Selimiye Kışlası'ndaki Faaliyetler ve Üsküdar Çevik Kuvvet'in İşgal Girişimi Davası

Selimiye Kışlası'ndaki Faaliyetler ve Üsküdar Çevik Kuvvet'in İşgal Girişimi Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Selimiye'de bulunan 1. Ordu Komutanlığı'nda yaşananlar ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nün Üsküdar yerleşkesinin ele geçirilmeye çalışılmasına ilişkin 54'ü tutuklu 128 sanığın yargılandığı davada, bugün 5 sanığın savunması alındı.

İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki binada yer alan salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanık Fatih Karaot, savunmasında, emir astsubayı olarak görev yaptığını, 15 Temmuz günü 1. sicil amiri Eyyüp Gürler tarafından karargaha çağrıldığını söyledi.

Eyyüp Gürler'in kendisine bir kargaşa durumu olduğunu belirterek, nöbetçi amiri yanına çağırmasını emrettiğini dile getiren Karaot, "Gürler'in 'beni koru' emri üzerine tabanca aldım. Emir astsubayının bir tabanca taşıması normaldir. Belli bir saatten sonra taşımadım. Bir general size emir veriyor, 'sistemin tanrıları' olan insanlar bunlar. Emir astsubayına 2 emir veriliyor. Tarafıma suçlama olarak geri dönüyor. Gürler bana emredebilir. Amirin emrinin bir kanun sayıldığı ve bu durumun kanunlarla desteklendiği açık. Bana göre bu problemli bir sistem. Size emir sorgulama açmayan bir kültür nasıl sorgulanacak, sizin takdirinize bırakıyorum." dedi.

Aklının ucundan 2016 yılında darbe olacağının geçmediğini, gece yarısından sonra meselenin bir tertip olduğunun ortaya çıkmasından sonra, 2 defa Eyyüp Gürler'e bunun yanlış bir şey olduğunu, halka karşı bunun yapılamayacağını söylediğini savunan Karaot, "Gürler'in G3 piyade tüfeği talebini reddettim. 'Bana piyade tüfeği getir' dedi. 'Getiremem' dedim." şeklinde konuştu.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Fikret Demir, "Nasıl itiraz ediyorsun, sen bir astsubaysın? Saat 5 civarında faaliyet sonra erdi, Whatsapp konuşmalarında 'herkes başının çaresine baksın' deniliyor. 'Ne yapalım?' diye sorulması üzerine 'sağ kalın' deniliyor. 'Neden polisle, halka çatışmadılar?' sorusunun cevabı da buradadır." dedi.

Sanık Karaot da, "Ben Eyyüp Gürler'in bu talebini reddetim. Sıkıyönetim direktifini görmedim. Gürler'i yalnızlaştırmaya çalışıp teslim olmasını sağlamaya çalıştım. Daha sonra teslim olmaya karar verdi. İyi bir asker, iyi bir insan olmaya çalıştım." ifadesini kullandı.

Mahkeme Başkanı Demir, "Dünya tarihinde Türkiye'de yaşanılan olaylar yaşanmadı. Dünya tarihinde böyle bir yargılama yok. Başarısızlıkla sonuçlanan kaç tane darbe var." şeklinde konuştu.

 

- "Sizin ne olduğundan haberiniz yok mu?"

Sanık Karaot'un savunmasını tamamlamasından sonra bir diğer tutuklu sanık Volkan Dede'nin savunmasına geçildi.

Dede, olayların yaşandığı tarihte yüzbaşı olarak emniyet muhafız bölüğünde görev yaptığını, saat 22.00 sıralarında nöbetçi amir tarafından kışlaya çağırıldığını anlattı.

Erhan Atabay'a durumu sorduğunda Genelkurmay'dan sıkıyönetim emri verildiğini öğrendiğini aktaran Dede, kendisinin ise böyle bir olayı duymadığını aktardı.

Sanık Dede, nizamiyeye gittiğini, nöbet yerlerini arayarak sorun olup olmadığını sorduğunu dile getirerek, "Kapıdaki nöbetçiler 2 tane tankın kapıya geldiğini, içeri gireceğini söylediler. Ben de 'içeriye tank almayın' dedim. Kapının oraya gittim. Askerler kapıyı kapatmaya çalışıyor. Vatandaşlar gelmiş, sanırım mağdur olan, araçları ezilen insanlar. Kapılar kapandı. Bir asker anahtarı bana verdi, anahtarın sistem odasına götürülmesini söyledim. Kapıları kapattık ama vatandaş dışarıda bağırıyor. Bir sürtüşme oldu. Oradaki vatandaşlarla konuştum. Tanklarla ilgimizin olmadığını, bizim de bu durumu istemediğimizi söyledim. Vatandaşlar bize 'sizin ne olduğundan haberiniz yok mu?' diye sordu. Bu olaylarla ilgimiz olmadığını vatandaşlara söyledim. Onlar da sakinleşti, oradan ayrıldı. Ordu komutanının beyanları var. Kışlanın böyle bir durum içinde olduğunu düşünemiyorsunuz." diye konuştu. 

Askerlik hayatı boyunca Mustafa Kemal Atatürk'ten başka kimseyi rehber edinmediğini söyleyen Dede, hain FETÖ üyesi olmakla itham edilmeyi içine sindiremediğini, uzun tutukluluk hali ve savunmaları da dikkate alınarak tahliyesini istedi.

Duruşma, 2 Ekim pazartesi gününe ertelendi.