“'Duymasak da oynuyoruz”

“'Duymasak da oynuyoruz”

Elazığ'da işitme engelli öğrenciler, açılan kursta duymadıkları ritme ayak uydurarak halk oyunları oynamayı öğrendi.

Elazığ Özel Eğitim Meslek Lisesi'nin 15 işitme engelli öğrencisi, sosyal yaşama uyum amacıyla "duymasak da oynuyoruz" sloganıyla açılan kursta sesini duymadıkları davul ve klarnet eşliğinde halay çekiyor.

Verilen eğitimle kısa sürede "Çayda Çıra, Temürağa ve Delilo"nun da yer aldığı bazı yöresel oyunları öğrenen engelliler, düzenlenen etkinlik ve düğünlerde sergiledikleri performansla büyük beğeni topluyor.

Elazığ Özel Eğitim Meslek Lisesi Müdürü Engin Yılmaz, "duymasak da oynuyoruz" sloganıyla yola çıktıklarını anlattı.

İşitme engelli öğrencilerin bu kapsamda verilen eğitimlerle yöresel halk oyunlarını öğrendiğini kaydeden Yılmaz, günlük yaşamlarının da daha aktif hale geldiğini kaydetti.

Engelli öğrencilerin sosyalleşmesinin önemine işaret eden Yılmaz, şöyle konuştu:

"Öğrenciler öncelikle kursta birbirleriyle diyalog kurmaya başladı. En önemlisi de kendilerine olan öz güvenleri arttı. Aldıkları eğitimle halay figürlerini en iyi şekilde uygulamaya başladılar. Bu sayede artık katıldıkları düğünlerde oynuyorlar. Sosyalleşme yönünde bu halk oyunları projesinin büyük katkısı oldu. Duymadıkları halde duyan insanlardan daha iyi oynamaları büyük takdir topluyor."

İşitme engelliler folklor ekibinin artık valilik ve belediye tarafından düzenlenen tören ve etkinliklerde gösteri sunduğuna işaret eden Yılmaz, "Etkinliklerde izleyenler işitme engelli olduklarını öğrenince şaşırıyor. Figürleri bu kadar güzel uygulamaları ve öz güvenlerinin yüksek olması dolayısıyla şaşkınlık yaşıyorlar." dedi.

"RİTMİ YAKALIYORLAR"

Eğitmen Sefer Nacar da işitme engelli öğrencilerin sessiz bir dünyada yaşadığını, onların dünyasına katkı sunmak için çaba sarf ettiklerini söyledi.

Nacar, şunları kaydetti:

"Öğrenciler mendilim ve gösterdiğim sayılarla oynuyorlar. Müziksiz çalışma yaptığımız zaman benim gözlerime bakarak çalışıyorlar. Davul olduğu zaman davul her vurduğunda diyaframlarında o vurma sesini hissediyorlar. O titreşimi hissedince daha da heyecanlanıyorlar. Çünkü ritmi yakalıyorlar. O yüzden imkan buldukça öğrencilerimizi müzik eşliğinde oynatmaya çalışıyoruz. Davul eşliğinde oynarken çocuklarımız aynı duyanlar gibi davula eşlik ederek oynuyorlar. O müzik sesinin ritmini duyuyormuş gibi hareket ediyorlar."

"ESKİDEN DÜĞÜNLERDE OYNAYANLARI KENARDA İZLİYORDUM"

Duygularını işaret diliyle anlatan öğrencilerden Mustafa Bozkurt da okulda verilen eğitimlerin kendilerine büyük katkı sunduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Eğitimle yöresel halk oyunlarını da öğrendim. Çok mutlu oldum. Birkaç yerde sahne aldık, herkes bizi izledi. Çok mutlu olduk. Bu sayede sosyalleştik. toplumsal yaşamın içine alındık. Eskiden düğünlerde oynayanları kenarda izliyordum. Şimdi o düğünlerde oynuyorum."

Öğrencilerden Devran Demir ise "Daha önceden toplumun dışında kaldığımız için üzgündüm. Kendimizi ifade edemiyorduk. Okulda arkadaşlarımla sosyalleşiyorum. Burada aldığımız eğitim sayesinde toplumsal yaşamın içine girdik. Bu halk oyunlarını daha önceden merak ediyordum. Okulda öğrenme fırsatı buldum. Oynamaya başladım. Kendi düğünümde öğrendiğim bu oyunları oynayacağım." ifadelerini kullandı.