Zaman Gazetesi Eski Yönetici ve Yazarları Hakkındaki Dava

Zaman Gazetesi Eski Yönetici ve Yazarları Hakkındaki Dava

Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) yayın organı olduğu gerekçesiyle kayyuma devredildikten sonra kapatılan Zaman gazetesinin eski yönetici ve yazarlarına yönelik soruşturma sonunda Mümtazer Türköne ve Şahin Alpay'ın da aralarında bulunduğu 22'si tutuklu 31 sanığın yargılandığı dava, sanık savunmalarıyla sürüyor. 

Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan duruşmada savunması alınan tutuklu sanık Mümtazer Türköne, 15 Temmuz 2016'da Türkiye'de bir kalkışma yaşandığını anlatarak, Türkiye'nin bu kalkışmayla baş ederek demokrasi adına çok parlak bir başarı kazandığını söyledi. 

Halkın darbeye karşı sokağa döküldüğünü ve sokağa dökülenlerden birinin de kendisi olduğunu savunan Türköne, merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun 1992 yılında bir sivil inisiyatif programı yayınladığını belirtti. 

Türköne, söz konusu programın, 12 Eylül gibi bir askeri darbede halkın sokağa çıkmasıyla darbecilerin ilan ettiği şartlara riayet etmeyen bir sivil itaatsizlik eylemini içeren formül olduğunu dile getirerek, Yazıcıoğlu'nun ilan ettiği o programı yazan kişinin kendisi olduğunu iddia etti. 

Türkiye'de darbenin hemen hemen her yönü ile ilgili çalışan 3 uzman olduğunu anlatan Türköne, "Bunlardan ikisi bu davada sanık olarak yargılanıyor, biri Lale Kemal, diğeri de benim. Darbelere karşı aldığım tavırla çok bilinçli, dirençli bir sicilim var." dedi. 

Türköne, darbelerin önlenmesi konusunda halkın sokağa dökülmesinin nasıl caydırıcı bir çözüm olduğunu her zaman anlattığını söyleyerek, "Yazarlık hayatım boyunca en çok üzerinde durduğum konulardan biri, 'zırhlı birliklerin şehir merkezlerinde ne işi var?' sorularının peşine düşmek oldu. Bunların şehir dışına çıkartılması gerektiğine yönelik tonlarca yazılarım var. Olası durumda tanklarının önlerinin iş makineleriyle kapatılmasına yönelik çözümleri sık sık dile getirdim." diye konuştu. 

- "Darbelere karşı tavrım 15 Temmuz'da sürdü"  

Darbelere karşı tavrının 15 Temmuz'da da devam ettiğini, bu konudaki tweetlerini de delil olarak sunabileceğini ifade eden Türköne, o gece 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne yakın bir evde olduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısından önce köprüye gitmek için sokağa çıktığını öne sürdü. 

Türköne, hayatı boyunca darbelere karşı durduğunu anlatarak, 15 Temmuz darbe girişimine karşı da aydınlar arasındaki en etkili tavrı kendisinin gösterdiğini savundu. 

Darbecilerin yağlı kazığa oturtulması gerektiğini söylediği için bu konuda çok tepki aldığını dile getiren Türköne, "Darbeyi bana Ali Bulaç Bey haber verdi. Ona 'Şayet darbe başarılı olursa bizi yağlı kazığa oturturlar, yok başarısız olurlarsa Silivri'nin yolunu tutarız' dedim." ifadesini kullandı.

- "Büstümün dikilmesi gerekiyor" 

Sanık Mümtazer Türköne, bir darbenin maliyetini çok iyi bildiği için bu konuda ne kadar katı olduğunun bilindiğini belirterek, "O yüzden de kimse beni darbeci ilan edemez. Yargılamalar bitip her şey yerli yerine oturduğunda, '15 Temmuz darbesinin arka planda engellenmesi konusunda çaba harcayan kim var?' diye sorarlarsa, ilk sıralarda ben varım. Birinin heykeli dikilecekse benim büstümün dikilmesi gerekiyor. Vasiyetimdir, öyle bir şey olursa büstümü Çağlayan Adliyesi önüne diksinler. Benim darbeci olma ihtimalim yer çekimi kurallarına aykırıdır." şeklinde konuştu. 

Hakkındaki tüm suçlamaları reddeden Türköne, tahliyesini talep etti. 

Duruşma, tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasıyla sürüyor.