Genelkurmay Çatı Davası

Genelkurmay Çatı Davası
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi esnasında Genelkurmay Karargahı'nda yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin de yer aldığı 221 kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen duruşmanın bugünkü celsesinde, sanıklardan eski 28. Mekanize Piyade Tugayı İkinci Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Ertuğrul Terzi, savunmasını yaptı. 

Yurtta Sulh Konseyi üyeliğini reddeden Terzi, iddianamedeki suçlamalara dayanak olarak sadece İstanbul'da ifade veren Yarbay Murat Yanık'ın sözlerinin bulunduğunu kaydetti. Kara Harp Okulundan 1998'de mezun olduğunu, 2016 Nisan'ına kadar da hiçbir dönemde Murat Yanık ile tanışmadığını, görüşmediğini ifade eden Terzi, 28. Mekanize Piyade Tugayına Murat Yanık ile aynı dönemde atandıklarını, atandıktan sonra telefonda tanıştıklarını ve Nisan'dan sonra da birkaç kez telefonda görüştüklerini anlattı. 

Murat Yanık'ın, "Sivas'ta yıllık izindeyken Yarbay Ertuğrul Terzi beni arayarak tabura katılışımı erken yapmamı söyledi" iddiasını reddeden Terzi, kendisinin 24 Haziran 2016'da yeni görevine başladığını, taburdaki eksiklikleri gördükten sonra da Murat Yanık'ı arayarak bunlardan söz ettiğini, ne kadar çabuk görevine başlarsa kendisi için iyi olacağını söylediğini savundu. 

Sanık Terzi, Murat Yanık'ın kendisini izin dönüşü terminalden karşılamasını istediğini, devre arkadaşı ve yeni görevinde de mesai arkadaşı olacağı için bu isteğini kabul ettiğini, Yanık'ı AŞTİ'den aldıktan sonra Altınpark yakınlarında yol üstünde bir yerde bıraktığını ifade ederek, "Murat Yanık ile aramızda amir-memur, ast-üst ilişkimiz yoktur. Onu izinden çağırma yetkisi amirlerine aittir. Murat'ın 'Altınpark yakınlarında bilmediğim bir yere bıraktı' iddiası da kendisiyle çelişen bir ifade. Murat Yanık, sanık Bilal Akyüz ile ilgili ifadesinde bu evin Mamak'ta olduğunu iddia ediyor. Evin sahibi Neşet isimli şahsın ifadesinde ise Keçiören'deki bir adresten bahsediliyor." dedi. 

Yanık'ın evde albaylar Orhan Yıkılgan, Bilal Akyüz, Savaş Kabaklı ve Ejder Yıldırım ile general Ali Kalyoncu'nun kendisini beklediğini iddia ettiğini hatırlatan sanık Terzi, "Bu evde toplandığımız iddia edilen Yıkılgan, Akyüz, Kabaklı ve Kalyoncu ile böyle bir evde bulunmadım. Bu ve benzeri hiçbir evde bu ya da başka kişilerle hiçbir toplantıya katılmadım. Yanık'ın 'ben darbe toplantılarına katılmadığım ya da birliğime katılış işlemlerimi yapmadığım için beni İstanbul 2'nci Zırlı Tugayda görevlendirdiler' ifadesi de hepimizin aklıyla dalga geçmektir. Eğer böyle bir darbe planlanmışsa kimsenin birliğine katılış işlemlerine bakılmaz." diye konuştu. 

Sanık Terzi, Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin nasıl belirlendiği, kimlerin bu isimleri seçtiği yönünde iddianamede bilgi, belge ve somut delil bulunmadığını savunarak, Cumhuriyet savcılığının da bu tespitlerde bulunamadığını öne sürdü.   

Terzi, "Hiçbir kurum dernek, sivil toplum kuruluşu veya bir futbol kulübüne bile üye olmadım, terör örgütü üyeliği suçlamasını kesinlikle reddediyorum. Suçlamalara dayanak olarak tek bir şey var, o da Murat Yanık'ın ifadesidir. Yanık'ın ifadesinde cevaplandırılması gereken birçok konu vardır. Ben konsey üyesiysem, toplantı yaptığımız iddia edilen Ejder Yıldırım ve bizzat Murat Yanık neden konsey üyesi değildir?" ifadesini kullandı. 

Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğu iddia edilen 38 kişiden sadece birini tanıdığını, diğerleriyle hiçbir dönem tanışmadığını, görüşmediğini iddia eden Terzi, "Yurtta Sulh Konseyi üyeleriyle ne 15 Temmuz'dan önce ne de 15 Temmuz gecesi herhangi bir temasım olmamıştır. Bu kişilerin rütbe ve makamları incelendiğinde en küçük rütbeye, yarbay rütbesine sahip olarak benim böyle bir konsey üyesi olduğum ne kadar inandırıcı olabilir?" dedi. 

Konsey üyelerinin ne zaman toplantılar yaptığı, ne zamandan beri görüştükleri, ilişkilerinin geçmişi konularında iddianamede hiçbir delil bulunmadığını öne süren Terzi, kendisinin Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğunu iddia eden Murat Yanık'ın mahkemede dinlenmesini talep etti. 

Sanık Terzi'nin savunmasının ardından Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, Terzi'nin savcılık ve emniyetteki ifadelerini okudu. 

Savcılıktaki ifadesinde "Genelkurmay Başkanlığında terör saldırısı olduğu gerekçesiyle desteğe gittiklerini" söylediğini anımsatan Hakim Dik, "Sizin güvenlik göreviniz var mı?" diye sordu. Sanık Terzi, "Taburumun kolluk güçlerini destekleme yetkisi var. Ankara'da 3 ilçede müdahale yetkim var." yanıtını verdi. 

