ÖKK'daki Darbe Girişimi Davası

ÖKK'daki Darbe Girişimi Davası
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Gölbaşı'nda bulunan Özel Kuvvetler Komutanlığının (ÖKK) ele geçirilme teşebbüsüne ilişkin 69 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında 8 sanığın savunması alındı.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunma yapan sanık Ahmet Turan Yücedağ, 2015 atamalarıyla ÖKK mal saymanlığına hesap sorumlusu olarak görevlendirildiğini, 15 Temmuz günü normal mesaisini tamamladığını söyledi.

Mesai sırasında anormal bir durum görmediğini, mesai bitimi evine gittiğini, ardından nişanlısıyla buluştuğunu, gece yarısına doğru nişanlısını bırakıp evine döndüğünü anlatan Yücedağ, darbe teşebbüsüne ilişkin olayları evinde televizyondan izlediğini ileri sürdü. 

Yücedağ, sabah amirinin aradığını, "Mesaiye çağıracağım, benden habersiz hareket etme" dediğini, pazar günü tekrar aranarak mesaiye çağrıldığını, 28 Temmuz'a kadar mesaisine devam ettiğini, 28 Temmuz'da tutuklandığını anlattı.

Gözlerinin, ellerinin bağlandığını, sistematik işkence gördüğünü ileri süren Yücedağ, "Zorla bir şeyleri kabul ettirmeye çalıştılar, kabul etmedim. Niye tutuklandığımı ben de bilmiyorum. Ümit Bak albayın listesinde ismimin geçtiği söylendi, tanımıyorum. Bizimle birlikte çalıştığını iddianameden öğrendim. Adını bile duymamıştım" dedi.

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu'nun, "Ümit Bak, birliğinin üçüncü adamı nasıl tanımıyorsun?" sorusu üzerine Yücedağ, 2010'da astsubay olduğunu, destek grup saymanlığına atanalı bir yıl bile olmadığını, yardımcı sınıf personel olduğundan karargahla bir işinin bulunmadığını iddia etti.

Yücedağ, terör örgütü FETÖ'nün dershanelerine gitmediğini, bankalarına para yatırmadığını, ByLock kullanıcısı olmadığını, olay gecesi hiçbir silahlı eyleme kalkışmadığını savundu. 

Başkan Ademoğlu'nun sorusuna karşılık Yücedağ, 2010'da sınavla astsubay olduğunu, sınavlarda kimseden yardım almadığını da iddia etti. 

Bir başka soruya karşılık Yücedağ, terör örgütü FETÖ'yü sadece basından bildiğini ileri sürdü. 

Yücedağ'ın avukatı Ümit Yaşar ise davada 9 müvekkili bulunduğunu, hepsinin de sanık Ümit Bak'tan elde edilen listede isimleri bulunduğu gerekçesiyle sanık konumuna düşürüldüğünü, müvekkilinin olay gecesi evinden çıkmadığını, silah kullanmadığını iddia etti.

- "Semih Terzi'ye ilk yardım yaptım"

Duruşmada daha sonra sanık Ali Kapucu savunma yaptı. Eski Deniz Astsubay Kıdemli Başçavuş Ali Kupucu, 14 Temmuz'a kadar Kilis'te görevli olduğunu, ertesi gün Ankara'ya geldiğini söyledi.

Kapucu, olay gecesi akşam evinde iken saat 21.30-22.00 arası televizyondan olayları gördüğünü, birinci amiri Binbaşı Bülent Albayrak Kilis'te olduğu için olayları öğrenmek amacıyla ikmal astsubayını aradığını, "Durum karışık" yanıtı almasının ardından evde beklemeye devam ettiğini anlattı. İş yerindeki personele ulaşamadığını ifade eden Kapucu, şunlar kaydetti:

"Karargah personeliyim, birliğe gidip komutan emrini orada beklemem gerektiğini düşündüm. 'Memlekette bir şeyler oluyor, ben gideyim personeli orada bilgilendiririm' diye düşündüm, yola çıktım. Karargaha doğru yaklaştığımda 32. tabur personelinden birisi aracımı durdurdu. 'Farları kapat, ileriye aracı park et, ateş ediyorlar' dedi. 32. tabur personelinin bir kısımının orada beklediğini gördüm. Araçtan çıkmadım. Helikopterlerin ateş açtığı söylendi. En dış nizamiye girişine geldik. Birliğe kimsenin girmeyeceği söylendi. Daha sonra birliğe doğru dış kapı zorlanmaya başladı. Kapı kırılmadı, sağa sola kaçıştan sonra ben tel örgüden içeri girdim. Nizamiyeye gittim, durumun ne olduğunu sordum."

