Kırklareli'de FETÖ'nün Darbe Girişimi Davası

Kırklareli'de FETÖ'nün Darbe Girişimi Davası

Kırklareli'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı kışladan, zırhlı askeri araçlarla İstanbul'a gitmek üzere yola çıkan ve vatandaşlar tarafından otoban girişinde durdurulan 81 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesince Halk Eğitim Merkezi salonunda görülen duruşmaya, eski Tuğgeneral Cemalettin Doğan ve eski Yarbay Latif Çiçek'in de aralarında bulunduğu 38'i tutuklu 81 sanık katıldı. 

Duruşmada savunma yapan, darbe girişimi sırasında Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı eski 2. Tabur Komutanı olan tutuklu sanık Yarbay Latif Çiçek, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Çiçek, darbe girişiminin yaşandığı gece başta Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcısı Soner Gül, emniyet güçleri ve kamu personelinin soğukkanlılığı ile can ve mal kaybı yaşanmadığına dikkati çekti.

Darbe girişiminin yaşandığı gece Lüleburgaz'da hiç kimsenin burnunun bile kanamadığını ifade eden Çiçek, ''Şimdi sizin huzurunuzda başımız dik olarak savunma yapacağız. Ben darbe girişiminin yaşandığı geceden henüz 4 gün önce tayin olarak birliğime katıldım. Darbe gecesinin yaşandığı gece mesai bitiminden sonra evime gittim ve saat 23.00'te aranarak göreve çağrıldım. Yasal çerçevelerin içerisinde verdiğim emirlerin tüm sorumluluğu bana aittir. Yasal olan bu emirleri askeri hiyerarşi içerisinde getiren tabur personelinin hiçbir hukuki sorumluluğu yoktur. Onlar benim verdiğim emirleri uygulamışlardır. Ancak bize katılan topçu destek bölüğünün sorumluluğu 'Tamam çıkın' diyen Topçu Tabur Komutanı Mehmet Daloğlu'na aittir. 11 Temmuz 2016 tarihinde atama emrine uygun olarak birliğime katıldım. Dört gün tabur komutanlığı görevimi yaptım. 11 Temmuz tarihinde aynı zamanda Lüleburgaz'dan ev kiraladım ev sahibi ile kira sözleşmesi yaptım. Benim darbe girişimine ilişkin hiçbir ilgim yoktur.'' dedi.

Göreve çağrılmasının ardından aceleyle evden çıktığını ve göreve giderken silahını evde unuttuğunu aktaran Çiçek, telefonunun şarjının da bitmek üzere olduğunu aktardı.

Karargaha vardığında tüm tabur komutanlarının ve şube müdürlerinin harekat merkezinde toplandığını anlatan Çiçek, savunmasına şöyle devam etti:

''Birliğe geldiğimde binbaşı Servet Arslan, tugay komutanının Çorlu'da olduğunu ve onu bekleyeceğimizi söyledi. Binbaşı Engin, masadaki sıkıyönetim direktifini inceledi ve evrakın saçma olduğunu söyledi ve masaya fırlattı. Biz bu konuşmalardan tugay karargahının sıkıyönetim emrini o ana kadar uygulamadığını ve o andan sonra da uygulamayacağını anladık. Orada bulunanlardan hiç kimse aksine bir şey söylemedi. Servet bana dönerek emir verir bir üslup ile 'Taburunu hazırla KOKTOD planı kapsamında derhal İstanbul'a gidiyorsun' dedi. Benden kıdemsiz birisinin benimle böyle konuşması beni kızdırdı. 'Kendi kafanızdan saçma sapan bir iş yapmıyorsunuz değil mi?' diye bağırdım. 'Bir emir var mı, ordunun, kolordunun haberi var mı?' diye sordum. O da bana kızarak 'emir var inanmıyorsan orduyu ara' diyerek cevap verdi. Müteakiben Servet bana ve Mehmet Daloğlu'na, Nisan 2016'da kolordu tarafından onaylanmış KOKTOD planını gösterdi. Planda İstanbul'da meydana gelen herhangi bir olayda 1. Ordunun emriyle tugayda 2. Taburun İstanbul'a takviye gidileceği yazıyordu. Ardından tugay komutanı geldi, 'Birliklerinizi KOKTOD planına göre hazırlayın' dedi. Biz de tugaydan ayrıldık. Daha sonra bana verilen emirleri diğer personele ileterek KOKTOD ekibinin hazırlanmasını emrettim. İçtima alanında bulunan 40 rütbeli personelden 31'ini plan çerçevesinde seçtik.''

- ''Tugay komutanı İstanbul'a gitmemiz için ısrarcı oldu''

Tugay komutanı Doğan'ın emri ile İstanbul'a gitmek üzere KOKTOD ekiplerini hazırladıklarını aktaran Çiçek, tüm personelin mühimmat aldığını dile getirdi.

Tugay mühimmat sorumlusundan en son mühimmatı taburun aldığına vurgu yapan Çiçek, savunmasını şöyle sürdürdü:

''Sadece rütbeli personel mühimmat aldı. Onlar da hücum yeleklerinde bulundurdular. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece telefonla aranmam üzerine, beylik silahımı bile almadan aceleyle tugaya geldim. Bana verilen emir üzerine askerleri uyandırarak hücum yeleği ve silahlarla donattık. Televizyonda gördüğüm haberlerden dolayı kafamda tereddütler oluştu. Üst rütbeli komutanlarıma konuyu sorduğumda, kimse net ve kesin bir şey demedi. Sıkıyönetim emirlerinden bize bahsedilmedi. Tugay komutanı kışlaya gelerek intikal hazırlıklarını kontrol etti ve 'Çıkın' diye emir verdi. Ben de adet olduğu üzere çıkış yapmadan önce tabur personelini toplayıp o ana kadar öğrendiklerimi ve bize verilen görev konusunda kısa bir konuşma yapmamı müteakip kışladan 04.30'da çıkış yaptık."