15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından 4 gün yoğun bakımda kaldığını ileri süren Terzi, "Yaşananların darbe olduğunu emniyete gittiğimde polislerden öğrendim." dedi. 

Mahkeme Başkanı Dik'in, 15 Temmuz'da "Türkiyem" adlı Whatsapp grubundan "Zırhlı araçların üzerine vatandaşın çıkmasına izin vermeyin. Çıkanı vurun, indirin." mesajı yazıp yazmadığı sorusuna da sanık Terzi, Whatsapp grubunu kendisinin kurduğunu ancak 15 Temmuz günü hiçbir mesaj yazmadığını, sadece yazılanları okuduğunu savundu. 

Odasında yapılan aramada Ankara şehir haritası, "Çakırsöğüt 4 tabur, bin asker" ibareli not ve sıkıyönetim atama kararlarının çıktığının belirtilmesi üzerine de Terzi, Çakırsöğüt'e hiç gitmediğini, bölgeyi bilmediğini, yazılı notun kriminal incelemesi yapılarak yazının kendisine ait olup olmadığını tespitini talep etti. 

Terzi'nin avukatı da müvekkilinin isnat edilen Yurtta Sulh Konseyi üyeliğine dair somut delil bulunmadığını, müvekkilinin bu suçtan beraatine ve tahliyesine karar verilmesi gerektiğini savundu. 

Müşteki avukatlarından Muammer Cemaloğlu da "Zırhlı araçlarla saat kaç gibi Akköprü'ye vardınız? İl Emniyet Müdürlüğüne saldırı olduğunu görmediniz mi? Amacınız polise destek vermekse polise ait merkeze saldırı olduğunu görüp, neden polise destek vermediniz? Jandarma Genel Komutanlığının önünde sivil vatandaşlara saldırı olduğunu görmediniz mi? Emniyet güçlerine neden destek vermediniz?" diye sordu.

Sanık Terzi, bu sorulara, "Gece 12'den sonra Akköprü'ye yaklaştık ama Emniyet Müdürlüğü'nü görmedim. Zırlı araç içinde camlar kapalıydı. Jandarma Genel Komutanlığı önünde de mahşeri bir kalabalık vardı, silah sesleri geliyordu. Elimde silah vardı, bana silahı bırak dediler, silahı aracın üstüne bıraktım ve elimi kaldırdım. Sonra silahımı tekrar aldım ve havaya ateş ettim, halk uzaklaştı." yanıtını verdi. 

Terzi, Mahkeme Başkanı Dik'in "Darbeyi davanın bir numaralı sanığı Fetullah Gülen'in yaptığını düşünüyor musunuz?" sorusuna da "Onu bilemiyorum." yanıtını verdi. 

Başbakanlık avukatı Süleyman Ayhan'ın, "Emri kimden almıştınız?" sorusuna da Terzi, "Savaş Kavak'tan, telefonla aldım. 'Terör, çatışma var' denildi. Onun için gidiyorduk. Emniyet Müdürlüğünü geçemedik, bu tarafta kaldık." dedi.

Bir keskin nişancı tarafından sürekli bahçenin içine ateş edildiğinin söylendiğini kaydeden Terzi, "Bir keskin nişancı var ve bir şehidimiz var. Halk mı atıyor, terörist mi atıyor? Benim düşüncem terörist." ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkanı Oğuz Dik'in, "Halk niye ateş etsin?" sorusunun ardından Terzi, "Şu anda halk diyoruz ama ben oraya vardığımda kimler olduğu belli değil. Bana verilen bir görev, gittiğim göreve uygun bir ortam var. Ne olduğunu bilmiyorsunuz." diye konuştu.

Avukat İbrahim Kayıkçı'nın "16-17 yaşında bir genci vurduğunuz şeklinde bir ifade var. Silah kullandınız mı?" sorusuna, "Hayır, kimseye ateş etmedim." yanıtını veren Terzi, sanıklardan Mustafa Çiçek'in, silahlı kuvvetlerdeki sistemden, "darbe girişimi olduğuna dair bir mesaj alıp almadığı" yönündeki soru üzerine de böyle bir mesajın cep telefonuna gelmediğini söyledi.

Bunun üzerine bir müşteki avukatı, "Sayın Genelkurmay Başkanının yaverinin dahi darbeci olduğu bir ortamda bu sistemi kullananların darbeci olmadığını nereden biliyoruz?" dedi.

Terzi'nin çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından duruşma sona erdi. Davaya yarın sabah devam edilecek.

- "Sayın kelimesini geri alıyorum"

Bu arada , çapraz sorgusu sırasında soru soran Başbakanlık avukatı Süleyman Ayhan, sorusuna, "Sayın Terzi" diyerek başladı. Ayhan, hemen ardından, "(Sayın) kelimesini geri alıyorum" dedi.

Davada yarın, olay tarihinde albay rütbesiyle Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli olan Fırat Alakuş'un savunması alınacak. Kalan süreye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast ekibini yöneten ve olay tarihinde tuğgeneral olan Gökhan Şahin Sönmezateş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile diğer komutanları Akıncı Üssü'ne götüren helikopterin pilotlarından eski yarbay Halil Gül ile olay tarihinde korgeneral rütbesiyle Genelkurmay Personel Başkanlığı yapan İlhan Talu'nun savunmalarına geçilecek.