Kozmik Oda “Kumpas” Davası

Kozmik Oda “Kumpas” Davası

Kozmik Oda" soruşturmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeline Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) mensuplarınca kumpas kurulduğu gerekçesiyle çoğunluğu eski polis olan 121 kişi hakkında açılan davada, sanık savunmaları alındı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, savunma yapan sanık tutuklu polis memuru Yahya Ölçer, Aralık 2009'da dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast olacağı ihbarı geldiğini, bunun üzerine beş kişilik ekiple Çukurambar'a gittiklerini söyledi.

Tarif edilen yere geldiklerinde Serdar Mercan ile buluştuklarını ve burada bilgilendirme yapıldığını belirten Ölçer, daha sonra şüpheli olarak tespit edilen iki araç plakasının kendilerine verildiğini ifade etti.

Söz konusu araçları aramaya başladıkları sırada komiser Ümit'in kendilerini arayarak araçlardan birini park halinde bulduklarını söylediğini aktaran Ölçer, gittikleri söz konusu yerde emniyet görevlileri Serdar Mercan ve Yaşar Çor ile ismini hatırlayamadığı birkaç kişinin daha bulunduğunu kaydetti.

Çelik yelek giyip silahlarını aldıklarını anlatan Ölçer, sonrasında yaşanılanları şöyle anlattı:

"Kısa bir süre sonra ikinci araç geldi. Serdar Mercan'ın ikinci aracın bu olduğunu söylemesi üzerine harekete geçtik ve şok baskın yaptık. Şahıslar (TSK mensubu) araçtan inmek istemedi, şoför tarafındakine müdahale ettik. Üst aramalarını yaparken şahıslardan biri asker olduğunu söyledi. Bunun üzerine Yaşar müdür kelepçelerini çözmemizi istedi. Asker kimliklerini gösterdiler. Şahısları araçlardan uzaklaştırarak bulunduğumuz yerdeki market ile araçların arasındaki boşlukta muhafaza ettik. Yaşar müdür, arama kararı için savcıyla görüşeceklerini söyledi."

Gözaltına aldıkları Albay Erkan Yılmaz Büyükköprü ve Binbaşı İbrahim Göze'yi, Merkez Komutanlığı personelinin olay yerine geldiği ana kadar tuttuklarını belirten Ölçer, ilerleyen dakikalarda Serdar Mercan'ın bağırma sesi ile irkildiğini belirterek, "Onun sesi ile bulunduğu tarafa döndüğümde Mercan, Erkan albayın bileğinden tutuyordu, 'yutma ya da yapma' diyordu. Şahsın elinde toparlanmış bir kağıt vardı. Bize vermemek için direndi, biz de zor kullanarak kağıdı aldık." ifadelerini kullandı. 

Daha sonra komiser Ümit ile polis memuru Bülent'in olaya ilişkin tutanak yazmaya başladıklarını belirten Ölçer, söz konusu tutanağa imza attığını söyledi.

Ölçer, bu gelişme bahane edilerek Seferberlik Tetkik Kurulunda yapılan aramada alınan materyaller için düzenlenen tutanağın hazırlanma sürecinde yer almadığını ancak sabah saatlerinde olay yerine geldiklerinde bu tutanağa da imza attığını ifade etti.

Çapraz sorgu sırasında Mahkeme Başkanı Hüsamettin Otçu'nun, "Suikast şüphesi taşıyan araçlara neden bomba uzmanları gelmeden müdahale ettiniz, bu mantıklı mı?" sorusuna Ölçer,  "Park halindeki araca ilk önce yaklaşmadık. İkinci araç olay yerine gelince şahısları etkisiz hale getirmek için harekete geçtik." cevabını verdi. 

Söz konusu şahısları etkisiz hale getirildikten sonra güvenlik maksadıyla Bülent Arınç'ın evine neden gidilmediği sorusuna da Ölçer, "Kişileri yakaladıktan sonra Bülent Arınç'ın evine gitmedik. Neden gidilmediğini o dönemki amirlere sormak lazım." dedi. 

- "Amirlerin tutanağa etkisinin olup olmadığını bilmiyorum" 

Benzer bir ifade veren tutuklu sanık Abubekir Saykal da amirinin talimatıyla olayın yaşandığı Çukurambar'a gittiklerini, takip edilen araçta bulunan iki kişiyi indirerek kelepçe taktıklarını belirtti.

Üst aramaları yapıldığı sırada şahısların asker kimliklerini görmeleri üzerine kelepçelerini açtıklarını anlatan Saykal, daha sonra söz konusu şahısları olay yerinde muhafaza altına alıp Merkez Komutanlığı yetkililerin gelmesini beklediklerini kaydetti.

Gözaltına alınan asker şahıslardan İbrahim Göze'nin su almak için bir polis nezaretinde markete gittiğini belirten Saykal, "Kısa bir süre sonra Serdar amirimiz 'yapma ya da yutma' diye bağırmaya başladı. Serdar amirimiz o kişinin (Erkan Yılmaz Büyükköprü) elini tutmuş, avucunu açmaya çalışıyordu. Ben görmedim ama şahsın elinden çıkan kağıtta adres yazılı olduğu söylendi." diye konuştu. 

Daha sonra bu gelişmeye ilişkin tutanak tutulduğunu, amirleri Serdar Mercan ile Yaşar Çor'un tutanağın şekillenmesinde etkilerinin olup olmadığı konusunda bilgisinin bulunmadığını savunan Saykal, tamamlanmasının ardından diğer arkadaşları gibi tutanağı imzaladığını söyledi. 

Sanık Yasin Öztürk de olayın yaşandığı 2009'da Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğüne atandığını belirterek, Kozmik Oda soruşturması kapsamından sadece 6 ay görev yaptığını ifade etti.

Bu sürede POLNET olarak bilinen sistem üzerinden, bütün emniyet mensuplarının yapabileceği basit çalışmalar yürüttüğünü iddia eden Öztürk, "Bu işlem için casuslukla suçlanıyorum. Ben hiyerarşi içinde görev yaptım. Benimle aynı pozisyonda olan 45 kişiden sadece ben tutukluyum. Başka bir dosyada ise tutuksuz yargılanıyorum. Mükerrer yargılamaya karşı mahkeme birleşme kararı istemişti, bu davada tutuksuz yargılanıyorum." savunmasını yaptı. 

Mahkeme, başka FETÖ soruşturmaları kapsamında aynı suçlamayla hakkında işlem yapılan bazı sanıkların savumalarının, birleştirilme taleplerinin sonuçlandırılmasından sonra alınmasına karar verdi.