Başkan Ademoğlu'nun, "İçeri girmek için niye çaba sarf ettiniz?" sorusu üzerine Kapucu, "Üzerimde silah bile yok sivil gelmişim, ateşten korktum" dedi.  

Karargaha girdikten sonra helikopterin ineceğinin ve piste geçmesinin söylendiğini belirten Kapucu, bu sırada sivil kıyafetli ve silahsız olduğunu, hücum yeleği giydiğini ve teçhizatlandığını anlattı. 

İlk helikopterin ardından ikinci helikopterin indiğini, ikinci helikopterde "Komutan" olduğu söylendiğinde bu kişinin Zekai Aksakallı olduğunu düşündüğünü belirten Kapucu, yaşananları şöyle anlattı: 

"Zekai paşayı bekliyordum, Semih Terzi'yi gördüm. Biraz duraksadım. Ama vekaleten geliyor, diye düşündüm Bu sırada karanlık sağ taraftan iki el ateş edildiğini duydum. Semih Terzi yerde 'ben vuruldum' dedi. İlk yardım amacıyla yanına gittim. Terzi'ye ateş edilmesi üzerine karşı ateş edildi. Bir kişi bunun üzerine 'tamam, temiz vuruldu' dedi, ama kim çıkaramadım. Terzi'yi yukarı çıkardık. İlk serum takma işlemini ben yaptım. Bu yüzden ben de helikopterle gittim. Kucağımda yatar vaziyette idi. Helikopter içinde Terzi kendinde değildi. Çok acı çekiyordu, can çekişiyordu. İndik helikopter ayrıldı, ambulansa taşıdım. Durumunu sağlık görevlilerine arz ettim. Sonra öldüğünü söylediler. Terzi'nin vefat ettiğini diğerlerine söyledim. Hava aydınlanmaya yakın taksiyle eve gittim. Tabur komutanı ertesi gün 'Gel, durumu anlat' dedi. Ertesi gün saat 14.00 gibi birliğe gittim. Mustafa Yılmaz Albayın odasına baktık yoktu, ana karargahta olduğu söylendi. Bu sırada orta katta 20-30 kişilik bir grubun, elleri, kolları, gözleri bağlı yere yatıyor vaziyette beklediğini gördüm. 'Darbeci grup bunlar' dediler." 

Bu süreçten sonra görüştüğü kişilerin kendisine, "Semih Terzi'ye niye yardım ettin, ilk yardımı neden sen yaptın?" şeklinde sorular yönelttiğini belirten Kapucu, "İlk müdahaleyi yapan gençti, ben de yardımcı oldum. Dağda başıma daha önce de böyle bir şey geldi, yine yapmıştım" dediğini aktardı. 

Bunları Zekai Aksakallı'ya da anlatmasının istendiğini söyleyen Kapucu, karargahta Zekai Aksakallı ile görüşmek üzere beklerken, Aksakallı'nın, "İstihbarat şubeye gitsin orada anlatsın" dediğinin söylendiğini ifade etti. 

Kapucu, "İstihbarat şubeye giderken elleri, kolları, gözleri bağlı 20-30 kişiyi döverek dışarı çıkarıyorlardı. İstihbarat şube müdürü de Semih Terzi'ye niye yardım ettiğimi sordu, aynı şeyleri anlattım. Mülakat bitti, 'gidebilirsin' dediler. Aklımda şüphe kaldı. Tabura gittim, nöbetçi amirliğine tekrar çağrıldım. Ama ana karargaha giderken birlikten ayrıldım, nizamiyeden çıktım." dedi. 

Mahkeme Başkanı Ademoğlu'nun, "Yani firar ettin, 14 Ocak'ta yakalandın. Neden kaçmayı tercih ettin" sorusuna Kapucu, "Dayaktan dolayı, çünkü orası ÖKK" yanıtını verdi. 

Terör örgütü FETÖ ile bağlantısının bulunmadığını iddia eden Kapucu'nun, "örgütün varlığını basından öğrendim, onun dışında haberdar değilim" sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Ademoğlu, "Ülke elden gidiyor, Silahlı Kuvvetlerin büyük bölümü tasfiye oluyor, siz haberdar değilsiniz, basından öğreniyorsunuz" dedi. Kapucu da "FETÖ'yü ben de 15 Temmuz'dan sonra öğrendim, devletin vatan hainleriyle kuşatıldığını 15 Temmuz'dan sonra öğrendim" diye konuştu.

