Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Antalya'da

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Antalya'da

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin (IKBY) gayri meşru referandumuna ilişkin, "O referandum Irak anayasasına da aykırıdır. Bugüne kadar yaptığımız tüm dostane uyarıları dinlemeyen yönetimi bu saatten sonra da muhatap almıyoruz. Kürt kardeşlerimizi demiyoruz, yönetimi diyorum. " dedi. 

Bakan Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesi 2017-2018 akademik yılı açılış törenine katıldı. Üniversitenin Atatürk Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen  "Girişimci ve İnsani Dış Politika" başlıklı ilk dersinde Çavuşoğlu, Akdeniz Üniversitesinin kaliteli bir akademik kadrosunun bulunduğunu söyledi.

Mezun olacak öğrencilerin dinamizmine, vizyonuna ve ideallerine her zamankinden daha fazla ihtiyaçlarının olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, çok hızlı akan tarihin akışını takip etmekte bile zorlandıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda dünya düzeninin geriye gittiğini söylediğini anımsatan Çavuşoğlu, dünya düzenini geleceğe uyarlayabilmek, reforma tabi tutabilmek ya da daha etkin hale getirebilmek için uğraştıklarını bildirdi.

Dış politikalarını girişimci ve insani olarak tanımladıklarını anlatan Çavuşoğlu, Türk milletinin insani değerlerinin tüm dünyanın takdirini topladığına, örnek alındığına dikkati çekti.

Bu girişimci ruhun tehditler ve sorunlar karşısında etkin mücadele etmelerini sağladığına işaret eden Çavuşoğlu, dünyanın neresinde olursa olsun yaşanan sorunlara sırtlarını dönmediklerini ifade etti. 

-"Dünyada nerede bir mazlum varsa onun yanında olmak bizim vicdanı görevimiz"

Myanmar'da yaşananlara ilişkin ilk devreye giren ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, "Uzun süre İslam dünyasından hiç ses çıkmadı. Hemen sorunlu alanlara insani yardımlarımızı ulaştırdığımızı tüm dünya gördü. Bangladeş'e de gittik. Neden? Dünyada nerede bir mazlum varsa onun yanında olmak bizim vicdanı görevimiz, insani politikamızın bir yansımasıdır. Bangladeş'e kamp kurmak istiyoruz. En azından oradaki insanların yaşam şartlarının biraz daha kaliteli, insana yakışır bir hale gelmesi için çaba sarf ediyoruz. Bangladeş'ten kamp yeri rica ettik. Tahsis edeceklerini söylediler. Bir ada verecekler ama henüz bu adayı görmedik. Oradaki mazlumlara biz sahip çıkmazsak bilin ki hiç kimse sahip çıkmaz." diye konuştu

İnsani sorunlara kayıtsız kalmamanın yanı sıra Türkiye'nin yakın çevresinde barış, istikrar ve refahın sağlanmasında da büyük önem taşıdığını aktaran Çavuşoğlu, sorunların köküne inip bunları çözmeleri gerektiğini söyledi. 

Çavuşoğlu, bugün uluslararası kuruluşların raporlarına göre en fazla mülteciyi barındıran ülke olduklarını belirterek şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler'de sadece iltifatta bulundular. 'Türkiye senin kampların mükemmel, helal olsun sana' dediler. Tamam bu güzel de yük paylaşımı nerede. Ben harcamışım 30 milyar dolar. Tüm dünya toplanmış bize verdiği miktar 520 milyon dolar. Al senin olsun. Avrupa Birliği ile bir anlaşma yaptık. Herkes yükümlülüklerini yerine getirecek. 2016 sonuna kadar birlik 3 milyar avroyu Suriyeli mültecilere verecekti. Bugüne kadar sadece 820 milyon avro verdiler. Yok bürokrasiymiş, yok şuymuş, buymuş. Zaten bu insanlar zor şartlardan kaçmışlar sen hangi bürokrasiden bahsediyorsun. Bırak bunları.  İnsani yanaş. Suni yaklaşma. 'Bunlar insan. İnsanca yaşamayı hak ediyor' de. Bölgesel örgütler aracılığıyla o bölgelerdeki sorunların çözümüne de katkı sağlıyoruz. Kolombiya'da barış sürecini en çok destekleyen ülkelerden birisi Türkiye oldu. Bir diplomatımızı görevlendirdik. Müzakerelerde yardımcı olsun diye. Şimdi FETÖ'den dolayı yüzde 25'ini bakanlıktan diplomatların atmak durumunda kaldık. Atmaktan dolayı mutlu değilim bu kadar ama onları attığım için mutluyum."

