Haber Analiz: Güzel sonuçlar için Çin ile ABD'nin ortak çabası gerekli

Haber Analiz: Güzel sonuçlar için Çin ile ABD'nin ortak çabası gerekli

Çin ile ABD arasındaki ticari ihtilafların giderilmesini öngören bakan yardımcısı düzeyindeki müzakereler dün başkent Beijing'de tamamlandı.

Çin ile ABD devlet başkanları arasında geçen aralık ayında G20 Arjantin Zirvesi'ndeki görüşmede varılan uzlaşılar kapsamında yer alan ticaret müzakereleri, aynı zamanda o tarihten sonra iki ülke temsilcilerinin gerçekleştirdiği ilk yüz yüze temas oldu.

Müzakerelerde, her iki tarafı ilgilendiren ticari ve yapısal sorunlar üzerinde geniş, kapsamlı ve ayrıntılı görüş alışverişinde bulunuldu. Öngörülen süreden bir gün uzun süren müzakerelerde taraflar arasındaki anlayış pekiştirildi, iki tarafın birbirlerinin endişelerini gidermeleri için zemin oluşturuldu.

Son temaslardan elde edilen sonuçlara bakıldığında, Çin ile ABD'nin ticaret konusunda bazı fikir birliklerine vardığı görülüyor. Örneğin, Çin'in ABD'den tarımsal ürünler ve enerji ürünleri ithalatını artırması, Çinli tüketicilerin daha kaliteli bir yaşam için duydukları ihtiyaçları gidermenin yanı sıra, ülkenin yüksek kaliteli ekonomik gelişmesini de hızlandıracak.

Edinilen bilgilere göre ABD, müzakerelerde somut talepler ortaya koyarak, Çin tarafının ABD menşeli ürünlerin ithalatıyla ilgili spesifik bir tarih vermesini istedi. Ancak, objektif bir şekilde bakıldığında, ABD menşeli ürünlerin Çin piyasasından ne kadar pay alacağı, bu ürünlerin Çinli tüketicilerin ihtiyaçlarına yanıt verip veremeyeceklerine bağlı.

Bunun yanı sıra, ABD tarafı müzakerelerde bazı "yapısal sorunları" da masaya getirdi. Çin'in devlet sistemi, ulusal güvenliği ve siyasi ideolojisiyle ilgili bu mevzulardan bazılarının Çin tarafından kabul edilmesi mümkün görünmüyor. Ancak, bazı meseleler ise Çin'de reform ve dışa açılmanın kapsamlı şekilde derinleştirilmesiyle de aynı yönde oldukları için artık çözülmüş ya da bunlara dair çözüm sürecine girilmiş durumda. Fikri mülkiyet haklarının korunması hususu bunun örneklerinden biri. İnovasyona dayalı kalkınmayı hızlandırmaya çalışan Çin'in, fikri mülkiyet haklarını koruma çalışmalarını da yoğunlaştırması gerekiyor. Nitekim Çin'in en üst yasama organınca incelenmekte olan Patent Yasası Değişiklik Tasarısı'na ilk kez dâhil edilen "cezai tazminat" sistemi de esas olarak fikri mülkiyet haklarını ihlal edenlere ağır cezalar verilmesini öngörüyor.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, daha önce reformun kapsamlı şekilde derinleştirilmesiyle ilgili şu benzetmeyi yapmıştı: "Tekne, bir nehrin ortasında daha büyük dalgalarla karşılaşır. İnsan, bir dağa tırmanırken yolun ortasında daha sarp kayalıklara rastlar, ilerlemesi git gide zorlaşır, ancak durması mümkün değildir."

Bu nedenle, Çin ile ABD arasındaki ticari anlaşmazlıklar olmasa da fikri mülkiyet hakları, teknolojik iş birliği , piyasaya giriş, ticarette korumacılık gibi noktalar, Çin'in yüksek kaliteli kalkınma aşamasında muhakkak çözmesi gereken meseleler. Çin ile ABD arasındaki ticaret müzakereleri de netice itibarı ile Çin'de reform ve dışa açılma uygulamalarının istikametiyle uyum gösteriyor.