Savcı Mustafa Manga'nın, "Semih Terzi ile aranızda baba-oğul ilişkisi gibi bir ilişki mi var?" sorusuna karşılık Ali Kapucu, Terzi'nin 2013'te alay komutanları olduğunu, çeşitli görevlerde birlikte yer aldıklarını anlattı. Savcı Manga'nın, "Terzi'nin başında ağladın mı?" sorusuna karşılık da Kapucu, "Üzüldüm, gözyaşım dökülmedi" dedi. 

- "Kamera kayıtları ve HTS kayıtları ispatlayacaktır, evimde idim"

Sanıklardan Alperen Berat Durmuş da Gökçeada Komando Tugayında görevli iken 2015 EKim ayında kursa başladığını, kursun kapanış töreninin 14 Temmuz'da yapıldığını söyledi. 

Kursun bitiminde ertesi gün kurstan ayrılış belgesi alıp eski görev yeri Gökçeada'ya götürmesi gerektiğinin söylendiğini aktaran Durmuş, şu savunmayı yaptı: 

"Olay günü öğle saatlerinde karargahtan belgemi alarak, pazartesi günü Gökçeada'ya gitmek üzere ayrıldım. Mamak'taki evime gittim. Akşam saatlerinde televizyondan olanları öğrendim, gelişmeleri televizyondan takip ettim. Gökçeada'daki görev yerimden ayrılma işlemlerini yapıp ÖKK'ya katılacaktım ama arada mehil iznim olacaktı. Gökçeada'ya gittim, gerekli işlemleri yaptım, 4 gün Gökçeada komando alayında mesaideydim. 22 Temmuz'da ayrılışımı resmi olarak yaptım. Atandığım taburdan iznimin iptal olduğu söylendi. Bu yüzden 22 Temmuz'da Ankara'ya hareket ettim. Eskişehir yolu üzerinde gözaltına alındım. 15 Temmuz gecesi Ankara Mamak'taki evimdeydim, silah kullanmadım, kimseden emir almadım, nizamiyedeki çatışmaya katılmadım. Darbecilere fikir birliği içinde olmadım, hain terör örgütü FETÖ adına hiç bir zaman adım atmadım." 

İddianameye yansıyan iki ayrı listede isminin yer aldığının söylenmesi üzerine Durmuş, listeyi düzenleyenlerden birini tanımadığını, diğerinin kurstan öğretmeni olduğunu söyledi.

İddianamede olay gecesi nizamiye bölgesinde olduğunun iddia edildiğinin belirtilmesine karşılık da Durmuş, "Kamera kayıtları ve cep telefonumun HTS kayıtları ispatlayacaktır, evimde ailemle idim" diye konuştu. 

- "Alt birimlere mesaj göndermedim"

"Darbenin başarılı olması amacıyla alt birimlere mesajlar göndermekle" suçlanan Baki Ağyar da savunmasında darbe girişiminin ardından 13 gün daha görevinde kaldığını anlattı.

Darbe girişimi gecesi ÖKK'daki Muhabere Merkezine gittiğinde masanın üzerinde günlük, haftalık birçok mesaj bulunduğunu gördüğünü söyleyen Ağyar, ancak bunların darbeye yönelik mesajlar olmadığını ifade etti.

İddianamede "Sıkıyönetim mesajlarını bağlı birliklere gönderildiğinin" yazıldığını anlatan Ağyar, mesaj göndermediğini öne sürdü ve "Sadece Genelkurmaydan bağlı birliklere gönderilen sıkıyönetim mesajını gördüğümü söyledim" iddiasında bulundu.

Hiçbir mesaj göndermediğini ileri süren Ağyar, "Haziran 2012'den itibaren Özel Kuvvetler Muhabere Merkezinde çalışmaya yetkim var. Bu yetki, giriş kartıma kayıtlıdır. Her gün gittiğim bir yerdir orası. Muhabere Merkezinin kapısının orada kamera kayıtları vardır. Kayıtlardan mesajların kim tarafından alındığı görülecektir. Ne 15 Temmuz'dan önce ne 15 Temmuz'da hiçbir darbeciden hiçbir talimat almadım. Kimseyle görüşmem yok. Ben gitmeden önce ilgili birimlere mesajları iletmişler" diye konuştu.

Ağyar'ın avukatı da müvekkilinin suçsuz olduğunu, kimseden darbeye yönelik emir almadığını savundu.

Mahkeme Başkanı Ademoğlu, duruşmaya yarın 09.30'da devam edileceğini bildirdi.