Çiçek, otobana girmeden önce yolun emniyet güçlerinde kesildiğini görünce konvoyu durdurup polislerin yanına gittiğini dile getirerek, "1. Ordunun emriyle KOKTOD kapsamında darbeyi bastırmak üzere İstanbul'a gittiğimizi söyledim. Fakat polisler bu konuda bilgilerinin olmadığını ve kışlaya dönmemiz konusunda ısrarcı oldular. Ben Servet'in telefonundan tugay komutanına ulaşarak durumu anlattım. Tugay komutanı da emrin ordu komutanlığının emri olduğunu, oradakilerin emirden haberlerinin olmayabileceğini söyledi ve intikale devam etmem konusunda ısrarcı oldu. Ben her seferinde durumu anlatarak tugay komutanından geri dönmemiz konusunda emrini almak istedim. Ancak tugay komutanı ısrarla intikale devam etmemizi ve en son aramamda ise bana bağırarak, 'Beceremediysen çabuk dön kışlana' deyince kışlaya dönmeye karar verdik. Bölük komutanlarına 'geri dönüyoruz' dedim. En öndeki aracıma doğru yürüdüm, şoförüme 'geri dönüyoruz' dedim araca binerken gözaltına alındım." ifadelerini kullandı.

Araçtan hiçbir personeli indirmediğini, emniyet güçleriyle tek kendisinin muhatap olduğunu aktaran Çiçek, şunları söyledi:

"Asla suç içeren bir konuşma yapmadım ve davranışta bulunmadım. Kamu görevlilerine 'sayın savcım' ve 'efendim' gibi saygın ifadeler kullandım. Vatandaşlara karşı 'lütfen olayları provoke etmeyin, bizim muhatabımız polis' diye konuşarak, olayı çözeceğimizi anlatarak onları sakinleştirmeye çalıştım. Orada bulunan savcıya ve emniyet personelinin emir ve talimatlarına asla direnmedim. Yolun açılması konusunda asla ısrarcı olmadım. Taburun şanssızlığı KOKTOD planında İstanbul'a takviye edecek birlik olmasıydı. Planda benim taburumun ismi yer almasaydı kışlayı asla terk etmezdik.''

Çiçek, hakkındaki suçlamaların çok ciddi ve telafisi mümkün olmayan suçlar doğurabileceğini savundu.

Darbeciler tarafından İstanbul, İzmir ve Ankara gibi illerde düzenlenen hiçbir toplantıya katılmadığını öne süren Çiçek, terör örgütü tarafından kendisine hiçbir emir verilmediğini savundu.

- İsteği dışında ataması yapılmış

Latif Çiçek, savunmasında Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına isteği dışında atamasının yapıldığını ileri sürdü.

Atanmasında herhangi gibi bir usulsüzlük yapılıp yapılmadığından bilgisinin olmadığını dile getiren Çiçek, tayin istek formuna Lüleburgaz'ı yazmadığını söyledi.

İstek formuna Lüleburgaz yazmamasına rağmen atamasının Lüleburgaz'a yapıldığını aktaran Çiçek, ''Darbe girişiminden 4 gün önce 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına tabur komutanı olarak atandım. Tayin istek formuna 10-15 il yazmama rağmen, istek dışı Lüleburgaz'a atandım. O gece hiç kimseyi tehdit etmedim ve bana verilen emirleri yerine getirdim.''iddiasında bulundu.

Tugay komutanı Doğan ile ilk kez darbe girişimin yaşandığı gece tanıştığını dile getiren Çiçek, hiçbir personele yasa dışı bir talimat vermediği yönünde savunma yaptı.

- ''Polisler Atatürk resmini göstermeye çalıştı''

15 Temmuz gecesi İstanbul'daki kolluk kuvvetlerine destek vermek ve darbeyi bastırmak amacıyla yola çıktıklarını ileri süren Çiçek, mevcut ZPT'lerin teknik özelliklerinin İstanbul'a gitmeye uygun olmadığını savundu.

Araçların eski olması nedeniyle İstanbul'a nasıl gideceklerini düşündüğünü belirten Çiçek, Lüleburgaz TEM otoyolu gişelerinde polis ekiplerinin, konvoyun önünü kestiğini kaydetti.

Polis ekiplerine İstanbul'daki darbeyi bastırmak amacıyla kolluk kuvvetlerine ve vatandaşlara destek vermek için gitmeye çalıştıklarını anlattığını öne süren Çiçek, ''Onlara İstanbul'a neden gidiş maksadımızı anlatmaya çalıştığım ve onların bu emrin kanunsuz olduğunu anlatmak uğraştığım için kargaşada hiç bir telefona bakamadım. Etrafımı polisler sarmıştı. Kendi cep telefonlarındaki Atatürk resmini bana göstermeye çalışıyorlardı. Başsavcımızın 'bak diyorum gözaltı kararı var' ifadesi yer almaktadır. Bana o gece gözaltı kararının tebliğ edildiğini kesinlikle hatırlamıyorum. Karar tebliğ edilseydi hemen uyar ve teslim olurdum.'' diye konuştu.