Çin ile ABD arasındaki ticari ihtilafların tırmandığı dokuz aylık sürecin ardından iki taraf bakan yardımcısı düzeyindeki müzakerelerden olumlu neticeler aldı. Buna yol açan önemli bir neden de ticaret savaşının sadece iki tarafın değil, tüm dünyanın canını yakıyor olması.

Makro açıdan bakıldığında, geçen yılın ekim ayından itibaren Amerikan borsalarında sürekli düşüş görülürken, ülkenin ticaret açığı kasım ayında 50,5 milyar dolara ulaşarak son altı yılın aylık bazdaki en yüksek seviyesine çıktı. Öte yandan, geçen aralık ayında ABD'de Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) son iki senenin en düşük seviyesinde kaydedildi. Çin'de PMI ise geçen ay yüzde 50'nin altına düştü.

İşletmelerin durumu açısından bakıldığında ise Çin ve ABD arasında süren ticaret savaşından dolayı ABD'li General Motors geçen yılın kasım ayında dünya genelindeki yedi fabrikasını kapattığını açıkladı. Apple'ın piyasa değerinde de son üç ayda 400 milyar dolarlık kayıp yaşandı.

Bununla birlikte, Birinci Çin Uluslararsı İthalat Fuarı'na katılan ABD'li işletmelerin sayısı 180'i bulurken, bu sayı fuara katılan Japon işletmelerin sayısının sadece üçte birine tekabül etti. Las Vegas Uluslararası Elektronik Fuarı'na katılan Çinli işletmelerin sayısı da geçen yıla göre yüzde 20 oranında azaldı.

Dünya ekonomisi açısından değerlendirildiğinde de 2018 yılında toplam küresel mal ticareti hacminin yüzde 0,3 oranında düşebileceği belirtiliyor. Dünya Bankası, geçtiğimiz günlerde 2019 ve 2020 yıllarına dair küresel ekonomik büyüme beklentilerini geçen hazirandaki oranlara göre 0,1 puan düşürerek, sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 2,8 olarak güncelledi.

New York Times'te yer alan bir değerlendirmede de ticaret savaşı nedeniyle finans piyasalarının ödeyeceği bedelin "oldukça endişe verici" olacağı belirtildi.

Şu çok açık ki, ticaret müzakerelerinde bir anlaşmaya varılması, sadece Çin ile ABD'nin arzusu değil, tüm dünyanın ortak beklentisi.

İki ülke liderlerinin vardığı fikir birliği doğrultusunda tarafların 90 gün içinde istişarelerde bulunması bekleniyor. Şu an, 40 gün artık geride kaldı.

Dolayısıyla Çin ile ABD, eğer bir anlaşmaya imza atmak ve iyi neticeler elde etmek istiyorsa çok kısa bir sürede zorlu görevleri yerine getirmeli. Beijing'de yapılan son müzakerelerde iki taraf da ticaret konusundaki yakın temasları sürdürme kararlılığını ortaya koydu. Bu, hiç şüphesiz iyi bir başlangıç sayılabilir.

Çin ile ABD arasında yaşanan ticari ihtilafların karmaşık yapısında, ticaret savaşının karşılık vermeye zorlanan tarafı olarak Çin, mevcut anlaşmazlıkları çözmek için büyük bir içtenlik göstererek elinden geleni yaptı. Fakat nihai bir anlaşmaya varılması için iki tarafın ortak çabası gerekiyor.

Çin ekonomisi, geçen dokuz aylık süreçte direnci ve dev piyasasıyla ticari sürtüşme sınavını geçti.

Tesla'nin ABD dışında yer alan ilk "süper fabrikası" bu hafta Shanghai kentinde kuruldu. Bu da Çin piyasasının cazibesini yine kanıtlamış oldu. Kendi işlerini kararlılıkla yapmak, reform ve dışa açılma uygulamalarını daha etkili ve yüksek seviyede ilerletmek, artık Çin'in bir sloganı değil, dışarıdan bakanların inanmakta zorlandığı bir "hareket gücü" hâline geldi.