Bakanlığın hainlerden temizlendiğini anlatan Çavuşoğlu, buna rağmen diplomatlar burada görevlerini en iyi şekilde yapsınlar, Türkiye'yi temsil etsinler diye uluslararası kurumlara görevlendirmeler yaptıklarını ifade etti. 

- "Avrupa'nın değerlerinden uzaklaşan Avrupa'nın kendisidir"

Yoğun bir girişimci dış politika izlediklerine dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bugün karşı karşıya kaldığmız sınamalarla baş edebilmek için girişimci olmamız lazım. Terörle mücadele temek için başkalarının bize yardım etmesini bekleyemeyiz. Zorlamamız lazım.  Bu konuda ciddi bir samimiyetsizlik var. Bu samimiyetsizliği açık açık görüyoruz. Bir ülkenin dışişleri bakanı beni aradı Bir  PKK'lı  teröristi neden veremeyeceklerini anlatıyor. Anlıyorum. Kabul ettiğim anlamına gelmez ama işte bu sebepten dolayı Avrupa ortak değerlerin merkezi değil ortak değerleri yok eden teröristlerin evi merkezi olmaya başladı. Ortak değerleri yok eden aşırı akımların merkezi olmaya başladı. İşte Almanya'dan Gabrial'in tabiriyle Nazi partisi meclise girdi. Onun tabirini söylüyorum ha Nazi deyince zıplıyorlar. Onun kullandığı tabir. Hepsi içindekilerin Nazi değilmiş ama ciddi bir kısmı da böyleymiş. Kendisiyle bugün telefonla da görüştük. Değerlendirdik. İlişkilerimzi nasıl düzelteceğiz onu da konuştuk. 'Artık seçim bitti, popülizm bitti, gerçekleri konuşalım' dedim. Bizim sizinle ne problemimiz olsun, Almanya'dan ne isteyeceğiz. Sen benden ne istiyorsun onu söyle kardeşim. Açık konuşmak lazım. Girişimci olmak demek, sadece arazide girişimci olmak değildir. İnteraktif olacaksınız, küsmeyeceksiniz. Sorun varsa o ülkeyle sorunu çözmek için açık, samimi, dürüst bir şekilde konuşmak lazım. Varsa sizde hata o hatayı da özeleştiri yaparak düzeltmek lazım. Biz böyle yaklaşıyoruz. Eksiklik, hata olabilir. Almanya ile inşallah ilişkilerimizi düzelteceğiz." 

"Avrupa'nın değerlerinden uzaklaşan Avrupa'nın kendisidir." diyen Çavuşoğlu, "Hoşgörüsüzlük Avrupa değerleriyle çelişmiyor mu? Irkçılık, yabancı düşmanlığı, kendisi gibi düşünmeye inanmaya yönelik nefret, İslam ya da Yahudi düşmanlığı fark etmez hangi din olursa olsun. Bunların hepsi Avrupa'da hat safhaya geldi. Maalesef. Tüm bunları Avrupa Birliği ile samimi şekilde değerlendireceğiz. Bizim Avrupa Birliği değerleriyle de bir sorunumuz yok, kriterleriyle de bir sorunumuz yok. Neden olsun. Olmaması lazım. Bugün böyle bir türbülans yaşıyoruz ama bizim için Avrupa Birliği'ne üyelik halen stratejik bir hedeftir. Önümüzdeki süreçte gerek Avrupa ülkeleriyle gerek Avrupa birliğiyle ilişkilerimizi yoluna koyacağız." ifadelerini kullandı. 

 İnsani dış politikaları uygulamak için ekonomik gücün önemli olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Türkiye'nin her şeye rağmen yüzde altının üzerinde büyüyerek hedeflerine emin adımlarla gittiğini söyledi.

Varolan sorunları çözmek için samimi yaklaştıklarını dile getiren Çavuşoğlu, "Kıbrıs sorununu çözmek için samimi yapıcı bir yaklaşım gösterdik. Montana'da gördük ki maalesef  Kıbrıs konusunda Rum tarafı ve onunla beraber hareket eden Yunanistan herhangi bir çözüme hazır değil. O günden bu yana bir tarafı suçlayıcı dilden uzak durduk. Yarın bir adım atılacaksa oturup konuşulup bir çözüm olması lazım. Ama Türkiye'nin, Kıbrıs Türk halkının haklarını çıkarlarını yok sayarsanız, yok etmeye çalışırsanız o bir çözüm olmaz. O 'Her şeyi bırak gel, bana bağlı yaşa' olur. Onu da ne Kıbrıs Türk halkının, ne de bizim kabul etmemiz mümkün. Kalıcı bir çözüm lazım. Siyasi eşitliğe dayalı, iki tarafın da haklarını koruyacak bir çözüm olması lazım."  değerlendirmesinde bulundu. 

