Haber Analiz: ABD 'ticaret sanatı'ndan ne anlıyor?

Haber Analiz: ABD 'ticaret sanatı'ndan ne anlıyor?

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayınlanan en son 2018 Dünya Ekonomik Görünüm raporu, 2019 için küresel ekonomik büyüme tahminini, Nisan ayındaki %3,9'dan %3,7'ye düşürdü. IMF, belirsizlik ortamında, ticaret risklerinin küresel ekonomi için büyük bir sorun haline geldiğini kaydetti. IMF Başkanı Christine Lagarde, dünya liderlerini, küresel ticaret sistemini yok etmeye çalışmak yerine, onarmak için ellerinden geleni yapmaya çağırdı.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence birkaç gün önce Washington'da yaptığı konuşmada ABD'nin 250 milyar dolar değerindeki Çin ürünlerine uyguladığı yaptırımlara atıf yaparak, "Başkan Trump açıkça gösterdi ki adil ve karşılıklı faydaya dayanan bir anlaşma sağlanmadıkça daha fazla tarife uygulanacaktır" ifadesini kullandı.

Pence yaptığı konuşmada, "Başkan Trump sayesinde ABD'nin kendi çıkarlarını yenilenmiş bir güçle savunmaya başladığını" söyledi. Görünüşe bakılırsa, "tarife sopasını sallamak ve bir anlaşma için müzakere çağrısında bulunmak", Washington yönetimi tarafından "Önce Amerika" siyasetinin temeli addediliyor.

ABD ve Avrupa Birliği 25 Temmuz'da ticaret sürtüşmesi konusunda ortak bir açıklama yaptığında, Trump'ın ekonomi ekibindeki bazı kıdemli danışmanlar bile kulaklarına inanamadı. Trump, Ağustos ayının sonunda, Batı Virginia'da yaptığı kampanya sırasında, Amerika Birleşik Devletleri'nin, AB'den ihraç ettiği her arabaya %25'lik ek tarife uygulaması gerektiğini söyledi.

Kanada açısından duruma bakacak olursak; 9 Haziran'da Kanada'da düzenlenen G7 zirvesinden sonra açıklanan ortak bildiriye Trump destek vermedi. Kanada Başbakanı Trudeau, Trump ayrıldıktan sonra bir basın toplantısı düzenledi.

Bir de Japonya var... Trump Japonya'yı çelik ve alüminyumda tarife listesine aldığı gibi, ABD'ye ihraç edilen Japon arabalarından alınacak vergiyi yüzde 2,5'tan yüzde 25'e çıkarma tehdidinde bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri şu ana kadar Trans-Pasifik Ortaklığı Anlaşmasını (TPP) terk etti, Paris iklim anlaşması, İran nükleer anlaşması ve UNESCO İnsan Hakları Konseyi'nden çekildi. Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler'den ayrılmayı bile gündeme getirdi. Medeni toplumlar tarafından her zaman saygı gören kurallara uyma kültürü, son dönemde Beyaz Saray tarafından rafa kaldırılıyor.

Anlaşma ve kurallara uyma ruhu, Batılı medeni toplumun özü ve güvenilir bir ticaret medeniyetinin temel taşıdır. İkinci Dünya Savaşı'ndan beri anlaşma ruhunun rehberliğinde, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü ve diğer uluslararası örgütler başarıyla görevlerini yerine getirdi. Uluslararası düzen, uluslararası hukuk, bölgesel istikrar ve barış teminat altına alındı. Amerika Birleşik Devletleri kendi süper güç statüsünü de böyle bir düzende sağlama alabildi.

ABD yönetiminin göreve gelmesinden bu yana, yönetimin izlediği aşırı kişisel çıkarcılık, korumacılık ve tek taraflılık, ABD'nin ulusal kredisine sürekli zarar veriyor ve anlaşma ruhunu aşındırıyor. Pence, Çin'e asılsız suçlamalarda bulunduğu konuşmasında açıkça söyledi: ABD'nin sorunları çözme samimiyeti yok. Onlar sadece "ticaret sanatını" kullanarak kendisini 'tek süper güç' konumunda tutmak istiyor.

Anlaşma ruhunu kaybeden ve ortaklarına büyük baskı yapan ABD'nin, dünyaya ve kendisine nasıl fayda sağlayacağını bekleyip göreceğiz.