Haber analiz: ABD'nin 'kara delik' politikaları küresel büyümeyi engelliyor

Haber analiz: ABD'nin 'kara delik' politikaları küresel büyümeyi engelliyor

ABD yönetimi, 8 Mayıs'ta, üç sene önce varılan İran Nükleer Anlaşması'ndan çekildiklerini açıklamıştı. Bu adımın ilk etkileri, önceki gün görülmeye başladı.

ABD, İran'a yönelik ekonomik yaptırımları kısmen tekrar başlattı. Yaptırımlar, otomotiv, havacılık, altın ve diğer önemli metal ticaretlerini hedefliyor. ABD yönetimi aynı zamanda, İran'la ticaret yapmaya devam edenlerin ABD'yle ticaret yapamayacağı uyarısında da bulundu.

Bu durum, Fransa'nın iki büyük otomotiv şirketi PSA Peugeot Citroen ve Renualt'u etkiledi. Geçen sene İran'da 445 bin araç satışı gerçekleştiren Peugeot Citroen, bu sene İran'daki faaliyetlerini askıya almak zorunda kalacak. Renault şirketi ise önceden davranarak, İran'daki iş hacmini azalttı ve bu da yılın ilk yarısında bu ülkedeki satışlarının yüzde 10'un üzerinde azalmasına neden oldu.

ABD'nin politikaları gelişimi olumsuz etkiliyor

ABD'nin mevcut yönetiminin iktidara geldikten sonra hayata geçirdiği bazı politikalar, uzaydaki her bir "kara delik" gibi, küresel ekonomik büyümedeki parlak noktaları bir bir içine alarak yutuyor. İran Nükleer Anlaşması'ndan çekilip, İran'a kapsamlı ekonomik yaptırımları yeniden başlatmak da işte bu politikalardan biri.

Ancak bu "kara delik" politikalarının olumsuz etkileri, daha çok 5 Kasım'dan sonra belli olacak. Çünkü ABD İran'a enerji, petrol ve finans gibi alanları kapsayan ikinci tur yaptırımları 5 Kasım'da başlatacak. Washington yönetimi, İran'ın petrol ihracatını sıfıra düşürme tehdidinde bulundu.

ABD merkezli Merrill Lynch Bankası tarafından Temmuz ayında yayınlanan bir raporda, ABD'nin İran'ın petrol ihracatına "sıfır tolerans" politikası uygulaması durumunda, küresel petrol fiyatının varil başına 120 dolara çıkması öngörülüyor.

Petrol fiyatları, ABD yönetiminin Kasım 2016'da seçimi kazanmasından bu yana geçen sürede yüzde 50 yükseldi. Petrol fiyatındaki zam, benzin ve doğalgaz fiyatlarının artması, enflasyonun yükselmesi, taşımacılık ve imalat sektörlerinin bu durumdan kötü etkilenmesi, ekonomik girişimlerin azalması, halkın gelirinin düşmesi ve işletmelerin kârları ile halkın tüketiminin daralması gibi zincir etkilere yol açtı.

Washington yönetiminin başlattığı ticari savaş, şüphesiz ki küresel ekonomik büyümeyi etkileyen diğer bir "kara delik".

"O milyarderin" son zamanlarda Twitter hesabından "ticari savaşın zaferine ulaşıyor" gibi açıklamalar yapmasına rağmen; uzmanlara göre, küresel ekonomik büyüme ticaretle sıkı şekilde bağlantılı. Özellikle ek gümrük vergisi uygulaması, en son olarak küresel ticaret hacmini ve ticarete yönelik güveni etkileyecek. Bu da ekonomik durgunluğa ve enflasyona yol açarak, küresel ekonomiyi geriye sürükleyecek.

IMF uyardı

Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomide olumlu gelişme eğiliminin uzun sürmeyeceği uyarısında bulundu. IMF, küresel ekonomik büyümenin 2020'de yüzde 0,5 oranında gerileyeceği, yani 430 milyar dolar azalacağı tahmininde bulundu.

Dünya Bankası tarafından Haziran ayında yayınlanan raporda da, ticari anlaşmazlıklardaki tırmanışın küresel ticarete getirdiği etkilerin 2008'de yaşanan finansal krizden daha az olmayacağı ve bu durumdan en çok gelişmekte olan ülkelerin etkileneceği kaydedildi. Söz konusu raporu hazırlayanlardan ekonomist Franziska Ohnsorge, ticari korumacılığın gerçek tehlike olduğuna işaret etti.

İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, Temmuz ayının başında yaptığı bir konuşmada, ticari korumacılığın, ticaret miktarının azalması, tedarik zincirinin kırılması ve ithalat maliyetlerinin yükselmesi gibi açılardan reel ekonomilere doğrudan etkiler getireceğini vurguladı.

Ayrıca, İngiltere Merkez Bankası'nın Temmuz ayı tahminlerinde de, ABD ile diğer ticari ortakları arasındaki gümrük vergisi artışının 10 puana varması durumunda, ABD ekonomik üretiminin yüzde 2,5 oranında azalmasına ve küresel ekonominin yüzde 1 oranında daralmasına yol açılabileceği kaydedildi.

Uluslararası bankacılık ve finansal hizmetler alanında faaliyet gösteren ABD merkezli JPMorgan Chase şirketi de, her geçen gün tırmanan ticari savaşın sonucunda, önümüzdeki iki yıl içinde küresel ekonominde yüzde 1,4 düşüş yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Genel olarak, ekonomi güçlü büyüdüğü takdirde enflasyon oranı da yükselecek. Fakat ticari savaş, ekonomik gerileme yaşanırken enflasyon oranını yükseltebilir. Merrill Lynch'in baş yatırım stratejisti Richard Bernstein, ticari savaşın enflasyona etkilerinin sıkça ihmal edildiğinin altını çizerek, mal ve hizmet ticaretinin sınırlanması durumunda enflasyon yaşanmadığına dair örneklerin tarihte daha önce görülmediğini söyledi.

Pictet Asset Management şirketinin baş stratejisti Luca Paolini de, ABD'nin dış ticarette kapsamlı şekilde yüzde 10 ek gümrük vergisi getirmesi durumunda, küresel enflasyonun yüzde 0,7 yükselmesine yol açacağını öngördüklerini ifade etti.

Luca Paolini, Çin ve ABD'nin dışında, Lüksemburg, Slovakya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Güney Kore'nin de en çok ihracat riski yaşayacak ülkeler olacağına dikkat çekti.

The Japan Times gazetesinde yer alan bir başka yorumda ise, yüksek enflasyonun önünü kesmek için ABD yönetiminin derhal ek gümrük vergisi getirmekten vazgeçmesi gerektiği belirtildi.

ABD "öngörülememeyi" istiyor

İran nükleer anlaşmasından çekilme, ticari savaş başlatma, Paris İklim Anlaşması ve UNESCO'dan çekilme gibi Washington'un üst üste açıkladığı politikalar, mevcut ABD yönetiminin dış politikadaki en büyük özelliğinin "öngörülemezlik" olduğunu doğruladı. Ancak dünyanın en büyük ekonomisi ve en etkili süper gücü olarak ABD, dünyaya büyük bir "öngörülebilirlik" borçlu.

Bu nedenle, dünyanın, ışığın tüm güzelliğini ve refahı bir anda yok edecek bir "Amerikan kara deliği"ne ihtiyacı yok.