- "Terörizm bahanesiyle İslam düşmanlığını körüklüyorlar"

Çavuşoğlu, Suriye'de ateşkesin sağlanması için bir yıldır çok yoğun çaba sarf ettiklerini vurgulayarak şöyle konuştu:

"Geçen yıl bugün burada olsaydık Halep'te hastanelerde, okullarda ölen insanları konuşurduk. Birkaç gün İdlib'de buna benzer bazı olaylar oldu. Dün akşam Putin ile Cumhurbaşkanımız çok açık konuştu. Askerlerimiz, diplomatlarımız dün akşamdan itibaren toplanmaya başladı. Terörist varsa belirlensin, terörist hedef alınsın. Terörle mücadele etmek bizim de önceliğimiz. Terörle mücadele kisvesi altında masum insanları hedef alırsanız buna karşıyız. Geçen seneye göre arazide durum çok iyi. Siyasi sürece tekrar odaklanmak için yoğun çaba sarf ediyoruz. Astana ile beraber çatışmasızlık bölgeleri, güven artırıcı önlemler bölgeleri kalıcı olmaz, tekrar kırılganlık içinde dağılır gider. Çabalarımız da heba olur. DEAŞ ile mücadele etmek bizim görevimiz. Bizim barış dini İslamı, kutsal dinimizi kullanıyor. Bir terör örgütünün bizim dinimizle ne alakası olabilir. İslam dini bir insanın bile öldürülmesine karşı. DEAŞ'ın İslam diniyle ilgisi olmadığın en etkin şekilde söylüyoruz. Diğerlerinin kullandığı tabir 'İslami terörizm, radikalizm.' İslam dinine saldırarak terörizmle mücadele ettiğinizi zannediyorsunuz. Myanmar'da bu kadar insan öldürülürken Budist rahiplerin bizzat bu saldırılara katıldığını görürken biz Budizmi eleştirip 'Budizm terörü' diyor muyuz? Peki siz niye 'İslami terörizm' diyorsunuz. Burada terörizm bahanesiyle İslam düşmanlığını körüklüyorlar."

FETÖ'den nere olursa olsun, hesap sormanın kendilerinin görevi olduğunu anlatan Çavuşoğlu, yurt dışındaki en büyük önceliklerinden birisinin FETÖ ile mücadele olduğunu dile getirdi.

Çok sayıda ülkede okulun devir alındığını,  birçok yerde birçok kuruluşu kapattırdıklarını, sınır dışı edilenler, Türkiye'ye gönderilenler olduğunu aktaran Çavuşoğlu, "Bunlar nerede olursa olsun 15 Temmuz'u bu millete yaşatanlardan hesap sormaya devam edeceğiz. Bu bizim kararlığımızdır. Dışişleri Bakanlığımızın en önemli önceliklerimizden birisidir. Bu konuda ABD'ye de YPG konusunda çok hatalı olduğunu net şekilde söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız, Trump ve ekibine YPG ile hatalarını net şekilde söyledi. Irak'ta yapılan hataların Suriye'de de tekrar edildiğini belirttik." dedi.  

- "Mevki, makam ve rant hırsı aklın önüne geçiyor"

IKBY'deki gayrimeşru referanduma da değinen Çavuşoğlu, referandumun geçersiz olduğunu kaydetti.

