul, Samsun, Trabzon hattı da o iklime sahip olacak. Yani İstanbul, yaklaşık Antalya gibi olacak bu 100 yılın sonunda.

DENİZ SEVİYESİNİN YÜKSELMESİ

En fazla etkilenecek olanlar küçük ada ülkeleri, Pasifik Okyanusu’nda minik minik adalardan oluşan devletler var. Bu devletler deniz seviyesindeki yükselmeye son derece bağımlılar, 100 yılın sonunda deniz seviyesi yükseldiğinde bu devletlerden birkaçı ortadan kalkmış olacak. Onlar kadar kötü etkilenecek başka hiç kimse yok dünyada. Aynı biçimde deniz seviyesinden etkilenecek Bangladeş var. Hindistan’ın ve Pakistan’ın deniz seviyesine yakın bölgeleri var, yine Çin’in deniz seviyesine yakın bölgeleri var. Hollanda gibi zaten bir kısmı deniz seviyesinin altında olan bir yerde önemli hasarlara yol açabilir. Kuzey ülkeleri ve Arjantin, Şili gibi güney uçtaki ülkeler bu işten biraz daha kazançlı çıkabilirler.

“TÜRKİYE ESAS PROBLEMİNİ GÖÇLERLE YAŞAYACAK”

Türkiye esas problemini göçlerle yaşayacak ne yazık ki, bu göçler sınırdan yürüyerek gerçekleşmeyecek, 20-30 milyon kişinin önümüzdeki 20-30 yılda Türkiye’ye göç etmesi beklenebilir.

Bu insanların buradan başka bir yere gidemeyecek olabilmesi bizim su kaynaklarımız açısından son derece büyük bir baskıdır. Şu anda kişi başına düşen su miktarımız bile fazla değilken o noktada su fakirliği noktasında olacağız. Bunun için de şimdiden önlemler almamız elzemdir.

İklim değişikliğinin bugünkü kaynaklar üzerinde yarattığı baskıyı düşünecek olursak bugünkü hayat tarımınızı sürdürmek kesinlikle mümkün değil. Bunda çok önemli değişiklikler yapmak zorundayız. Eğer değişiklikler yapmazsak 100 yılın sonunda dünya tanıyamayacağımız bir yer haline gelebilir.”