FETÖ'nün Darbe Girişimine İlişkin Dava

FETÖ'nün Darbe Girişimine İlişkin Dava

Rize'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsüne ilişkin davanın ilk duruşmasına devam edildi. 

Rize 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Mustafa Külünkoğlu, Zeki Rıza Çemberci, Ruşen Çolak, Şaban Arı, Yunuz Kotiloğlu, Hasan Fehmi Demircan, Nihat Işık, Yusuf Karadağ, tutuksuz sanıklar Ali Kara, Enver Ak, Musa Serdaroğlu, Sebahattin Uzun ile sanık avukatları katıldı.

Sanık yakınlarından bir kısmı salonun dar olması nedeniyle içeriye alınmadı.

İddianame ve savcılık ifadelerinin okunmasının ardından duruşmada sanıkların ifadesi alındı.

Mahkeme heyeti tarafından dün ara verilmesinin ardından bugün devam edilen duruşmada, ilk olarak darbe sonrası örgütün Rize Valisi olacağı iddia edilen Yunuz Kotiloğlu'nun ifadesi alındı.

Kotiloğlu, Rize'de saygın bir işadamı olduğunu, kendisine atılan suçlamaların çekemeyenler tarafından yapıldığını, örgüt ile çocuklarının eğitimi nedeniyle tanıştığını ancak hiçbir zaman ilişki içerisinde olmadığını ileri sürdü.

Bazı kişilerin ricası ile 2013 yılı sonunda örgüte yakın olduğu iddia edilen ve kapatılan RİSİAD Derneğine başkan olduğunu söylen Kotiloğlu, TUSKON toplantısında Rıza Nur Meral'ın 17/25 Aralık olayları sonrası konuşmasını tasvip etmediği için 2014 yılında istifa ettiğini, istifasının kabul edilmemesi nedeniyle noter kanalıyla istifasını gönderdiğini söyledi.

Rize-İkizdere ilçesindeki Ovit Dağı'nda darbe planı yaptığı ile ilgili iddianın asılsız olduğunu kaydeden Kotiloğlu, "Ovit Dağı'na son iki yıldır hiç çıkmadım. Darbe planı yapıldığı söylenen 14 Temmuz gündüzü çocuklarımla denize gitmiştik. Akşam ise 96 yaşındaki annemin yanındaydım. Bunlar telefon takibim yapılırsa rahatlıkla anlaşılacaktır. Bu konuda her türlü araştırma yapılsın, deliller incelensin. Eğer tek bir delil ispatlanırsa ben ve bütün ailem kellemizi kesmeye hazırız. Bu ispatlanırsa idama razıyım. Din açısından önemli olduğu için Ovit'e vallahi, billahi, tallahi gitmedim. Darbe planlamadım" diyerek ağladı.

Kotiloğlu, Bank Asya'da parasının olmadığını, örgütün para yatırma talimatının geldiği dönemde başka bankalarda 800 bin liraya yakın parası olduğunu ama adı geçen bankada tek kuruş para hareketinin bulunmadığını belirtti. 

Sanıklardan Ali Kara da çocuklarına iyi eğitim verebilmek için Rize'deki tek özel eğitim merkezi olan örgütün okullarına verdiğini, örgüt ile böyle tanıştığını, dini bir hareket olarak bildiğini anlattı. 

Kara, Zaman gazetesinin ve sızıntı dergisi abonesi olduğunu, 11 yıldır kanser tedavisi gördüğü için örgüt ile hiçbir yut dışı gezisine katılmadığını, neler planlandığını bilmediğini, 17/25 Aralık olayları sonrası ilişkisini tamamen bitirdiğini savundu.

Mahkeme başkanı, kanser tedavisi görmesi nedeniyle savunmasının alınmasının ardından Kara'ya izin vererek gönderdi.

Sanık Enver Ak ise dernek ve okulları legal yapı olarak bildiklerini, bu dönemde görev aldıklarını, yaşanan gelişmelerin ardından ilişkilerini kestiklerini kaydetti.

Eczacılar imamı iddiası ile yargılanan sanık Hasan Fehmi Demircan ise 2011 yılından itibaren eşinin sağlık sorunları nedeniyle İstanbul'da yaşadığını, iddianın imkansız olduğunu iddia etti.

İstanbul'da evinde yapılan armada çocuğunun cüzdanında iki dolar bulunduğu yönündeki suçlamayı kabul etmediğini beyan eden Demircan, "Çocuğumun cüzdanında 832 dolar bulundu. doların satın alındığı fiş dahi cüzdanındaydı. Sanki 830 dolar yok sayılarak birer dolar benimmiş gibi işlem yapıldı." diye konuştu.

Bank Asyaya yüklü miktarda para yatırdığı iddiası ile yargılanan Nihat Işık da eşinin bileziklerini satarak bankaya yatırdığını, kimseden talimat almadığını, böyle sayılacaksa talimatı verenin eşi olduğunu savundu.

Kullandığı hatlarda "Bylock" olduğu iddia edilen Sebahattin Uzun ise adına kayıtlı telefonları şirketlerin genel müdürü olarak tanıdığı kişinin kullandığını ileri sürdü.

Mahkeme başkanı Uzun'un bu sözleri üzerine, "Sen de her önüne gelene hat almışsın." diye kendisini azarladı.

Mahkeme başkanının, "Türk halkı bunları fakir çocukları okutuyor bildiği için yardım etti. Bir tane fakir çocuk okutulmadı. Nereye gitti bu paralar? Burada 300 dolar kurban parası alındı. Uganda'da koyun 15 dolar. 285 dolara ne oldu? yönündeki sorusuna Uzun, "Efendim, ben de iş bulamadığım için bu yapıda çalışmaya başladım. Maalesef bizi kendilerine kamuflaj olarak kullanmışlar." ifadelerini kullandı.

Yusuf Karadağ ve Musa Serdaroğlu'nun ifadelerinin ardından mahkeme heyeti eksiklerini giderilmesini isteyerek, duruşmayı erteledi.