"O referandum Irak Anayasası'na da aykırıdır. Bugüne kadar yaptığımız tüm dostane uyarıları dinlemeyen yönetimi bu saatten sonra da muhatap almıyoruz. Kürt kardeşlerimizi demiyoruz, yönetimi diyorum. Saddam döneminde de oradaki Kürt kardeşlerimize hep sahip çıktı. İdlib'e gittiğimde de oradaki Kürt kardeşlerimizin çoğu bunu istemiyordu. Görevinin başında süresi belli olmayan bir başkanlığı yürütmek için esasen bölgenin geleceğini, Kürt kardeşlerimizin geleceğini riske atan bir yönetim var." ifadelerini kullanan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bizim muhatabımız Bağdat yönetimidir. Onlardan gelen talepleri dikkate alarak Milli Güvenlik Kurulumuz, Bakanlar Kurulumuz kararları, aldığımız kararlar var. Bu kararları aşama aşama uygulayacağız. Henüz geç değil. Bu vahim hatadan dönmeleri gerekiyor. 'Bu yöntem ile Kürt kardeşlerimizin hakkını alacağız diye düşünüyorsunuz tam tersi onların güvenliğini ve geleceğini riske atıyorsunuz' dedim. Nereden nasıl tehditler geleceğini, Türkiye'den gelen bir tehdit değil, başka yerlerden de nasıl tehditler geleceğini tek tek, baş başa görüşmemde Barzani'ye anlattım. Mevki, makam ve rant hırsı aklın önüne geçiyor. Bu işlerin böyle olmadığını gördüler, göreceklerdir. Çok yönlü dış politika izliyoruz. Dış politikamızı birbirine alternatif görmüyoruz. 'Rusya ile iyi olursam Amerika ne der.' Öyle bir korkumuz da yok, kaygımız da yok. İslam dünyasıyla ilişkilerimiz iyi olduğu zaman diğerleri ne der bizim umrumuzda değil. Esasen bunu dedikleri zaman da şunu söylüyoruz. Bir Avrupalı bize sırtınızı dönüyorsunuz galiba şurada şurada varsınız. Ona 'Sen Kazakistan'da, Türkmenistan'da, Suudi Arabistan'da, Afrika'da var mısın?' Peki sen oralara gidince sende zemin kayması olmuyor da ben gidince niye oluyor. Sen oralara gidince ben sorguluyor muyum? Aramızda müttefiklik var. Sen hangi hakla beni sorguluyorsun.  Bu kadar açık net iki yüzlülüklerini suratlarına vurmak bizim boynumuzun borcudur. Bunu da hiç utanmadan sıkılmadan medeni bir şekilde yapıyoruz Yapmaktan da zevk alıyoruz." 

"Rusya ile her alanda iyi geçineceğiz diye bir şey yok." diyen Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Kırım konusunda onlara karşıyız. Başka konularda onlarla ayrı düşünüyoruz. Biz NATO müttefikiyiz. NATO müttefiki olmak Rusya ile düşman olmak değildir. Geçti o soğuk savaş dönemleri. Benim çıkarlarım var. Karşılıklı ekonomik çıkarlarımız var. Suriye'de birlikte hareket ediyoruz ara sıra aksaklık olsa da. Netice de alıyoruz.  Ben, Türkiye'de hava savunmamı kurmak istiyorum. Tehditler var. Yakın çevremde de var uzakta da var. Ben kendi hava sahamı korumak istiyorum. NATO'nun  kararları var. Tüm müttefiklerin hava sahasını koruma altına almakla ilgili. Uygulabilmiş değil. Ben 'NATO müttefiklerimden füze almak istiyorum' diyorum. Vermiyorsun. Teknoloji transferine de yanaşmıyorsun. Ben ne yapacağım elimi kolumu bağlayacakmıyım. Bana kim iyi şartlarda verirse ondan alırım. Vay efendim nasıl Rusya'dan alırsın? O zaman sen ver. Biz ilişkilerimizde bu dengeyi çok iyi kuruyoruz. Ukrayna gibi ya ben ya o tercihine bizi kimse zorlayamaz. Biz dengeli bir dış politika izlerken kompekse de kapılmıyoruz, kimsenin baskısından da etkilenmiyoruz. Bir noktaya gelince kimsenin size faydası yok. Kimse sizin çıkarlarınızı savunmaz."

Antalya Valisi Münir Karaloğlu ise Antalya'nın turizm ve tarım başkenti olmasının yanı sıra bir eğitim kenti haline geldiğini dile getirdi. 

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Ünal da Türkiye olarak son yıllarda oldukça zorlu dönemlerden geçtiklerini söyledi. 15 Temmuz hain darbe girişimi ve bunun getirdiği zorluklarla uğraştıklarını dile getiren Ünal, sınır dışında birçok olumsuzluklarla uğraştıklarını, bu sıkıntıların ülke ve millet olarak insani ve vicdani yükümlülüklerini artırdığını bildirdi. 

Törenin sonunda Rektör Ünal, Bakan Çavuşoğlu'na plaket hediye etti.